Usages of arkadaş
O benim arkadaşım.
He is my friend.
Bugün arkadaşım geldi.
Today, my friend arrived.
Arkadaşım bir kitap okuyor.
My friend is reading a book.
Arkadaşım yemek pişiriyor.
My friend is cooking food.
Arkadaşım kalem kullanıyor.
My friend is using a pen.
Arkadaşım balık pişiriyor, ben sebze pişiriyorum.
My friend is cooking fish, I am cooking vegetables.
Arkadaşım ve ben birlikte yemek yiyoruz.
My friend and I are eating together.
Arkadaşım sık sık çay içiyor.
My friend often drinks tea.
Arkadaşım çay içiyor, ben ise su içiyorum.
My friend is drinking tea, I, however, am drinking water.
Arkadaşım orada yeni bir film izleyecek.
My friend will watch a new film there.
Arkadaşım dizüstü bilgisayarını yolda düşürdü, bu yüzden ekran kırıldı.
My friend dropped his laptop on the road, so the screen broke.
Arkadaşım gelecek ay da müzeye gidecek, çünkü rehber çok faydalı.
My friend will also go to the museum next month because the guide is very helpful.
Arkadaşım bu hafta bisikletini tamir edecek ve şehirde gezmek isteyecek.
My friend will repair his bicycle this week and will want to walk around in the city.
Arkadaşım yakında gelecek.
My friend will come soon.
Arkadaşım parkta grup kuruyor.
My friend is setting up a group in the park.
Arkadaşım ve ben öğle saatinde kafe buluşması planlıyoruz.
My friend and I are planning a cafe meetup at noon.
Tatlı yiyen arkadaşım cep telefonunu daima yanında taşıyor.
My friend who eats dessert always carries his cell phone with him.
Arkadaşım da fotoğraf çekmek için kafe önünde bekliyor.
My friend is also waiting in front of the cafe to take photos.
Arkadaşım istasyonda bekliyor, çünkü tren gecikti ve istasyon çok kalabalık.
My friend is waiting at the station because the train is delayed, and the station is very crowded.
Arkadaşım gelince, ben de sinemaya gideceğim.
When my friend arrives, I will also go to the cinema.
Arkadaşım mutlu.
My friend is happy.
Ben arkadaşımı mutlu ediyorum.
I am making my friend happy.
Üzüm suyu çok lezzetli, tatil bitince arkadaşlarıma da getireceğim.
Grape juice is very tasty; when the vacation ends, I will bring some to my friends.
Ben arkadaşıma kitap öneriyorum.
I am suggesting a book to my friend.
Benim arkadaşım çok yardımcı.
My friend is very helpful.
Ben acele ediyorum, çünkü arkadaşım geliyor.
I am hurrying because my friend is coming.
Arkadaşım bu sabah günlük yazıyor, ben ise çay içiyorum.
My friend is writing a journal this morning, and I am drinking tea.
Ben arkadaşıma yardım ediyorum.
I am helping my friend.
On arkadaş geliyor.
Ten friends are coming.
Arkadaşlarım yanımda olmayınca, ben de onları özlemekten kendimi alamıyorum.
When my friends aren’t by my side, I can’t help missing them.
Arkadaşımla kütüphanede zaman geçirmek, hem eğlenceli hem de eğitici.
Spending time at the library with my friend is both fun and educational.
Arkadaşım da sokakta satılan tatlılara bayılıyor, ama bence biraz dikkat etmeli.
My friend also loves the sweets sold on the street, but I think he should be a bit cautious.
Arkadaşımın telaffuz konusunda yardıma ihtiyacı var, ben de ona örnekler sunmak istiyorum.
My friend needs help with pronunciation, and I want to offer him examples.
Arkadaşım şarkı söylerken ben ona eşlik etmeyi seviyorum, çünkü birlikte müzik yapmak eğlenceli.
I like to accompany my friend while he is singing because making music together is fun.
Arkadaşım kitap konusunda bana yardımcı oluyor.
My friend helps me regarding the book.
