Hardcore Turkish

QuestionAnswer
's
-in
's
-ın
-ı or -i
-ı/-i eki
-l or -n
-l veya -n
a
bir
a bit
biraz
a little
biraz
a lot
bolca
a moment ago
biraz önce
about
hakkında
absent-minded
dalgın
absent‐minded
dalgın
accelerative
hızlandırıcı
accessible
ulaşılabilir
accidentally
yanlışlıkla
according to
göre
accurate
isabetli
accusative
-yı
active
aktif
actually
aslında
additional
ek
additional
ekstra
aesthetic
estetik
affectionate
sevecen
after
sonra
after
-sonrası
after
ardından
again
tekrar
again
yeniden
agile
kıvrak
ago
önce
aimed at increasing
artırmak yönelik
Ali
Ali
all
tüm
all
hepsi
all the time
sürekli
almost
neredeyse
alone
yalnız
alone
tek başına
along
boyunca
also
da
also
de
always
hep
always
daima
always
her zaman
always
sürekli
among
arasında
ample
geniş
analytical
analitik
analytically
analitik
and
ve
and
hem de
another
başka
any
hiçbir
anybody
kimse
anyway
yine de
apology
özür
apparently
meğer
art
sanat
artistic
sanatsal
as
gibi
as
olarak
as
kadar
as
-olarak
as a volunteer
gönüllü olarak
as if
gibi
as much
kadar
as much
o kadar
as well
de
at
-de
at
-da
at
-a
at
-ta
at
-te
at ease
rahat
at home
evde
at/in
-ta
attractive
cazip
attractive
çekici
autumn
sonbahar
average
ortalama
back
arka
back
dönüş
bad
kötü
balanced
dengeli
basic
temel
beautiful
güzel
because
çünkü
because
-diğinden
because of
yüzünden
before
önce
before
-madan
behavioral
davranışsal
behind
arka
beneficial
faydalı
beneficial
yararlı
best
en iyi
better
daha iyi
between
arasında
big
büyük
black
siyah
blue
mavi
both
hem
brave
cesur
briefly
kısaca
bright
aydınlık
bright
parlak
busy
meşgul
but
ama
but
fakat
but
ancak
by
tarafından
by
-arak
by
-erek
by chance
tesadüf
by saying
diye
cafe
kafe
calculation
hesaplama
calm
sakin
calmer
daha sakin
calming
sakinleştirici
canceled
iptal
captivating
sürükleyici
careful
dikkatli
carefully
özenle
carefully
dikkatlice
carefully
dikkatli
cautiously
temkinli
certificate
sertifika
certified
sertifikalı
challenging
zorlu
cheerful
güleryüzlü
chemical
kimyasal
chemistry
kimya
civilized
uygar
clean
temiz
clear
berrak
clear
net
clear
belirgin
clearly
açıkça
clearly
açık
close
yakın
closed
kapalı
closely
iç içe
cloudy
bulutlu
cold
soğuk
collective
kolektif
colored
renkli
colorful
renkli
combative
mücadeleci
comfortable
rahat
comfortable
konforlu
comfortably
rahatça
common
ortak
compassionate
merhametli
compassionate
şefkatli
compatible
uyumlu
competitive
rekabetçi
complete
eksiksiz
completely
tamamen
complex
karmaşık
complex
kompleks
comprehensive
kapsamlı
computer
bilgisayar
confident
emin
conservative
muhafazakar
considerably
oldukça
constantly
sürekli
constructive
yapıcı
continually
sürekli
continuous
sürekli
continuously
sürekli
convenient
kullanışlı
cool
serin
correct
doğru
correctly
doğru
credit
kredi
critical
kritik
crowded
kalabalık
crucial
önemli
crystal
kristal
cultural
kültürel
curious
meraklı
currently
şu anda
cute
sevimli
daily
günlük
dangerous
tehlikeli
dark
koyu
dead-end
çıkmaz
decisive
kararlı
decisively
kararlı
deep
derin
defensive
savunma
definite
belirli
definitely
kesinlikle
definitely
mutlaka
delicate
hassas
delicate
narin
delicious
lezzetli
delicious
leziz
democratic
demokratik
despite
rağmen
destructive
yıkıcı
detailed
ayrıntılı
determined
kararlı
determined
azimli
different
farklı
difficult
zor
digital
dijital
directly
doğrudan
dirty
kirli
distinct
belirgin
distinguished
seçkin
dramatic
dramatik
dreamy
hayalperest
dried up
kurumuş
dry
kuru
due to
yüzünden
during
sırasında
during
esnasında
during
-sırasında
during
boyunca
during
-sında
dynamic
dinamik
each
her
each other
birbir
earlier
daha erken
early
erken
easily
kolay
easily
kolayca
easily
rahat
easy
kolay
ecological
ekolojik
economic
ekonomik
economics
ekonomi
educational
eğitici
effective
etkili
efficient
verimli
elegant
zarif
eloquent
belagatli
eloquent
belagat dolu
empty
boş
encouraging
teşvik edici
encouraging
sevindirici
energetic
enerjik
enjoyable
keyifli
enough
yeterince
entire
bütün
equal
eşit
equivalent
eşdeğer
especially
özellikle
essential
şart
even
daha da
even
bile
even more
daha da
evening
akşam
every
her
every day
her gün
everyone
herkes
everyone's
herkesin
everything
her şey
excellent
mükemmel
exceptionally
olağanüstü
excessive
fazla
exciting
heyecanlı
exciting
heyecan verici
existing
mevcut
expected
beklenen
expensive
pahalı
experimental
deneysel
extremely
son derece
face-to-face
yüz yüze
famous
ünlü
far
uzak
far away
uzakta
fast
hızlı
faulty
hatalı
favorable
elverişli
favorite
en sevdiğim
filled
dolu
final
son
finally
nihayet
first
önce
first
ilk
first
öncelikle
first
birinci
five
beş
flexible
esnek
fluent
akıcı
flying
uçan
following
müteakip
food
yemek
for
için
for
-a
for example
örneğin
for example
mesela
forbidden
yasak
foreign
yabancı
foresighted
öngörülü
forever
ilelebet
formal
resmi
forward
ileri
four
dört
free
ücretsiz
free
özgür
freely
özgür bir şekilde
freely
özgürce
frequently
sık sık
fresh
taze
fresh
ferah
from
dan
from
-den
from
-ten
from
-dan
from
-lardan
from
-tan
from
-larından
from where
nereden
full
dolu
fully
tam anlamıyla
fully
tam
fully
tamamen
fun
eğlenceli
functional
işlevsel
fundamental
temel
future
gelecek
general
genel
generally
genellikle
generous
cömert
generously
cömert
glass
cam
glittering
pırıltılı
good
iyi
good
güzel
grammar
dilbilgisi
great
büyük
greater
daha büyük
gripping
sürükleyici
grumpy
huysuz
guaranteed
garantili
happy
mutlu
hard
zor
harsh
zorlu
hasty
acele
he
o
healthy
sağlıklı
heavy
yoğun
hello
merhaba
helpful
faydalı
helpful
yardımcı
helpful
yardımsever
her
onun
here
burada
hidden
saklı
hidden
gizli
high
yüksek
high-quality
kaliteli
high-quality
yüksek kaliteli
him
o
him
ona
his
onun
his
-si
honest
dürüst
hopeless
umutsuz
hot
