Usages of ile
Kardeşim bisiklet ile şehir dışında gezmeyi daha çok seviyor.
My sibling likes traveling around outside the city with the bicycle more.
Ben de şehir dışında ücretsiz gruplarla egzersiz yapacağım.
I will also do exercise with free groups outside the city.
Birlikte bir grup kuracağız ve sınıfla fotoğrafları paylaşacağız.
We will form a group together and share photos with the class.
Çorbayı eski tarifimle yapacağım, ama biraz baharat ekleyeceğim.
I will make the soup with my old recipe, but I will add some spice.
Ben bu lezzetli çorbayı komşularla paylaşmak istiyorum.
I want to share this delicious soup with the neighbors.
Yeni planım, trenle kısa bir seyahat etmek ve farklı şehirlere gitmek.
My new plan is to travel by train for a short trip and go to different cities.
Seyahat edince yeni insanlarla tanışmak ve sohbet etmek beni mutlu ediyor.
When I travel, meeting new people and having conversations makes me happy.
Kolay işlerle uğraşınca daha hızlı ilerleme kaydediyoruz.
When we deal with easy tasks, we make faster progress.
Yeni yardımcı bugün gelecek, onunla birlikte evi temiz bırakmak istiyorum.
The new helper will come today; I want to leave the house clean with him.
Test bitince, seninle özel bir konuşma yapabiliriz.
When the test is over, we can have a special talk.
Eğer yarın erken kalkarsan, seninle birlikte yürüyüş yapmalıyız.
If you get up early tomorrow, we should take a walk together.
Altyazı ile film izlemek, dili geliştirmenin başka bir yoludur.
Watching a film with subtitles is another way to improve the language.
Bu boya ile duvarları renklendirmek istiyorum, çünkü odayı daha canlı hale getiriyor.
I want to color the walls with this paint because it makes the room more lively.
Dilbilgisini meli/malı ekleri ile geliştirmek, ifade gücünü artırır.
Improving grammar with “meli/malı” suffixes increases the power of expression.
Özgürce yazı yazmak, iletişim kurmakla eşdeğer hale dönüşebilir.
Writing freely can turn into the equivalent of communicating.
Mevzu bazen zor görünüyor ama sabırla devam ediyoruz.
The matter sometimes looks difficult, but we continue patiently.
Yeni dizüstü bilgisayar eskisiyle eşdeğer.
My new laptop is equivalent to the old one.
Beklenmedik durumlarla karşılaşırken sakin kalmayı öğrenmek çok yararlı olur.
It is very beneficial to learn to stay calm when encountering unexpected situations.
Arkadaşımla kütüphanede zaman geçirmek, hem eğlenceli hem de eğitici.
Spending time at the library with my friend is both fun and educational.
Türkçe telaffuz çalışmak için yüksek sesle okumak çok yardımcı olabilir.
Reading out loud can be very helpful for practicing Turkish pronunciation.
Ben bazen yeni insanlarla karşılaşıyorum ve çok mutlu oluyorum.
I sometimes encounter new people and become very happy.
Ben hafta sonu ailemle sinemaya gidiyorum.
I am going to the cinema with my family on the weekend.
Bu geniş nehir, dün akşam kuvvetli yağmurla taştı.
This wide river overflowed with heavy rain last night.
Arkadaşım her zaman büyük bir nezaketle konuşur ve kimseyi kırmaz.
My friend always speaks with great courtesy and doesn’t hurt anybody.
Hayat bazen gergin hissettirse de, her sabah nefes egzersizleriyle rahatlamak mümkün.
Even though life sometimes makes us feel tense, it is possible to relax every morning with breathing exercises.
Hayat bazen beklenmedik sürprizler sunar, bunları nezaketle karşılamak gerekir.
Life sometimes offers unexpected surprises; we should meet them with courtesy.
O fabrika uzun yıllar önce inşa edildi, fakat şimdi modern cihazlarla yenilendi.
That factory was built many years ago, but now it has been renewed with modern devices.
Heykel sanatla iç içe yaşayan bir topluluk tarafından özenle yapıldı.
The sculpture was carefully made by a community that lives closely with art.
