Usages of heyecanlandırmak
Bu buluş, insanları gerçekten heyecanlandırmak için tasarlanmış gibi görünüyor.
This invention seems to be designed to truly excite people.
Konforlu koltukta oturmak, beynimi heyecanlandırmak yerine dinlendiriyor.
Sitting in a comfortable armchair relaxes my mind instead of exciting it.
Senin dinlediğin müzik, beni gerçekten heyecanlandırmak üzere seçilmiş gibi görünüyor.
The music that you listened to seems to have been chosen to really excite me.
Sokaklarda dolaşırken, canlılık dolu müzik sesi beni heyecanlandırıyor.
While walking in the streets, the vibrant sound of music excites me.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.