Usages of her
Sen gerçekten her şeyi bilmek istemiyor musun?
Don’t you really want to know everything?
Her gün çok güzel ve sakin.
Every day is very beautiful and calm.
Ben her şeyi biliyorum.
I know everything.
Ben her sabah egzersiz yapacağım, çünkü sağlıklı olmak istiyorum.
I will do exercise every morning because I want to be healthy.
Ben her sabah parkta yavaşça koşmak istiyorum, çünkü sağlığım önemli.
I want to run slowly in the park every morning, because my health is important.
Tembellik yerine her gün bir alışkanlık oluşturmak senin için faydalı olur.
Instead of laziness, creating a habit every day is beneficial for you.
Her akşam günlük yazmak, zihinsel rahatlama için de özeldir.
Writing in a daily journal every evening is also special for mental relaxation.
Benim görevim, her sabah durakta bekleyen insanlara yardım etmektir.
My task is to help the people waiting at the bus stop every morning.
Tercihen her gün on dakika çalışmak, bu ekleri tam anlamıyla öğrenmeni sağlar.
Preferably working ten minutes every day helps you fully learn these suffixes.
Ben ailemi çok özledim; uzakta olunca her şeyi hatırlamak daha da zor oluyor.
I missed my family very much; when you’re far away, remembering everything becomes even harder.
Her canlı gülüyor.
Every living being smiles.
Hayat bazen gergin hissettirse de, her sabah nefes egzersizleriyle rahatlamak mümkün.
Even though life sometimes makes us feel tense, it is possible to relax every morning with breathing exercises.
Ben her sabah merhaba demek istiyorum.
I want to say hello every morning.
Bugün her şey sorunsuz görünüyor.
Today everything looks problem-free.
Arkadaşım köpeğini eğitmek için her gün kısa alıştırma seansları düzenliyor.
My friend organizes short practice sessions every day to train his dog.
Kendimi geliştirmek istiyorsam her gün yeni bir hedef belirlemeliyim.
If I want to improve myself, I must set a new target every day.
Ev her hafta temizlenmek için hazırlanıyor.
The house is being prepared to be cleaned every week.
Onların ilişkisinde iletişim çok önemli, her gün birbirleriyle konuşuyorlar.
Communication is very important in their relationship; they speak with each other every day.
Ben her şeyi basitleştirmek istiyorum.
I want to simplify everything.
Görüşmek fiili de bir karşılıklı eylemdir; örneğin, biz her hafta sonu komşularımızla görüşürüz.
The verb “görüşmek” is also a reciprocal action; for example, we meet with our neighbors every weekend.
Akşam yemeğinden sonra mutfağı toparlamak her gün yaptığım bir alışkanlık.
Tidying up the kitchen after dinner is a daily habit I do.
Ben de telefonuma notlar kaydediyorum, böylece fikirlerimi her zaman hatırlayabiliyorum.
I also record notes on my phone, so I can always remember my ideas.
Kardeşim kararlı, her sabah koşuyor.
My sibling is determined, he runs every morning.
Her sabah dişlerimi dikkatlice fırçalıyorum, böylece sağlıklı kalıyorlar.
(English: “I carefully brush my teeth every morning, so they stay healthy.”)
Tesadüfen yeni bir beceri keşfetmek de mümkün, ancak onu tek başına değerlendirmek her zaman kolay değil.
It’s also possible to discover a new skill by chance, but it’s not always easy to evaluate it alone.
Ben her gün çalışıyorum, böylece Türkçem gelişiyor.
I work every day, so my Turkish is developing.
Her gün düzenli çalışarak başarıda süreklilik sağlamak mümkündür.
It is possible to ensure continuity in success by working regularly every day.
Her birey topluma küçük katkılar yaparak büyük değişiklikler yaratabilir.
Every individual can create great changes by making small contributions to society.
Firma her gün çalışıyor.
The company works every day.
Dijital uygulamalar sayesinde her işimi daha hızlı halledebiliyorum.
Thanks to digital applications, I can handle all my tasks more quickly.