Zehir tehlikelidir, bu nedenle kimyasal maddelerle çalışırken önlem almak gerekir.
Poison is dangerous, therefore we must take precautions when dealing with chemical substances.
Okul ile ev arasında yürüyorum.
I am walking between school and home.
Benim şemsiyem renkli, bu sayede çeşitli kıyafetlerle uyum sağlıyor.
My umbrella is colorful, so it matches various outfits.
Arkadaşımın evinde çeşitli oyunlar var, en çok yuvarlak bir top ile oynamayı seviyor.
There are various games at my friend’s house; he most likes to play with a round ball.
Toplantıda bir uzman, bilimsel verilerle katkı sağladı.
In the meeting, an expert contributed with scientific data.
Ben bilime meraklıyım, deney sonuçlarını büyük bir heyecanla bekliyorum.
I am interested in science, and I am eagerly awaiting the experiment results.
Ben notlarımda önemli kavramları renkli kalemle işaretliyorum.
I mark the important concepts in my notes with a colored pen.
Önceki toplantıyla karşılaştırınca, bu sefer daha fazla ayrıntıya girdik.
Compared to the previous meeting, this time we went into more details.
Şirket ile yeni bir anlaşma imzaladık, bu bize kazanç sağlayacak.
We signed a new agreement with the company; this will provide us a profit.
Onların ilişkisinde iletişim çok önemli, her gün birbirleriyle konuşuyorlar.
Communication is very important in their relationship; they speak with each other every day.
Babam şu aralar çok meşgul, çünkü yeni bir iş projesiyle uğraşıyor.
My father is very busy these days because he is working on a new business project.
Endişe ile baş etmek için derin nefes almak bana yardımcı oluyor.
Taking a deep breath helps me cope with worry.
Arkadaşım ile ortak bir plan yaparak kasabada ağaç dikmeyi kararlaştırdık.
By making a common plan with my friend, we decided to plant trees in the small town.
Kasaba sakinleriyle buluşmak için hafta sonu oraya gidiyoruz.
We are going to meet with the town residents on the weekend.
Ben genellikle sabah erken kalkarım ve güne kahveyle başlarım.
I generally wake up early in the morning and start the day with coffee.
Görüşmek fiili de bir karşılıklı eylemdir; örneğin, biz her hafta sonu komşularımızla görüşürüz.
The verb “görüşmek” is also a reciprocal action; for example, we meet with our neighbors every weekend.
Arkadaşım yurt dışına taşındığından, onunla artık yüz yüze değil, ama çevrimiçi olarak görüşüyoruz.
Because my friend moved abroad, we no longer meet face-to-face, but we meet online.
Arkadaşım da büyük bir yazar olmak ister, bu yüzden hayallerimizi birbirimizle paylaşıyoruz.
My friend also wants to become a great writer, so we share our dreams with each other.
Ben zorluklarla baş ediyorum.
I am coping with difficulties.
Lider, arkadaşlarla çalışıyor.
The leader is working with friends.
Ben seninle konuşmak istiyorum.
I want to talk with you.
Bazı insanlar zorluklarla baş etmek için büyük cesarete ihtiyaç duyar.
(English: “Some people need great courage in order to deal with difficulties.”)
Yeni diş macunu aldım; bu macunla dişleri fırçalamak ağzımı ferah hissettiriyor.
(English: “I bought a new toothpaste; brushing my teeth with this paste makes my mouth feel fresh.”)
Ben diğer öğretmenle plan yapıyorum.
I am making a plan with the other teacher.
Arkadaşlarla avluya oturup sohbet etmek, bahar akşamları için ideal bir seçimdir.
Sitting in the courtyard and chatting with friends is an ideal choice for spring evenings.
Bu matematik sorusunu tamamen kavramak için öğretmenle tekrar konuşacağım.
I will talk to the teacher again to fully grasp this math problem.
Yeni işimden çok memnunum, çalışma ortamı gerçekten güleryüzlü insanlarla dolu.
I am very pleased with my new job; the working environment is truly filled with cheerful people.
Ailemle olan bağımın ilelebet sürmesini umuyorum.
I hope my bond with my family continues forever.
İmkansız gibi gözüken durumlar, bazen kararlılıkla çözülebilir.
