Usages of hava
Ben acıkınca ferah bir kafede oturmayı tercih ediyorum, çünkü hava benim zihnimi dinlendiriyor.
When I get hungry, I prefer to sit in a spacious cafe, because the air relaxes my mind.
Hava temiz.
The air is clean.
Havada serinlik var.
There is coolness in the air.
Bu sabah pencereleri açıp taze havayı solumalıyım.
This morning, I must open the windows and breathe in the fresh air.
Güneşli bir günde, havanın berraklığı insanı mutlu eder.
On a sunny day, the clarity of the air makes people happy.
Doğa gezisi sırasında, havanın berraklığını ve manzaranın muazzamlığını hissediyorum.
During a nature walk, I feel the clarity of the air and the tremendousness of the view.
Hava serinleyip güneş battığında, bazı muhafazakar aileler evlerine sessizce döndü.
When the air cooled and the sun set, some conservative families returned home quietly.
O, hayalperest düşünceleriyle herkesi büyülüyor ve enerjisini canlandırarak ortamın havasını değiştiriyor.
He captivates everyone with his dreamy thoughts and enlivens the atmosphere with his energy.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.