sıcak
hot
acı
how
nasıl
how little
ne kadar az
how much
ne kadar
however
ise
however
ancak
human
insan
humble
mütevazı
hungry
I
ben
I wish
keşke
icy
buzlu
ideal
ideal
if
eğer
if
-sa
if
-arsa
if
-mazsa
if only
keşke
immediately
hemen
important
önemli
impossible
imkansız
impressive
etkileyici
in
da
in
-de
in
-da
in
-ta
in
içinde
in
-te
in
-inde
in
-nda
in
-larda
in
-ında
in
-deki
in
-ndeki
in
-unda
in
-daki
in
-sında
in
-ünde
in advance
önceden
in depth
derinlemesine
in effect
yürürlük
in front
önünde
in my hand
elimdeki
in my opinion
bence
in order to
için
in the afternoon
öğleden sonra
in the area
çevre
in the end
sonunda
in the face of
karşısında
in the future
gelecek
in the future
ileride
in the morning
sabah
in the neighborhood
mahalle
in which
-daki
incorrectly
yanlış
independent
bağımsız
independent
müstakil
indispensable
vazgeçilmez
inevitable
kaçınılmaz
infrastructure
altyapı
innovative
yenilikçi
innovative
inovatif
inside
içinde
inside
inside
içeri
inspiring
ilham verici
instead of
yerine
intense
yoğun
interest
faiz
interested
meraklı
interesting
ilginç
international
uluslararası
intimate
samimi
into
-ye
into
-e
irregular
düzensiz
it
o
it
ona
it turns out
meğer
its
onun
just
tam
large
büyük
last
son
last
geçen
last night
dün akşam
last night
dün gece
lasting
kalıcı
late
geç
later
daha geç
light
hafif
like
gibi
limited
sınırlı
little
küçük
lively
canlı
local
yerel
logical
mantıklı
logistic
lojistik
logistics
lojistik
long
uzun
long-term
uzun vadeli
low
düşük
luckily
neyse ki
magic
sihir
magnificent
muhteşem
main
ana
male
erkek
management
yönetim
mandatory
mecburi
many
pek çok
many
birçok
many
çok
marketing
pazarlama
materialization
gerçekleşme
math
matematik
maybe
belki
me
beni
me
bana
me
ben
mental
zihinsel
mesmerizing
büyüleyici
meticulously
özenle
meticulously
titizlikle
microwave
mikrodalga
mild
ılıman
mine
benimki
minimalist
minimalist
minor
ufak
misleading
yanıltıcı
missing
kayıp
mobile
mobil
modern
modern
modest
mütevazı
more
daha çok
more
daha
more
daha fazla
more
fazla
more elegant
daha şık
more productive
daha verimli
more quickly
daha hızlı
more suitable
daha uygun
morning
sabah
most
en
most
en çok
most delicious
en lezzetli
motivating
özendirici
my
benim
my
-im
myself
kendim
mysterious
gizemli
narrow
dar
natural
doğal
near
yakın
near
yakınında
nearby
yakın
necessary
lazım
necessary
gerekli
negative
olumsuz
never
asla
new
yeni
next
gelecek
next
önümüzdeki
next to
yanında
next week
gelecek hafta
next-door
yan
nice
güzel
no longer
artık
nobody
kimse
normal
normal
not
değil
now
şimdi
nutritious
besleyici
obligatory
mecburi
of
-nın
of
-ın
of
-un
of
-in
of
-nin
of
-lerin
officially
resmen
often
sık sık
old
eski
on
üzerinde
on
-da
on
-daki
on
üzerine
on
-de
on
-larda
on its own
kendiliğinden
on the other hand
ise
on the road
yolda
on the street
sokak
on time
zamanında
one
bir
one's own
kendi
online
çevrimiçi
online
online
only
sadece
open
açık
opened
açılan
or
yoksa
organized
düzenli
original
özgün
other
başka
other
diğer
otherwise
yoksa
otherwise
aksi takdirde
otherwise
aksi halde
our
bizim
our
hepimizin
out
dışarı
outside
dışında
outside
dışarıda
outside
dış
outside
dışarı
over time
zamanla
own
kendi
passionate
tutkulu
passive
pasif
passive voice
pasif yapı
patient
sabırlı
peaceful
huzurlu
perfect
mükemmel
perhaps
belki
personal
kişisel
physical
fiziksel
planned
planlı
planned
planlanan
pleasant
keyifli
pleasant
hoş
please
lütfen
pleased
memnun
poisonous
zehirli
polite
terbiyeli
poor
yoksul
popular
popüler
positive
olumlu
possible
mümkün
practical
pratik
practice
alıştırma
precisely
tam olarak
preferably
tercihen
prepared
hazırlıklı
preventive
önleyici
previous
önceki
priority
öncelikli
proactive
proaktif
problem-free
sorunsuz
product
ürün
productive
verimli
professional
profesyonel
promising
umut verici
proper
doğru
published
yayımlanan
quick
hızlı
quick
çabuk
quickly
hızlı
quickly
çabuk
quickly
hızlıca
quickly
hızla
quiet
sessiz
quieter
daha sessiz
quietly
sessizce
quite
oldukça
quotative
diye
quoting
diye
rainy
yağmurlu
rapidly
hızla
rarely
nadiren
rational
akılcı
ready
hazır
real
gerçek
realistic
gerçekçi
really
gerçekten
reasonable
uygun
reasonable
makul
reciprocal
karşılıklı
reclusive
münzevi
recycling
geri dönüşüm
red
kırmızı
reference
referans
regarding
konusunda
regular
düzenli
regularly
düzenli olarak
regularly
düzenli
relative marker
-ndaki
relative marker
-ki
relaxing
rahatlatıcı
renewed
yenilenmiş
resilient
dirençli
rich
zengin
right
değil mi
right
haklı
right
doğru
right away
hemen
round
yuvarlak
rural
kırsal
safe
güvenli
salty
tuzlu
same
aynı
satisfied
memnun
saying
diye
scientific
bilimsel
second
ikinci
selfless
özverili
sensitive
hassas
set
belirlenen
seven
yedi
severe
ağır
sharp
keskin
she
o
shopping
alışveriş
short
kısa
significant
önemli
simple
basit
simple
sade
sincere
samimi
slight
hafif
slippery
kaygan
slow
yavaş
slowly
yavaş
slowly
yavaşça
small
küçük
so
bu yüzden
so
böylece
so
o yüzden
so
öyle
so that
diye
so that
böylece
social
sosyal
social
toplumsal
soft
yumuşak
solar
güneş
solid
sağlam
solitary
yalnız
some
biraz
some
bazı
sometimes
bazen
sometimes
zaman zaman
sometimes
ara sıra
soon
yakında
spacious
geniş
spacious
ferah
sparkling
ışıltılı
special
özel
specialist
mütehassıs
spilled
dökülen
spring
bahar
stable
istikrarlı
steady
düzenli
steady
istikrarlı
steep
dik
still
yine de
still
hala
stormy
fırtınalı
strange
garip
strategic
stratejik
striking
dikkat çekici
strong
güçlü
strong
sağlam
structural
yapısal
stylish
şık
subtly
incelikle
successful
başarılı
successfully
başarıyla
such
böyle
sufficiently
yeterince
suitable
uygun
suitable
elverişli
summer
yaz
sunny
güneşli
superb
şahane
sure
emin
sustainable
sürdürülebilir
tasty
