Usages of ama
Bebek uyuyor, ama kız çok gürültü yapıyor.
The baby is sleeping, but the girl is making a lot of noise.
Onlar balık seviyor ama et sevmiyor.
They like fish but do not like meat.
Bebek mutfakta ağlamıyor, ama geniş odada dinleniyor.
The baby is not crying in the kitchen but is resting in the spacious room.
Egzersiz yapmak bazen zor olacak, ama sağlıklı olmak istiyorum.
Doing exercise will sometimes be difficult, but I want to be healthy.
Çorbayı eski tarifimle yapacağım, ama biraz baharat ekleyeceğim.
I will make the soup with my old recipe, but I will add some spice.
Gökyüzü bazen bulutlu oluyor, ama bahar gelince hava ısınıyor.
The sky is sometimes cloudy, but when spring arrives, the weather warms up.
Dondurma yiyince dişlerim biraz üşüyor, ama yine de seviyorum.
When I eat ice cream, my teeth get a bit cold, but I still like it.
İlerleme yavaş, ama önemli.
Progress is slow but important.
Dürüst olmak için her zaman vaktin olmayabilir, ama denemelisin.
You may not always have time to be honest, but you should try.
Bu ince köprüden geçmek tehlikeli olabilir, ama başka yolu yok.
Crossing this thin bridge can be dangerous, but there is no other way.
Ben yeni kitap alacağım, ama çekiniyorum.
I will buy a new book, but I hesitate.
Sınav zor, ama ben çalışıyorum.
The exam is difficult, but I am studying.
Sabırlı olmak her zaman kolay değil, ama denemeliyiz.
Being patient is not always easy, but we should try.
Durakta beklerken mesajlaşmak kolay, ama test esnasında telefon yasaktır.
It is easy to text while waiting at the bus stop, but phones are forbidden during the test.
Dün farklı tablolar inceledim, ama bu kadar canlı değillerdi.
Yesterday I looked at different paintings, but they were not this vibrant.
Bu merdiven çok dik, ama sağlığımız için biraz fiziksel hareket yapmalıyız.
These stairs are very steep, but we should do some physical activity for our health.
Mevzu bazen zor görünüyor ama sabırla devam ediyoruz.
The matter sometimes looks difficult, but we continue patiently.
Zorluk var, ama ben çalışıyorum.
There is difficulty, but I am working.
Arkadaşım da sokakta satılan tatlılara bayılıyor, ama bence biraz dikkat etmeli.
My friend also loves the sweets sold on the street, but I think he should be a bit cautious.
Bugün hava yağmurlu ama ben yine de dışarı çıkıyorum, çünkü doğadan ilham almayı seviyorum.
It’s rainy today, but I’m still going outside, because I like to take inspiration from nature.
Görev kolay değil ama ben çalışıyorum.
The duty is not easy, but I am working.
Bazıları sihir gibi görünen olaylara inanıyor, ama gerçek bazen farklıdır.
Some people believe in events that seem like magic, but reality is sometimes different.
Bir köpeği eğitmek sabır gerektirir, ama sonunda çok uyumlu bir dost kazanırsın.
Training a dog requires patience, but in the end you gain a very compatible friend.
Bu sabah tost yapmayı denedim, ama biraz fazla basit oldu.
I tried to make toast this morning, but it turned out a bit too simple.
Alıştırma zor, ama faydalı.
The exercise is hard, but useful.
O deney dün tamamlanmış, ama sonuçlar henüz açıklanmadı.
That experiment was completed yesterday, but the results have not been announced yet.
Duyduğuma göre, ilişki geçen ay biraz sorun yaşamış, ama şimdi düzelmiş.
I heard that their relationship had some problems last month, but it has been fixed now.
Ben parkta koşuyorum, ama çabuk yoruluyorum.
I run in the park, but I get tired quickly.
Elimdeki defter eski ama kullanışlı.
The notebook I have is old but useful.
Kimi zaman umutsuz hissettiğim anlar oluyor, ama yine de çözümler arıyorum.
Sometimes there are moments when I feel hopeless, but I still look for solutions.