Situations that seem impossible can sometimes be solved with determination.
Otobüsü yakalamak için hızlı adımlarla yürümem gerekiyor.
I need to walk fast to catch the bus.
Ben arkadaşım ile sohbet ediyorum.
I am having a conversation with my friend.
Antrenman yaparak özveriyle çalışmak, başarılı sonuçlar almayı sağlar.
Working with dedication by training leads to successful outcomes.
Film, muhteşem efektleriyle izleyicileri büyüledi.
The film captivated the audience with its magnificent effects.
Seçkin bir mimariyle tasarlanan bina şehrin simgesi haline geldi.
The building, designed with distinguished architecture, became a symbol of the city.
Ben sınıfta öğrencilerle etkileşimde bulunuyorum.
I am interacting with the students in the classroom.
Ben, dijital fotoğraf makinesiyle eşsiz anılar kaydediyorum.
I capture unique memories with my digital camera.
Sanat galerisi, özgün eserlerle doluydu.
The art gallery was filled with original works.
Doğum günümüzde ailemizle samimi bir kutlama düzenledik.
We organized an intimate celebration with our family on our birthday.
Hafta sonu ailemizle restorana gidip yemek yedik.
Over the weekend, we went to a restaurant with our family and had a meal.
Şirketin ve hastanenin yönetim ekipleri, çalışanlarla düzenli toplantılar yaparak hizmet kalitesini artırmaya çalışıyor.
The management teams of the company and the hospital are trying to improve service quality by holding regular meetings with their employees.
Dijital fotoğraf makinesi ile çektiğim görüntüler çok keskin.
The images I captured with my digital camera are very sharp.
Ailemle olan iletişimim, gün boyu beni motive ediyor.
My communication with my family motivates me throughout the day.
Arkadaşlarımla kurduğum bu iletişim, beni her zaman güçlendiriyor.
This communication I establish with my friends always empowers me.
Yönetim, yeni stratejik kararlarla esnekliği artırmayı hedefliyor.
The management aims to increase flexibility with new strategic decisions.
Ben bu projeyle fark yaratmak istiyorum.
I want to make a difference with this project.
Öğüt almak için, mütevazı insanlarla sohbet etmek ve çok çaba göstermek faydalıdır.
To receive advice, it is useful to talk with humble people and put in a lot of effort.
Arkadaşlarımla kurduğum işbirliği, projelerimize başarı getirdi.
The collaboration I established with my friends brought success to our projects.
Ben mütevazı olmaya çalışıyorum, çünkü gerçekçilikle hareket etmenin mantığı vardır.
I try to be humble because there is logic in acting realistically.
Beklentilerimi karşılayacak vaatler, kalbimi umutla doldurur.
Promises that will meet my expectations fill my heart with hope.
Öngörü ile karar vermek kolaydır.
Deciding with foresight is easy.
Bu ev, cazip bahçe ile çevrili.
This house is surrounded by an attractive garden.
Okuduğum kitap, yapısal özellikleriyle beni etkiledi.
The book I read impressed me with its structural features.
Akşam, arkadaşlarla yapılan muhabbet keyifli ve samimi geçti.
In the evening, the friendly chat with friends was enjoyable and sincere.
Ekonomide istikrar, düzenli büyüme ile terakkiyi beraberinde getirir.
In the economy, stability brings progress through steady growth.
Film, sürükleyici sahneleriyle izleyicileri büyüledi.
The film captivated the audience with its gripping scenes.
Ekonomi, istikrarlı büyüme ile geleceğe güven verir.
The economy inspires confidence in the future through steady growth.
Oyun, sürükleyici mekanikleriyle oyuncuları saatlerce meşgul etti.
The game captivated players for hours with its gripping mechanics.
Bu proje, kalıcı izler bırakmak amacıyla özenle planlandı.
This project was carefully planned to leave a lasting impact.
Şirket, yenilikçilikle piyasada fark yaratıyor.
The company stands out in the market with its innovative spirit.
Ben arkadaşlarımla empati kurmak istiyorum.
I want to empathize with my friends.
Ekip sinerji ile daha güçlü olur.
The team becomes stronger with synergy.
