Usages of proaktif
Proaktif bir yaklaşım, iş yerinde başarının anahtarıdır.
A proactive approach is the key to success in the workplace.
Proaktif olmak, sorunları önceden belirleyip çözüm üretmeyi gerektirir.
Being proactive requires identifying problems in advance and producing solutions.
Takım, sorunları çözmek için proaktif bir yaklaşım benimsedi.
The team adopted a proactive approach to solving the problems.
Arkadaşlarım, proaktif davranıp öngörülebilirliklerini artırmak için stratejik toplantılar düzenliyor.
My friends are organizing strategic meetings to act proactively and increase their predictability.
Ekspresif ve proaktif yaklaşımlarla, ekip stratejik hedeflerine daha kolay ulaşabiliyor, bu da rekabetçi pazarda belirgin bir avantaj sağlıyor.
With expressive and proactive approaches, the team can more easily reach its strategic goals, which gives a clear advantage in the competitive market.
Size, proaktif yaklaşımınızla bu problemi netleştirmenizi öneririm.
I recommend that you clarify this problem using your proactive approach.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.