lezzetli
technical
teknik
technological
teknolojik
television
televizyon
ten
on
tense
gergin
than
-den
thanks to
sayesinde
thanks to
-sayesinde
thanks to that
bu sayede
that
o
that
ki
that
-ki
that much
o kadar
the ability
beceri
the ability
yetenek
the access
erişim
the accident
kaza
the accommodation
konaklama
the accommodation reservation
konaklama rezervasyonu
the accompaniment
eşlik
the achievement
başarı
the action
eylem
the activity
hareket
the activity
etkinlik
the actor
oyuncu
the admiration
takdir
the admiration
hayranlık
the adult
yetişkin
the advancement
gelişme
the advantage
avantaj
the adventure
macera
the advertisement
reklam
the advice
öğüt
the aesthetic
estetik
the agreement
anlaşma
the aid organization
yardım kuruluşu
the aim
amaç
the air
hava
the analysis
analiz
the ancestor
ata
the animal
hayvan
the answer
cevap
the anxiety
kaygı
the appearance
görünüm
the application
uygulama
the appointment
randevu
the approach
yaklaşım
the area
bölge
the arena
arena
the armchair
koltuk
the aroma
aroma
the art
sanat
the article
makale
the artist
sanatçı
the artwork
sanat eseri
the assignment
ödev
the assistant
asistan
the assurance
güvence
the athlete
sporcu
the atmosphere
atmosfer
the attendant
görevli
the attention
dikkat
the attitude
yaklaşım
the audience
izleyici
the audience
dinleyici
the author
yazar
the autonomy
özerklik
the awareness
farkındalık
the baby
bebek
the back
arka
the bag
çanta
the bakery
fırın
the baking
fırıncılık
the balance
denge
the balcony
balkon
the ball
top
the bank
banka
the basis
temel
the basket
sepet
the bathroom
banyo
the bazaar
çarşı
the beard
sakal
the bicycle
bisiklet
the bird
kuş
the birthday
doğum günü
the body
vücut
the bond
bağ
the bonus
bonus
the book
kitap
the boss
patron
the brain
beyin
the branch
dal
the bread
ekmek
the break
mola
the breakfast
kahvaltı
the breath
nefes
the breath
soluk
the bridge
köprü
the brother
kardeş
the budget
bütçe
the budget planning
bütçe planlama
the building
bina
the bus
otobüs
the bus stop
durak
the bus stop
otobüs durağı
the business
the business plan
iş planı
the business process
iş süreci
the business project
iş projesi
the butcher
kasap
the button
tuş
the cafe
kafe
the cake
pasta
the camera
fotoğraf makinesi
the campaign
kampanya
the car
araba
the card
kart
the care
özen
the career
kariyer
the carpet
halı
the cash register
kasa
the cat
kedi
the celebration
kutlama
the cell phone
cep telefonu
the certificate
sertifika
the chair
sandalye
the challenge
zorluk
the change
değişiklik
the channel
kanal
the chapter
bölüm
the chat
muhabbet
the check-up
kontrol
the cherry
kiraz
the child
çocuk
the chocolate
çikolata
the choice
seçim
the choice
tercih
the choice
seçenek
the cinema
sinema
the city
şehir
the claim
iddia
the clarity
netlik
the clarity
berraklık
the class
sınıf
the class
ders
the class schedule
ders program
the classmate
sınıf arkadaş
the classroom
sınıf
the climate
iklim
the climbing
tırmanış
the clothing style
giyim tarz
the coast
kıyı
the coffee
kahve
the coffee break
kahve mola
the cohesion
bütünlük
the collaboration
işbirliği
the colleague
meslektaş
the collection
koleksiyon
the color
renk
the comfort
konfor
the commitment
taahhüt
the common sense
sağduyu
the communication
iletişim
the community
topluluk
the company
şirket
the company
firma
the comparison
karşılaştırma
the compassion
merhamet
the compassion
şefkat
the compatibility
uyumluluk
the competition
yarışma
the competition
rekabet
the completion
tamamlanma
the computer
bilgisayar
the concept
kavram
the concert
konser
the conclusion
sonuç
the condition
koşul
the condition
şart
the conduct
davranış
the conference
konferans
the confidence
güven
the confirmation
teyit
the conscience
vicdan
the consistency
tutarlılık
the construction
inşaat
the consumer
tüketici
the consumption
tüketim
the contact
temas
the content
içerik
the continuity
süreklilik
the contract
sözleşme
the contribution
katkı
the conversation
konuşma
the conversation
sohbet
the conversation
görüşme
the coolness
serinlik
the corner
köşe
the correction
düzeltme
the cost
maliyet
the countertop
tezgah
the country
ülke
the courage
cesaret
the course
ders
the course
kurs
the courtesy
nezaket
the courtyard
avlu
the cousin
kuzen
the creativity
yaratıcılık
the criterion
ölçüt
the crowd
kalabalık
the cup
bardak
the cupboard
dolap
the curiosity
merak
the curtain
perde
the customer
müşteri
the dad
baba
the data
veri
the date
tarih
the day
gün
the deal
anlaşma
the debate
tartışma
the decision
karar
the deck
güverte
the decor
dekor
the dedication
özveri
the deficiency
eksiklik
the delay
gecikme
the delivery
teslimat
the department
departman
the depth
derinlik
the design
tasarım
the designer
tasarımcı
the desire
istek
the desk
masa
the dessert
tatlı
the detail
detay
the detail
ayrıntı
the determination
kararlılık
the development
gelişim
the development
kalkınma
the development
geliştirme
the device
cihaz
the dialogue
diyalog
the dictionary
sözlük
the difference
fark
the difficulty
zorluk
the dinner
akşam yemeği
the dinner
yemek
the direction
yön
the direction
istikamet
the dirt
kir
the disaster
afet
the discount
indirim
the discovery
keşif
the discussion
tartışma
the discussion
görüşme
the dish
yemek
the display window
vitrin
the disruption
aksaklık
the diversity
çeşitlilik
the doctor
doktor
the document
belge
the documentary
belgesel
the dog
köpek
the door
kapı
the draft
taslak
the drawer
çekmece
the dream
rüya
the dream
hayal
the dress
elbise
the driver
şoför
the droplet
damla
the durability
dayanıklılık
the duty
görev
the e-book
e-kitap
the ease
kolaylık
the economy
ekonomi
the education
eğitim
the effect
etki
the efficiency
verimlilik
the effort
çaba
the egg
yumurta
