sokak

Usages of sokak

Harita olmadan çarşıda gezmek biraz zor, çünkü sokaklar çok benziyor.
Without a map, walking around the bazaar is a bit difficult because the streets look very similar.
Köpek sokakta oynuyor.
The dog is playing in the street.
Sokakta çok gürültü var, ben evde kalmak zorundayım.
There is a lot of noise in the street, I have to stay at home.
Arkadaşım geniş sokakta bisiklet kullanıyor.
My friend is riding a bicycle in the wide street.
Bu harita beni yanlış yöne yönlendirmiş; meğer burası çıkmaz sokakmış.
This map has misdirected me; it turns out this is a dead-end street.
Sokak çıkmaz.
The street is a dead-end.
Sokak dar.
The street is narrow.
Pencere açıksa sokaktan gelen sesleri daha net duyabilirsin.
(English: “If the window is open, you can hear the sounds from the street more clearly.”)
Hayvan sokakta geziyor.
The animal is strolling on the street.
Yangından çıkan duman, bütün sokağı kapladı.
The smoke from the fire covered the entire street.
Kedi sokakta bir kuşu yakalamak için koştu, ama başaramadı.
The cat ran to catch a bird on the street, but it didn’t succeed.
Simit, sokak tezgahlarında taze satılır.
Simit is sold fresh at street stalls.
Ev, sokaktan görülüyor.
The house is seen from the street.
Kentsel sokaklar kalabalık.
The urban streets are crowded.
Sokaklarda dolaşırken, canlılık dolu müzik sesi beni heyecanlandırıyor.
While walking in the streets, the vibrant sound of music excites me.
Yağmur yağarken, yıkıcı damlalar sokakları ıslattı ve ben pencereyi açtım.
As it rained, destructive droplets soaked the streets and I opened the window.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now