Her sabah mobil uygulamayı kontrol edip e-postalarımı okuyorum.
Every morning, I check the mobile application and read my emails.
Arkadaşlarımla kurduğum bu iletişim, beni her zaman güçlendiriyor.
This communication I establish with my friends always empowers me.
Ben her gün ders çalışıyorum, çünkü öğrendiğim bilgileri pekiştiriyorum.
I study every day because I reinforce what I have learned.
Ben meraklıyım; her yeni konuyu öğrenmeye açığım.
I am curious; I am eager to learn every new topic.
İş yerinde her gün yeni imkanları değerlendirmeye çalışırım.
Every day at work, I try to take advantage of new possibilities.
Her işin bir ölçüsü vardır ki, mantıklı sonuçlar elde edilebilir.
Every task has a measure by which logical results can be obtained.
Her yetişkin, toplumun bir parçası olarak sorumluluk taşır.
Every adult bears responsibility as a part of society.
Her kitap, ki detaylarıyla zenginleştirilmiştir, okuyucuya yeni ufuklar açar.
Every book, which is enriched with details, opens new horizons for the reader.
Ben işimde öngörü sahibi olmak için her zaman plan yapıyorum.
I always plan in my work to have foresight.
Dostluk her zaman önemlidir.
Friendship is always important.
Her durumda doğruluk ve dürüstlük yol gösterir.
In every situation, truth and honesty guide the way.
Her gece rüyamda, kaybettiklerime duyduğum özlemi canlandırırım.
Every night in my dreams, I relive the longing for what I have lost.
Takım içinde sinerji yakaladığınızda, projeler daha hızlı tamamlanır; unutma, her eylemi gerçekleştirmek için “-meli/–malı” ekini kullanmalısın.
When you achieve synergy within the team, projects are completed more quickly; remember, you must use the “-meli/–malı” suffix to express necessity.
Ben her gün ders çalışmaya on dakika ayırıyorum.
I set aside ten minutes every day for studying.
Komşum fırıncılık yapıyor ve her sabah taze simit satıyor.
My neighbor works in baking and sells fresh simit every morning.
Ders çalışırken, kitapların derinliği beni her zaman şaşırtır.
While studying, the depth of the books always amazes me.
Ödevimi yaparken, öğretmenimizin ihtimamını hissettim; o, her ayrıntıya özen gösteriyor.
While doing my homework, I felt our teacher's care; he pays attention to every detail.
O, her başarısına rağmen mütevazı kalmayı başarıyor.
He manages to remain modest despite all his successes.
Kaderimiz, her an yeni bir sürpriz barındırır.
Our fate holds a new surprise at every moment.
Her ay küçük bir birikim yapmayı planlıyorum.
I plan to save a little money each month.
Her kıymetli öğüt, hayat yolculuğunda bize ışık tutar.
Every valuable piece of advice lights the path in our life journey.
Görgü her işte gösterilmelidir.
Manners should be shown in every task.
Arkadaşlarla samimi diyalog kurmak her zaman iyidir.
Having sincere dialogue with friends is always good.
Makul anlaşmalar, her iki taraf için de kazanç sağlar.
Reasonable deals benefit both parties.
Döviz piyasası her gün değişiyor.
The foreign exchange market changes every day.
Ben sınavdan korkmamak için her sabah erken kalkıyorum.
I wake up early every morning so as not to be afraid of the exam.
Ben alanımda uzmanlaşmak istiyorum; bu yüzden her gün yeni şeyler öğreniyorum.
I want to specialize in my field; that is why I learn new things every day.
Ben ve arkadaşım, her hafta sonu parkta piknik yapıp, birlikte geçirdiğimiz zamanı çok kıymetli görüyoruz.
My friend and I value the time we spend together greatly when we have a picnic in the park every weekend.
Yeni takvime göre, her ay mutabakat sağlanması için düzenli değerlendirme toplantıları yapmamız gerekiyor.
According to the new calendar, we need to hold regular evaluation meetings each month to achieve consensus.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.
Your questions are stored by us to improve Elon.io
You've reached your AI usage limit
Sign up to increase your limit.