the email
e-posta
the emotion
duygu
the employee
çalışan
the end
son
the endurance
dayanıklılık
the energy
enerji
the engineer
mühendis
the enthusiasm
heves
the enthusiasm
coşku
the entrance
giriş
the entrepreneur
girişimci
the envelope
zarf
the environment
ortam
the environment
çevre
the equipment
ekipman
the era
çağ
the error
hata
the error rate
hata oran
the etiquette
görgü
the evaluation
değerlendirme
the evening
akşam
the event
etkinlik
the event
olay
the evidence
kanıt
the exam
sınav
the example
örnek
the excitement
heyecan
the exercise
egzersiz
the exercise
alıştırma
the exhibition
sergi
the expectation
beklenti
the experience
deneyim
the experiment
deney
the expert
uzman
the export
ihracat
the expression
ifade
the fabric
kumaş
the face
yüz
the factor
faktör
the factory
fabrika
the failure
başarısızlık
the family
aile
the farming
tarım
the fate
kader
the father
baba
the feature
özellik
the feedback
geri bildirim
the feeling
duygu
the feeling
his
the fever
ateş
the field
alan
the field
saha
the fight
kavga
the file
dosya
the film
film
the finding
bulgu
the fire
yangın
the fire brigade
itfaiye
the fire department
itfaiye
the fish
balık
the flavor
lezzet
the flexibility
esneklik
the flight
uçuş
the floor
kat
the floor mat
paspas
the flow
akış
the flower
çiçek
the flyer
afiş
the food
yemek
the food
yiyecek
the foot
ayak
the football
futbol
the foreign exchange market
döviz piyasası
the foreign exchange rate
döviz kuru
the foresight
öngörü
the forest
orman
the foundation
temel
the freedom
özgürlük
the friend
arkadaş
the friend
dost
the friendship
dostluk
the friendship
arkadaşlık
the front
ön
the fruit
meyve
the furniture
mobilya
the future
gelecek
the gain
kazanç
the gallery
galeri
the game
oyun
the game
maç
the garden
bahçe
the gardener
bahçıvan
the generation
nesil
the gift
hediye
the girl
kız
the glass
cam
the glass
bardak
the goal
amaç
the goal
hedef
the graduate
mezun
the grammar
dilbilgisi
the grape juice
üzüm suyu
the greengrocer
manav
the grocery store
bakkal
the ground
yer
the ground
zemin
the group
grup
the growth
büyüme
the guest
misafir
the guidance
rehberlik
the guide
rehber
the gym
spor salonu
the habit
alışkanlık
the hairdresser
kuaför
the hairdresser’s shop
kuaför dükkan
the hand
el
the harm
zarar
the harmony
uyum
the head
baş
the heart
kalp
the helper
yardımcı
the heritage
miras
the hint
ipucu
the history
tarih
the home
ev
the homework
ödev
the hope
umut
the hopelessness
umutsuzluk
the horizon
ufuk
the hospital
hastane
the host
ev sahibi
the host
sunucu
the hour
saat
the house
ev
the human
insan
the ice cream
dondurma
the idea
fikir
the illumination
aydınlık
the image
görüntü
the impact
etki
the import
ithalat
the importance
önem
the impression
izlenim
the improvement
gelişme
the incident
olay
the increase
artış
the indecision
kararsızlık
the indication
gösterge
the individual
birey
the industry
sektör
the information
bilgi
the ingredient
malzeme
the innovation
yenilik
the innovation
inovasyon
the innovative spirit
yenilikçilik
the inside
the inspection
kontrol
the inspiration
ilham
the instruction
talimat
the instrument
çalgı
the integration
entegrasyon
the integrity
bütünlük
the intensity
şiddet
the intention
niyet
the interaction
etkileşim
the interior
iç mekan
the internet
internet
the invention
buluş
the investment
yatırım
the investor
yatırımcı
the invitation
davetiye
the invitation
davet
the issue
konu
the item
eşya
the jacket
ceket
the jam
reçel
the jar
kavanoz
the jewel
mücevher
the jewelry
takı
the job
the job application
iş başvurusu
the job interview
iş görüşmesi
the journal
günlük
the journey
yolculuk
the key
anahtar
the kitchen
mutfak
the knife
bıçak
the knowledge
bilgi
the laboratory
laboratuvar
the lack
eksiklik
the lamp
lamba
the language
dil
the laptop
dizüstü bilgisayar
the law
kanun
the laziness
tembellik
the leader
lider
the leaf
yaprak
the legacy
miras
the lesson
ders
the letter
mektup
the level
seviye
the library
kütüphane
the life
hayat
the life
yaşam
the light
ışık
the liquidity
likidite
the list
liste
the listener
dinleyici
the literature
edebiyat
the liveliness
canlılık
the living being
canlı
the living room
oturma odası
the location
konum
the lock
kilit
the logic
mantık
the longing
özlem
the look
görünüm
the loyalty
bağlılık
the lunch
öğle yemeği
the lunch break
öğle arası
the magazine
dergi
the magic
sihir
the mail
posta
the management
yönetim
the manager
yönetici
the manager
müdür
the manner
biçim
the manner
şekil
the manner
tavır
the manners
görgü
the map
harita
the mark
not
the mark
iz
the market
market
the market
piyasa
the market
pazar
the material
madde
the matter
konu
the matter
mevzu
the meal
yemek
the meaning
anlam
the meaningfulness
anlamlılık
the measure
ölçü
the measure
tedbir
the measure
önlem
the meat
et
the media
medya
the medicine
ilaç
the meeting
toplantı
the meetup
buluşma
the meli/malı suffix
meli/malı ek
the melody
melodi
the member
üye
the memory
anı
the message
mesaj
the method
yöntem
the microwave
mikrodalga
the middle
orta
the mind
akıl
the mind
zihin
the minute
dakika
the mirror
ayna
the mistake
hata
the model
model
the moment
an
the money
para
the month
ay
the more
ne kadar
the more
o kadar
the morning
sabah
the mother
anne
the motivation
motivasyon
the mountain
dağ
the mouth
ağız
the movement
hareket
the movie
film
the mug
kupa
the municipality
belediye
the museum
müze
the music
müzik
the music genre
müzik türü
the musician
müzisyen
the need
ihtiyaç
the neighbor
komşu
the neighborhood
mahalle
the news
haber
the night
gece
the noise
gürültü
the note
not
the notebook
defter
the novel
roman
the number
sayı
the nutrition
beslenme
the object
nesne
the obstacle
engel
the offer
teklif
the office