Arkadaşım yurt dışına taşındığından, onunla artık yüz yüze değil, ama çevrimiçi olarak görüşüyoruz.
Because my friend moved abroad, we no longer meet face-to-face, but we meet online.
Rüyalar bazen beni gerçek hayattan uzaklaştırır, ama yine de ilham kaynağı olabilir.
Dreams sometimes take me away from real life, but they can still be a source of inspiration.
Gelecek hakkında bazen endişelenmek doğaldır, ama plan yapmak kaygıyı azaltır.
It’s natural to worry about the future sometimes, but planning reduces anxiety.
Bu çeviri çok iyi değildi, ama yine de metnin genel anlamını yakalayabildim.
This translation wasn’t very good, but I could still grasp the general meaning of the text.
Belge basit ama önemli.
The document is simple but important.
Pastane, bakkaldan daha uzak ama kasaptan daha yakın.
(English: “The pastry shop is farther than the small grocery store but closer than the butcher.”)
Kuaför dükkanı bana kasaptan daha pahalı görünüyor, ama burası gerçekten kaliteli hizmet sunuyor.
(English: “The hairdresser’s shop seems more expensive than the butcher’s, but it truly offers high-quality service.”)
Yolda yürürken garip bir ses işittim, ama nereden geldiğini anlayamadım.
(English: “While walking on the road, I heard a strange sound but couldn’t figure out where it came from.”)
Uzun bir perde, pencereye daha şık bir görünüm verir, ama ışığı da biraz engeller.
(English: “A long curtain gives the window a more stylish look, but also blocks some light.”)
Bu bardak, diğeri kadar büyük değil ama daha şık görünüyor.
(English: “This glass is not as big as the other one, but it looks more elegant.”)
Fark ettin mi, senin çantan benimkinden daha hafif, ama sen yine de çok yoruluyorsun.
(English: “Have you noticed your bag is lighter than mine, yet you still get very tired?”)
Bahçedeki çiçekler, diğer evin çiçekleri kadar renkli değil ama yine de çok güzel.
(English: “The flowers in the garden are not as colorful as those at the other house, but they are still very beautiful.”)
Bakkalda uzunca bir kuyruk vardı; bu durum bizi olumsuz etkiledi ama yine de bekledik.
There was a rather long queue at the small grocery store; that affected us negatively but we waited anyway.
O kitaptan bir alıntı paylaştım, haklı olduğumu düşündüm ama meğer yanılmışım.
I shared a quotation from that book, I thought I was right, but it turns out I was mistaken.
Tek başına seyahat etmek istiyorum, ama ailem o kadar cesur olduğumu düşünmüyor.
I want to travel alone, but my family doesn’t think I’m that brave.
Yanılmak insanı üzebilir, ama hatalardan ders edinmek de büyük bir fırsattır.
Being mistaken can upset a person, but acquiring a lesson from mistakes is a great opportunity.
Kardeşim biraz önce bana bir sır fısıldamak istedi, ama ben duyamadım.
My sibling wanted to whisper a secret to me a moment ago, but I couldn’t hear.
Başarılı olduğumda beni gurur kaplıyor, ama asla kibirlenmemeye çalışıyorum.
When I succeed, I am filled with pride, but I always try not to become arrogant.
Bunu hemen halledeceğimi sanıyordum, ama neredeyse imkansız görünüyor.
I thought I would handle this immediately, but it seems almost impossible.
Bu görevi zamanında bitirme niyetim var, ama yine de yardıma ihtiyacım olabilir.
I have the intention to finish this task on time, but I might still need help.
Kedi sokakta bir kuşu yakalamak için koştu, ama başaramadı.
The cat ran to catch a bird on the street, but it didn’t succeed.
Bu “makta” eki, resmi konuşmalarda duyulmaktaydı, ama günlük dilde de karşımıza çıkabiliyor.
This “makta” suffix used to be heard in formal speeches, but it can also appear in everyday language.
Hazırlık zor, ama sonuç güzel.
Preparation is difficult, but the outcome is good.
Film dramatik, ama sonunda umut var.
The film is dramatic, but there is hope in the end.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.