taze

Usages of taze

Ekmek taze.
The bread is fresh.
Yemek taze.
The food is fresh.
Lütfen çabuk gel ve taze ekmeği koklamak için mutfağa gir.
Please come quickly and enter the kitchen to smell the fresh bread.
O çarşıda bir görevimiz var, manavdan taze meyve almalıyız.
We have a task at that bazaar; we should get fresh fruit from the greengrocer.
Fırın da görev listesinde, çünkü taze ekmek satın almak istiyoruz.
The bakery is also on our task list because we want to buy fresh bread.
Yumurtaları saklamak yerine tüketmek mantıklı, çünkü taze besin daha sağlıklı.
It is logical to consume the eggs rather than storing them, because fresh food is healthier.
Ben bu taze meyvelere bayılıyorum, tatları gerçekten eşsiz.
I absolutely love these fresh fruits; their taste is truly unique.
O macera bize doğayı tanıtacak, sonra dönüş yolunda taze kiraz toplayabiliriz.
That adventure will introduce nature to us, and then we can pick fresh cherries on the way back.
Meyveler meğer tazeymiş.
Apparently, the fruits are fresh.
Bahar çiçekleri taze.
Spring flowers are fresh.
Ali, marketten taze ekmek alıyor.
Ali is buying fresh bread from the market.
Yeni açılan restoran, taze ve lezzetli yemekler sunuyor.
The newly opened restaurant offers fresh and delicious meals.
Açılan kafe, taze çay sunuyor.
The opened cafe serves fresh tea.
Siz haftasonu marketten taze meyve alıyorsunuz.
You are buying fresh fruit from the market on the weekend.
Yerel market taze meyve satıyor.
The local market sells fresh fruit.
Bu sabah pencereleri açıp taze havayı solumalıyım.
This morning, I must open the windows and breathe in the fresh air.
Ben dükkânda taze meyve alıyorum.
I am buying fresh fruit in the shop.
Pazara giderken taze meyveleri sepetle topladık.
We collected fresh fruits with a basket when going to the market.
Simit, sokak tezgahlarında taze satılır.
Simit is sold fresh at street stalls.
Pazar taze meyve satıyor.
The market sells fresh fruit.
Komşum fırıncılık yapıyor ve her sabah taze simit satıyor.
My neighbor works in baking and sells fresh simit every morning.
Liman yakınında taze deniz ürünleri aldım.
I bought fresh seafood near the port.
Salataya taze domatesi ekledim.
I added fresh tomato to the salad.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now