ofis
the old one
eski
the opinion
görüş
the opinion
fikir
the opportunity
fırsat
the optimization
optimizasyon
the option
seçenek
the orchestra
orkestra
the order
sipariş
the organization
organizasyon
the other
başka
the other
diğeri
the outcome
sonuç
the outfit
kıyafet
the oven
fırın
the owner
sahip
the pace
tempo
the page
sayfa
the pain
ağrı
the paint
boya
the painter
ressam
the painting
tablo
the panel
panel
the pantry
kiler
the paper
kağıt
the park
park
the parking lot
otopark
the part
kısım
the part
parça
the part
bölüm
the participation
katılım
the party
parti
the passion
tutku
the password
şifre
the paste
macun
the pastry
poğaça
the pastry shop
pastane
the path
yol
the peace
barış
the peace
huzur
the pen
kalem
the pepper
biber
the performance
gösteri
the performance
performans
the person
insan
the person
kişi
the pet
evcil hayvan
the pharmacy
eczane
the phone
telefon
the photo
fotoğraf
the photograph
fotoğraf
the piano
piyano
the picnic
piknik
the picture
resim
the piece of art
sanat eseri
the pillow
yastık
the plan
plan
the planning
planlama
the plant
bitki
the plate
tabak
the play
tiyatro oyunu
the play
oyun
the player
oyuncu
the pleasure
zevk
the pocket
cep
the poem
şiir
the poetry
şiir
the point
nokta
the poison
zehir
the policy
politika
the pollution
kirlilik
the pool
havuz
the port
liman
the possibility
imkan
the power
güç
the practice
alıştırma
the practice
pratik
the praise
övgü
the precaution
önlem
the predictability
öngörülebilirlik
the preparation
hazırlanma
the preparation
hazırlık
the presentation
sunum
the press statement
basın açıklaması
the price
fiyat
the pride
gurur
the principal
müdür
the principle
ilke
the print
baskı
the printer
yazıcı
the priority
öncelik
the probability
ihtimal
the problem
sorun
the problem
problem
the process
süreç
the product
ürün
the production
yapım
the production
üretim
the production cost
üretim maliyet
the productivity
verimlilik
the profit
kazanç
the program
program
the progress
ilerleme
the progress
terakki
the project
proje
the promise
söz
the promise
vaat
the pronunciation
telaffuz
the proposal
teklif
the proposal
öneri
the protection
korunma
the prototype
prototip
the quality
kalite
the question
soru
the queue
kuyruk
the quotation
alıntı
the race
yarış
the radio
radyo
the rain
yağmur
the rate
oran
the raw material
hammadde
the reader
okur
the reader
okuyucu
the realism
gerçekçilik
the reality
gerçek
the reason
neden
the receipt
fatura
the recipe
tarif
the region
bölge
the rehearsal
prova
the relationship
ilişki
the relaxation
rahatlama
the reliability
güvenilirlik
the report
rapor
the reputation
itibar
the research
araştırma
the researcher
araştırmacı
the reservation
rezervasyon
the resident
sakin
the resilience
dayanıklılık
the resource
kaynak
the respect
saygı
the responsibility
sorumluluk
the restaurant
restoran
the result
sonuç
the right
hak
the risk
risk
the risk
tehlike
the river
nehir
the road
yol
the role
rol
the room
oda
the route
yol
the routine
rutin
the rule
kural
the run
koşu
the salad
salata
the sale
satış
the salt
tuz
the satisfaction
memnuniyet
the scale
terazi
the scene
sahne
the school
okul
the school gym
okul spor salonu
the science
bilim
the scientist
bilim insanı
the scope
kapsam
the screen
ekran
the script
senaryo
the sculpture
heykel
the sea
deniz
the search
arayış
the season
mevsim
the secret
sır
the secretary
sekreter
the section
bölüm
the sector
sektör
the self-confidence
özgüven
the seminar
seminer
the sensitivity
duyarlılık
the sentence
cümle
the service
servis
the service
hizmet
the service attendant
servis görevlisi
the session
seans
the ship
gemi
the shoe
ayakkabı
the shop
dükkân
the shopping
alışveriş
the show
gösteri
the shower
duş
the sibling
kardeş
the side
yan
the side
yön
the sidewalk
kaldırım
the simit
simit
the sister
kız kardeş
the situation
durum
the skill
beceri
the sky
gökyüzü
the smoke
duman
the society
toplum
the software
yazılım
the soil
toprak
the solution
çözüm
the song
şarkı
the sorrow
hüzün
the soul
ruh
the sound
ses
the soup
çorba
the source
kaynak
the space
ortam
the space
uzay
the space
mekan
the space
alan
the speech
konuşma
the spice
baharat
the spirit
ruh
the spot
yer
the spring
bahar
the stability
istikrar
the stage
sahne
the stall
tezgah
the star
yıldız
the statement
bildiri
the station
istasyon
the step
adım
the stomach
mide
the stop
durak
the store
mağaza
the storm
fırtına
the story
hikaye
the strategy
strateji
the street
sokak
the strength
güç
the stress
stres
the structure
yapı
the struggle
mücadele
the student
öğrenci
the study
çalışma
the style
stil
the style
tarz
the subject
konu
the substance
madde
the subtitle
altyazı
the success
başarı
the suffix
ek
the suggestion
öneri
the summary
özet
the summit
zirve
the sun
güneş
the sunset
gün batımı
the supplier
tedarikçi
the supply
tedarik
the support
yardım
the support
destek
the surprise
sürpriz
the survey
anket
the sustainability
sürdürülebilirlik
the sweet
tatlı
the symbol
simge
the synergy
sinerji
the system
sistem
the table
masa
the tail
kuyruk
the talent
yetenek
the talk
konuşma
the target
hedef
the task
the task
görev
the task list
görev listesi
the taste
tat
the tea
çay
the teacher
öğretmen
the teacher
hoca
the team
ekip
the team
takım
the team spirit
takım ruhu
the teamwork
takım çalışması
the technique
teknik
the technology
teknoloji
the terminal
terminal
the test
test
the text
metin
the textbook
ders kitabı
the thing
şey
the thought
düşünce
the ticket
bilet
the time
zaman
the time
vakit
the time
saat
the toast
tost
the tomato
domates
the tool
araç
the tooth
diş
the toothpaste
diş macunu
the top
üst
the topic
konu
the touch
dokunuş
the tournament
turnuva
the town
kasaba
the toy
oyuncak