Analiz ile doğru karar verildi.
A correct decision was made with analysis.
Pazara giderken taze meyveleri sepetle topladık.
We collected fresh fruits with a basket when going to the market.
Sabah, simit ve çay ile kahvaltı yaptım.
I had simit and tea for breakfast in the morning.
Rezervasyon onaylandığında e-posta ile bilgilendirileceksin.
You will be notified by email when the reservation is confirmed.
Girişte eski paspası yenisiyle değiştirdim.
I replaced the old floor mat at the entrance with a new one.
Ben reçel ile ekmek yiyorum.
I am eating bread with jam.
Yeni ürünler rekabetçi fiyatlarla piyasaya sürüldü.
New products were launched in the market at competitive prices.
Bu yazılım, diğer sistemlerle entegrasyon sağlıyor.
This software provides integration with other systems.
Firma ihracatla büyüyor.
The company is growing with export.
Arkadaşım sevecen tavrıyla herkesin kalbini kazanıyor.
My friend wins everyone's heart with his affectionate manner.
Görüşmeler sırasında, yöneticimizle yapılan tartışmada belagat dolu ifadeler kullanıldı.
During the discussions, eloquent expressions were used in the debate with our manager.
Kendimi, mütevazı bir tutumla başarısızlıklardan ders çıkarırken buluyorum.
I find myself learning from failures with a modest attitude.
Ben arabamla yarışı kazanıyorum.
I am winning the race with my car.
Arkadaşım belagatli cümlelerle duygularını ifade ediyor.
My friend expresses his feelings with eloquent sentences.
Öğretmen, belagat dolu sözlerle dersi anlattı.
The teacher explained the lesson with eloquent words.
Bu şirket, uzun yıllardır yüksek itibar ile bilinir.
This company has been known for its high reputation for many years.
Babam her zaman cömert davranır ve ailesine yüksek beklentilerle yaklaşır.
My father always acts generously and treats his family with high expectations.
Bu resim herkesle paylaşılacak.
This picture will be shared with everyone.
Ben müzikle ortamı sakinleştirmek istiyorum.
I want to calm the environment with music.
Isabetli hedeflerle ekibimiz başarıya ulaşmak için çalışıyor.
Our team works toward success with accurate targets.
Stratejimizin isabetli çıktığı, piyasa verileriyle teyit edildi.
Our strategy’s accuracy was confirmed with market data.
Yeni yazılım, eski verilerle entegrasyon sağlayarak çalışıyor.
The new software works by integrating with the old data.
Tasarımcı, incelikli dokunuşlarla ürünün estetiğini artırdı.
The designer enhanced the product’s aesthetics with subtle touches.
Ekstra kaynaklarla, rapordaki bulguların teyit sağlandığını öğrendik.
With additional sources, we learned that the findings in the report were confirmed.
Ben zorluklarla mücadele ediyorum.
I am struggling with difficulties.
Arkadaşlarla samimi diyalog kurmak her zaman iyidir.
Having sincere dialogue with friends is always good.
Yeni yazılım, mevcut sistemlerle entegrasyonu kolaylaştırır.
The new software facilitates integration with existing systems.
Ben haftasonu arkadaşlarımla parkta piknik yapıyorum.
I am having a picnic in the park with my friends on the weekend.
Üniversiteden mezun olan arkadaşım, teknoloji alanında uzmanlaşmış ve şefkatli bir yaklaşımla toplumsal hizmette bulunuyor.
My friend, who graduated from university, has specialized in technology and participates in community service with a compassionate approach.
Öğrenciler, projeyi başarıyla tamamladıklarını düşünüp, öğretmenlerine “Bunun sayesinde geleceğe emin adımlarla yürüyeceğiz,” diye umutla söylediler.
The students, thinking they had successfully completed the project, told their teacher with hope, “Thanks to this, we will walk confidently into the future.”
O, hayalperest düşünceleriyle herkesi büyülüyor ve enerjisini canlandırarak ortamın havasını değiştiriyor.
He captivates everyone with his dreamy thoughts and enlivens the atmosphere with his energy.
Ailemle dağda piknik yapmak keyifli.
Having a picnic in the mountains with my family is enjoyable.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.