almak

Usages of almak

Arkadaşlarım yanımda olmayınca, ben de onları özlemekten kendimi alamıyorum.
When my friends aren’t by my side, I can’t help missing them.
Ben ilham alıyorum.
I am taking inspiration.
Zehir tehlikelidir, bu nedenle kimyasal maddelerle çalışırken önlem almak gerekir.
Poison is dangerous, therefore we must take precautions when dealing with chemical substances.
Ben sağlıklı kalmak için önlem alıyorum.
I take precautions to stay healthy.
Yeni bir macera planladık, dağa tırmanırken yanımıza su ve kiraz alacağız.
We planned a new adventure; we will take water and cherries with us while climbing the mountain.
Onun not aldığı defter, karışık görünmesine rağmen çok faydalı bilgiler içeriyor.
The notebook that he took notes in looks messy, yet it contains very useful information.
Endişe ile baş etmek için derin nefes almak bana yardımcı oluyor.
Taking a deep breath helps me cope with worry.
Bugün doktordan randevu aldım, çünkü düzenli kontrol yaptırmak istiyorum.
(English: “I made an appointment with the doctor today because I want to have regular check-ups.”)
Ben mola alıyorum.
I am taking a break.
Sıcak hava yüzünden çok terledim, hemen duş almak istiyorum.
I sweated a lot because of the hot weather; I want to take a shower right away.
Hatalarından ders almak, daha iyi bir gelecek için iyi bir niyettir.
Learning from your mistakes is a good intention for a better future.
Ben duş alıyorum.
I am taking a shower.
Girişim, risk almayı gerektirdiğinden cesaret ister.
A venture requires courage because it involves taking risks.
Risk almak cesaret ister.
Taking risk requires courage.
Öğüt almak için, mütevazı insanlarla sohbet etmek ve çok çaba göstermek faydalıdır.
To receive advice, it is useful to talk with humble people and put in a lot of effort.
Öğüt almak, zorlukları aşmak için önemlidir.
Taking advice is important for overcoming difficulties.
Yetişkin sorumluluk alıyor ve düzenli çalışıyor.
The adult takes responsibility and works regularly.
Sağduyu, karmaşık durumlarda doğru kararlar almamıza yardımcı olur.
Common sense helps us make the right decisions in complex situations.
Toplantıda asistan bana önemli notlar aldı.
At the meeting, the assistant took important notes for me.
Teşebbüs almak, riskleri göze almayı gerektirir.
Taking an initiative requires taking risks.
Türkçede belirli nesneler, -ı/-i eki alır; mesela “interneti” kullanıyorum.
In Turkish, definite objects take the –ı/–i suffix; for example, “interneti” means “the internet.”
Türkçede belirli nesneler -ı/-i eki alır; mesela interneti kullanıyorum.
In Turkish, definite objects take the –ı/–i suffix; for example, “interneti” means “the internet.”
Girişimcilik ruhu risk almaktan korkmamaktır.
The spirit of entrepreneurship means not being afraid to take risks.
Firma, likidite sorununu çözmek için önlemler alıyor.
The company is taking measures to solve its liquidity problem.
Lezzetli yemekleri yerken büyük zevk alıyorum.
I take great pleasure in eating delicious food.
Ben işten sonra yürüyüş yapıp derin nefes alarak sakinleşmek istiyorum.
After work, I want to calm down by taking a walk and breathing deeply.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now