the trace
iz
the traffic
trafik
the train
tren
the training
antrenman
the training program
eğitim program
the tranquility
sükunet
the transformation
dönüşüm
the translation
çeviri
the transportation
ulaşım
the transportation
taşımacılık
the tray
tepsi
the treat
ikram
the tree
ağaç
the tremendousness
muazzamlık
the trip
seyahat
the trip
gezi
the trophy
kupa
the trust
güven
the truth
gerçek
the truth
doğruluk
the TV
televizyon
the umbrella
şemsiye
the uncertainty
belirsizlik
the university
üniversite
the university application
üniversite başvurusu
the use
kullanım
the user
kullanıcı
the vacation
tatil
the value
değer
the variety
çeşitlilik
the vase
vazo
the vegetable
sebze
the vehicle
araç
the venture
girişim
the verb
fiil
the view
manzara
the viewer
izleyici
the village
köy
the violin
keman
the virtue
erdem
the voice
ses
the volunteer
gönüllü
the walk
yürüyüş
the wall
duvar
the wallet
cüzdan
the waste
atık
the water
su
the way
yol
the way
şekil
the way
biçim
the weather
hava
the weather
hava durumu
the wedding
düğün
the week
hafta
the weekend
hafta sonu
the weekend
haftasonu
the will
irade
the wind
rüzgar
the window
pencere
the word
kelime
the word
sözcük
the word
söz
the work
eser
the work
çalışma
the work
the work place
iş yeri
the workflow
iş akışı
the workplace
iş yeri
the workplace
iş ortamı
the worry
endişe
the writer
yazar
the writing
yazı
the year
yıl
the young person
genç
theater
tiyatro
their
onların
them
onlar
them
bunlar
them
onlara
them
onları
then
sonra
there
orada
there
oraya
therefore
bu yüzden
therefore
bu nedenle
these days
şu aralar
they
onlar
thin
ince
this
bu
three
üç
throughout
boyunca
throughout
-boyunca
throughout the day
gün boyu
thus
böylece
tired
yorgun
tirelessly
yorulmadan
to
-ya
to
-e
to
-a
to
-ğe
to
-ye
to
-lara
to
-lere
to
-lerine
to accelerate
hızlandırmak
to accept
kabul etmek
to accept
kabullenmek
to access
erişmek
to access
ulaşmak
to accompany
eşlik etmek
to accumulate
birikmek
to accumulate
toplamak
to achieve
gerçekleştirmek
to achieve
elde etmek
to achieve
ulaşmak
to acquire
edinmek
to act
davranmak
to act
hareket etmek
to add
eklemek
to add
katmak
to add color
renklendirmek
to address
ele almak
to adhere
bağlı kalmak
to admire
beğenmek
to advise
öğüt vermek
to affect
etkilemek
to aim
hedeflemek
to aim at
hedeflemek
to amaze
şaşırtmak
to analyze
analiz etmek
to animate
canlandırmak
to announce
açıklanmak
to announce
duyurmak
to announce
açıklamak
to answer
yanıtlamak
to appear
görünmek
to appear
çıkmak
to applaud
alkışlamak
to apply
uygulamak
to appreciate
takdir etmek
to approach
yaklaşmak
to arise
oluşmak
to arrange
yerleştirmek
to arrive
gelmek
to arrive
ulaşmak
to ask
rica etmek
to attend
katılmak
to attract
dikkat çekmek
to avoid
kaçınmak
to bark
havlamak
to be
olmak
to be
var
to be able
olabilmek
to be able
yapabilmek
to be able to come
gelebilmek
to be able to enter
girebilmek
to be able to put
koyabilmek
to be able to remember
hatırlayabilmek
to be able to see
görebilmek
to be able to solve
çözebilmek
to be canceled
iptal edilmek
to be careful
dikkat etmek
to be carried out
yürütülmek
to be carried out
yapmak
to be cleaned
temizlenmek
to be completed
tamamlanmak
to be confirmed
onaylanmak
to be corrected
düzeltilmek
to be disturbed
rahatsız olmak
to be heard
duyulmak
to be known
bilinmek
to be late
gecikmek
to be late
geç kalmak
to be located
bulunmak
to be mistaken
yanılmak
to be necessary
gerekmek
to be needed
gerekmek
to be notified
bilgilendirilmek
to be obliged
zorunda olmak
to be prepared
hazırlanmak
to be repaired
tamir edilmek
to be seen
görülmek
to be shared
paylaşılmak
to be signed
imzalanmak
to be upset
üzülmek
to be useful
işe yaramak
to bear
taşımak
to become
hale gelmek
to become
haline gelmek
to become arrogant
kibirlenmek
to become colorful
renklenmek
to become easier
kolaylaşmak
to become harder
zorlaşmak
to begin
başlamak
to begin
başlatmak
to behave
davranmak
to believe
inanmak
to bend
eğilmek
to benefit
faydalanmak
to benefit
sağlamak
to block
engellemek
to bloom
açmak
to blow
esmek
to board
binmek
to boost
artırmak
to bother
rahatsız etmek
to break
kırılmak
to break down
bozulmak
to break out
çıkmak
to breathe deeply
derin nefes almak
to bring
getirmek
to bring closer
yakınlaştırmak
to bring together
birleştirmek
to broadcast
yayınlamak
to brush
fırçalamak
to build
inşa etmek
to build
yapmak
to buy
almak
to buy
satın almak
to calculate
hesaplamak
to call
çağırmak
to call
aramak
to call
telefon etmek
to calm
sakinleştirmek
to calm down
sakinleşmek
to captivate
büyülemek
to capture
çekmek
to care
önemsemek
to care about
önemsemek
to carry
taşımak
to carry out
gerçekleştirmek
to catch
yakalamak
to catch
yetişmek
to cause
yol açmak
to cause
neden olmak
to change
değiştirmek
to change
değişmek
to chat
sohbet etmek
to check
kontrol etmek
to choose
seçmek
to choose
tercih etmek
to clean
temizlemek
to climb
tırmanmak
to close
kapatmak
to collaborate
işbirliği yapmak
to collect
toplamak
to color
renklendirmek
to come
gelmek
to come out
çıkmak
to communicate
iletişim kurmak
to compare
karşılaştırmak
to complete
tamamlanmak
to complete
tamamlamak
to concentrate
konsantre olmak
to confirm
teyit etmek
to consider
göz önünde bulundurmak
to consider
düşünmek
to consume
tüketmek
to contain
içermek
to continue
devam etmek
to continue
sürmek
to contribute
sağlamak
to contribute
katkı sağlamak
to converse
sohbet etmek
to convey
anlatmak
to cook
pişirmek
to cook
yemek yapmak
to cool
serinlemek
to cope
baş etmek
to cover
kaplamak
to create
oluşturmak
to create
yaratmak
to cross
geçmek
to cry
ağlamak
to cut
kesmek
to deal with
uğraşmak
to deal with
baş etmek
to decide
kararlaştırmak
to decide
karar vermek
to decrease
azalmak
to dedicate
ayırmak
to delay
gecikmek
to deliver
getirmek
to deliver
teslim etmek
to demonstrate
göstermek
to design
tasarlamak
to determine
belirlemek
to develop
geliştirmek
to develop
gelişmek
to direct
yönlendirmek
to discover
keşfetmek
to discuss
tartışmak
to display
sergilemek
to distract
dikkat dağıtmak
to distribute
dağıtmak
to divide
ayırmak
to do
yapmak
to do
etmek
to draw
çekmek
to drink
içmek
to drive
yönlendirmek
to drive
sürmek
to drive
kullanmak
to drop
düşürmek
to drop
düşmek
to earn
kazanmak
to eat
yemek
to echo
yankılamak
to emerge
ortaya çıkmak
to emerge
çıkmak
to empathize
empati kurmak
to emphasize
vurgulamak
to empower
güçlendirmek
to enable
sağlamak
to encounter
karşılaşmak
to encourage
cesaretlendirmek
to encourage
teşvik etmek
to end
bitmek
to endure
katlanmak
to enhance
artırmak
to enjoy
keyfini çıkarmak
to enjoy
zevk almak
to enliven
canlandırmak
to enrich
zenginleştirmek
to ensure
sağlamak
to enter
girmek
to entrust
emanet etmek
to establish
kurmak
to evaluate
değerlendirmek
to examine
incelemek
to exchange ideas
fikir alışveriş yapmak
to excite
heyecanlandırmak
to exercise
egzersiz yapmak
to exercise
spor yapmak
to exhibit
sergilemek
to exist
bulunmak
to exist
var
to expand
genişletmek
to experience
yaşamak
to experiment
deney yapmak
to explain
açıklamak
to explain
anlatmak
to export
ihracat yapmak
to express
ifade etmek
to express
ortaya koymak
to express necessity
-meli/–malı
to extinguish
söndürmek
to facilitate
kolaylaştırmak
to fall into
kapılmak
to fear
korkmak
to feel
hissetmek
to fill
doldurmak
to fill out
doldurmak
to find
bulmak
to finish
bitmek
to finish
tamamlanmak
to finish
bitirmek
to fix
düzelmek
to fix
gidermek
to flow
akmak
to fly
uçmak
to focus
odaklanmak
to follow
uymak
to force
zorunlu kılmak
to forget
unutmak
to form
kurmak
to form
oluşturmak
to fulfill
yerine getirmek
to gain
kazanmak
to gain
edinmek
to gather
toplanmak
to gather
toplamak
to get
almak
to get bored
sıkılmak
to get cold
üşümek
to get cold
soğumak
to get excited
heyecanlanmak
to get hungry
acıkmak
to get off
inmek
to get tired
yorulmak
to get under control
kontrol altına almak
to get up
kalkmak
to get wet
ıslanmak
to give
vermek
to give
sunmak
to give priority
öncelik tanımak
to go
gitmek
to go back
geri dönmek
to go down
inmek
to go out
çıkmak
to graduate
mezun olmak
to grasp
yakalamak
to grasp
kavramak
to grasp
kavrayabilmek
to grow
büyümek
to grow
yetiştirmek
to guess
tahmin etmek
to guide
yönlendirmek
to handle
halletmek
to handle
halledebilmek
to hang
asmak
to have
var
to have
sahip olmak
to have (someone) write
yazdırmak
to have a conversation
sohbet etmek
to have a picnic
piknik yapmak
to have breakfast
kahvaltı yapmak
to have done
yaptırmak
to have foresight
öngörü sahibi olmak
to have prepared
hazırlatmak
to have repaired
tamir ettirmek
to have to
zorunda kalmak
to have to
zorunda olmak
to have to stay
kalmak zorunda olmak
to have to wait
beklemek zorunda kalmak
to have typed
yazdırmak
to have washed
yıkatmak
to hear
duymak
to hear
işitmek
to heat
ısıtmak
to help
yardım etmek
to help
yardımcı olmak
to herald
müjdelemek
to hesitate
çekinmek
to hide
saklamak
to hold
yapmak
to hold
barındırmak
to hold
tutmak
to hurry
acele etmek
to hurt
ağrımak
to hurt
incitmek
to identify
belirlemek
to import
ithalat yapmak
to impress
etkilemek
to improve
geliştirmek
to improve
gelişmek
to include
içermek
to increase
artırmak
to increase
artmak
to increase
çoğaltmak
to indicate
belirtmek
to innovate
yenilik yapmak
to inspire
ilham vermek
to integrate
entegrasyon sağlamak
to interact
etkileşim kurmak
to interact
etkileşimde bulunmak
to interpret
yorumlamak
to introduce
tanıtmak
to introduce
tanıtılmak
to invest
yatırım yapmak
to investigate
araştırmak
to isolate
yalnızlaştırmak
to jam
sıkışmak
to jog
koşu yapmak
to join
katılmak
to keep
tutmak
to keep
saklamak
to knock
çalmak
to know
bilmek
to know
tanımak
to last
dayanmak
to laugh
gülmek
to launch
başlatmak
to lead
götürmek
to lead to
yol açmak
to learn
öğrenmek
to learn (a lesson)
ders çıkarmak
to leave
bırakmak
to leave
çıkmak
to let
bırakmak
to like
beğenmek
to like
hoşlanmak
to listen
dinlemek
to listen to
dinlemek
to live
yaşamak
to liven up
canlandırmak
to look
görünmek
to look
bakmak
to look for
aramak
to lose
kaybetmek
to love
sevmek
to maintain
korumak
to maintain
sağlamak
to make
yapmak
to make
etmek
to make
sağlamak
to make
yaptırmak
to make a difference
fark yaratmak
to make active
aktif hale getirmek
to make difficult
zorlaştırmak
to make easier
kolaylaştırmak
to make feel
hissettirmek
to make happy
mutlu etmek
to make stand out
öne çıkarmak
to make uneasy
tedirgin etmek
to manage
halletmek
to manage
başarmak
to mark
işaretlemek
to match
uyum sağlamak
to mature
olgunlaştırmak
to measure
ölçüm yapmak
to meet
tanışmak
to meet
karşılamak
to meet
buluşmak
to meet
görüşmek
to meet
görüşmek
to mention
bahsetmek
to minimize
indirmek
to miss
özlemek
to miss
kaçırmak
to motivate
özendirmek
to move
ilerlemek
to move
taşınmak
to need
ihtiyaç duymak
to need
gerekmek
to need
gerek
to neglect
ihmal etmek
to not fear
korkmamak
to note
belirtmek
to notice
fark etmek
to obey
uymak
to observe
gözlemlemek
to obtain
edinmek
to obtain
elde etmek
to occur
yaşanmak
to occur
gerçekleşmek
to offer
sunmak
to offer
sunulmak
to open
açmak
to open
açılmak
to operate
çalıştırmak
to operate
çalışmak
to optimize
optimize etmek
to order
emretmek
to organize
düzenlemek
to overcome
yenmek
to overcome
aşmak
to overcome
üstesinden gelmek
to overflow
taşmak
to paint
resim yapmak
to park
park etmek
to pass
geçmek
to pay attention
özen göstermek
to pay attention
dikkat etmek
to perform
sergilemek
to persevere
sebat etmek
to persist
sebat etmek
to pick
toplamak
to place
yerleştirmek
to plan
planlamak
to plan
plan yapmak
to plant
dikmek
to play
oynamak
to play
çalmak
to practice
çalışmak
to prefer
tercih etmek
to prepare
hazırlamak
to prepare
hazırlanmak
to present
sunmak
to preserve
korumak
to press
basmak
to prevent
önlemek
to produce
üretmek
to progress
ilerlemek
to protect
korumak
to provide
sağlamak
to provide
sunmak
to publish
yayınlamak
to pull together
toparlamak
to pursue
peşinde koşmak
to push
itmek
to put
koymak
to rain
yağmak
to raise
yükseltmek
to reach
ulaşmak
to reach
varmak
to read
okumak
to realize
farkına varmak
to realize
anlamak
to receive
almak
to recognize
tanımak
to record
kaydetmek
to recycle
geri dönüşüm yapmak
to reduce
azaltmak
to reflect
yansıtabilmek
to reflect
yansıtmak
to rehearse
prova yapmak
to reinforce
pekiştirmek
to relax
rahatlamak
to relax
rahatlatmak
to remain
kalmak
to remain attached
bağlı kalmak
to remember
hatırlamak
to remind
hatırlatmak
to renew
yenilemek
to renovate
yenilemek
to rent
kiralamak
to repair
tamir etmek
to replace
değiştirmek
to require
gerektirmek
to require
istemek
to resemble
benzemek
to resolve
halletmek
to rest
dinlenmek
to return
geri vermek
to return
dönmek
to reveal
ortaya koymak
to review
incelemek
to review
gözden geçirmek
to revise
revize etmek
to revitalize
canlandırmak
to ride
binmek
to rise
yükselmek
to risk
göze almak
to run
koşmak
to run away
kaçmak
to run out
tükenmek
to rush
acele etmek
to save
kurtarmak
to save
kaydetmek
to save
birikim yapmak
to say
demek
to say
söylemek
to secure
garanti altına almak
to secure
güvence altına almak
to see
görmek
to seem
görünmek
to seem
gözükmek
to sell
satılmak
to sell
satmak
to send
göndermek
to send
atmak
to serve
sunmak
to set
belirlemek
to set
batmak
to set aside
ayırmak
to set up
kurmak
to set up
kurulmak
to sew
dikmek
to shake hands
tokalaşmak
to shape
şekillendirmek
to share
paylaşmak
to shine
parlamak
to shop
alışveriş yapmak
to show
göstermek
to sign
imzalamak
to simplify
basitleştirmek
to sing
şarkı söylemek
to sip
yudumlamak
to sit
oturmak
to skip
atlamak
to sleep
uyumak
to smell
koklamak
to soak
ıslatmak
to solve
çözmek
to speak
konuşmak
to specialize
uzmanlaşmak
to spend
geçirmek
to spend
harcamak
to spill
dökmek
to spin
dönmek
to start
başlamak
to start
kurmak
to start
başlatmak
to stay
kalmak
to stop
durmak
to stop
dinmek
to store
saklamak
to strengthen
güçlendirmek
to strengthen
pekiştirmek
to stretch out
uzanmak
to stroll
gezmek
to struggle
zorlanmak
to struggle
mücadele etmek
to study
çalışmak
to study
ders çalışmak
to study
incelemek
to succeed
başarmak
to suffice
yetmek
to suggest
önermek
to suit
yakışmak
to support
destek olmak
to support
desteklemek
to suppose
zannetmek
to surround
çevrelemek
to sway
sallanmak
to sweat
terlemek
to swim
yüzmek
to symbolize
simgelemek
to take
çekmek
to take
almak
to take a walk
yürüyüş yapmak
to take away
uzaklaştırmak
to take inspiration
ilham almak
to take on
almak
to take shelter
sığınmak
to take the lead
öne geçmek
to talk
konuşmak
to taste
tatmak
to taste
tadına bakmak
to teach
öğretmek
to tell
söylemek
to test
test etmek
to text
mesajlaşmak
to thank
teşekkür etmek
to think
düşünmek
to think
zannetmek
to think
sanmak
to tidy up
toparlamak
to topple
devirmek
to touch
dokunmak
to tour
gezmek
to train
eğitmek
to transform
dönüşmek
to travel
gezmek
to travel
seyahat etmek
to try
denemek
to try
çalışmak
to try out
denemek
to turn
dönüşmek
to turn
çevirmek
to turn into
bürünmek
to turn off
kapatmak
to turn on
açmak
to turn out
çıkmak
to undermine
sarsmak
to understand
anlamak
to unite
birleştirmek
to upset
üzmek
to us
bize
to use
kullanmak
to use
yararlanmak
to use
kullanılmak
to visit
ziyaret etmek
to volunteer
gönüllü çalışmak
to wag
sallamak
to wait
beklemek
to wake up
uyanmak
to wake up
kalkmak
to walk
gezmek
to walk
yürümek
to walk
yürüyüş yapmak
to walk
dolaşmak
to want
istemek
to warm up
ısınmak
to wash
yıkamak
to watch
izlemek
to watch
seyretmek
to water
sulamak
to wear
giymek
to wear
takmak
to whisper
fısıldamak
to win
kazanmak
to wish
dilemek
to wonder
merak etmek
to work
çalışmak
to work
işe yaramak
to work on
uğraşmak
to worry
endişelenmek
to write
yazmak
to yield
vermek
today
bugün
together
birlikte
together
beraber
tomorrow
yarın
tonight
bu akşam
too
fazla
too much
aşırı
too much
çok
total
toplam
tough
zor
transformative
dönüştürücü
transparent
şeffaf
travel
seyahat
tremendous
muazzam
true
doğru
truly
gerçekten
truly
gerçek anlamda
Turkish
Türkçe
two
iki
uncomfortable
rahatsız edici
under
altında
understandable
anlaşılır
undoubtedly
şüphesiz
unexpected
beklenmedik
unforgettable
unutulmaz
unfortunately
maalesef
uninterrupted
kesintisiz
unique
eşsiz
unique
kendine has
unnecessary
gereksiz
unstoppable
durdurulamaz
unsuccessful
başarısız
until
kadar
urban
kentsel
urgent
acil
us
bize
us
bizi
us
biz
useful
kullanışlı
useful
faydalı
useful
yararlı
usually
genellikle
vacation
tatil
valuable
değerli
valuable
kıymetli
variable
değişken
various
çeşitli
very
çok
very
oldukça
vibrant
canlı
visionary
vizyoner
vital
hayati
warranty
garanti
we
biz
we
hepimiz
weekend
haftasonu
weekend
hafta sonu
well
iyi
wet
ıslak
what
ne
when
gelince
when
olunca
when
-ince
when
-ırken
when
-ken
when
-dığında
when
-unca
whereas
ise
which
hangi
while
-ken
while
-rken
while
-irken
wide
geniş
wild
vahşi
wisely
akıllıca
with
ile
with
-le
with
-yla
with
-la
with
yla
with
-larla
with him
yanında
with me
yanımda
with the guide
rehber eşliğinde
within
içinde
without
olmadan
without
-meden
without
-madan
working
çalışma
written
yazılı
wrong
yanlış
yesterday
dün
yet
henüz
you
sen
you
seni
you
siz
your
senin
your
sizin
yourself
kendi
yourself
kendin