Ben arkadaşıma sinemaya eşlik ediyorum.
I am accompanying my friend to the cinema.
Arkadaşım ve ben haftasonu prova yapıyoruz.
My friend and I are rehearsing on the weekend.
Arkadaşım bana ekmek getiriyor.
My friend brings me bread.
Arkadaşım her zaman büyük bir nezaketle konuşur ve kimseyi kırmaz.
My friend always speaks with great courtesy and doesn’t hurt anybody.
Arkadaşım geniş sokakta bisiklet kullanıyor.
My friend is riding a bicycle in the wide street.
Dün akşam arkadaşım evde yemek pişirdi.
Last night, my friend cooked food at home.
Arkadaşım henüz gelmedi.
My friend hasn't arrived yet.
Arkadaşım sosyal.
My friend is social.
Ben arkadaşımı mutlu hissettirmek istiyorum.
I want to make my friend happy.
Arkadaşım sürpriz yapıyor.
My friend is making a surprise.
Ben arkadaşımı istasyonda karşılıyorum.
I am meeting my friend at the station.
Ben fabrikada çalışıyorum, ancak arkadaşım evde dinleniyor.
I am working at the factory, but my friend is resting at home.
Arkadaşımın evinde çeşitli oyunlar var, en çok yuvarlak bir top ile oynamayı seviyor.
There are various games at my friend’s house; he most likes to play with a round ball.
Arkadaşım köpeğini eğitmek için her gün kısa alıştırma seansları düzenliyor.
My friend organizes short practice sessions every day to train his dog.
Arkadaşım köşede bekliyor.
My friend is waiting in the corner.
Arkadaşım daha geç geliyor.
My friend is coming later.
Arkadaşım bana hafta sonu için bir seyahat teklifi sundu, oldukça heyecan verici.
My friend offered me a travel proposal for the weekend; it’s quite exciting.
Ben otobüs durağında arkadaşımı yönlendiriyorum.
I am guiding my friend at the bus stop.
Arkadaşım, bahsettiğim beklentileri önemsiyor.
My friend cares about the expectations I mentioned.
Arkadaşım sakal stilini değiştirdiğinde, onun başka biri olduğunu zannetmiştim.
When my friend changed his beard style, I thought he was someone else.
Arkadaşımın yaptığı pasta, kesinlikle bugüne kadar tattığım en lezzetli pastaydı.
The cake that my friend made was definitely the most delicious cake I have tasted so far.
Ben arkadaşlarımı önemserim.
I care about my friends.
Arkadaşım ile ortak bir plan yaparak kasabada ağaç dikmeyi kararlaştırdık.
By making a common plan with my friend, we decided to plant trees in the small town.
Eğer umutsuzluğa kapılırsam, arkadaşım bana farklı bir çözüm önermeye çalışır.
If I fall into hopelessness, my friend tries to suggest a different solution to me.
Arkadaşım yurt dışına taşındığından, onunla artık yüz yüze değil, ama çevrimiçi olarak görüşüyoruz.
Because my friend moved abroad, we no longer meet face-to-face, but we meet online.
Arkadaşım da büyük bir yazar olmak ister, bu yüzden hayallerimizi birbirimizle paylaşıyoruz.
My friend also wants to become a great writer, so we share our dreams with each other.
Arkadaşım bana doğum gününü hatırlattı, bu sayede çok önemli bir tarihi kaçırmadım.
My friend reminded me of his birthday, so I didn’t miss a very important date.
Ben ve arkadaşım aynı kitabı okuyoruz.
My friend and I are reading the same book.
Arkadaşım ve ben fikir alışveriş yapıyoruz.
My friend and I are exchanging ideas.
Ben arkadaşımı kurtarıyorum.
I am saving my friend.
Arkadaşım bana ilham veriyor.
My friend inspires me.
Arkadaşım destek veriyor.
My friend is giving support.
Lider, arkadaşlarla çalışıyor.
The leader is working with friends.
Ofiste arkadaşım ve ben tokalaşıyoruz.
My friend and I are shaking hands at the office.
Arkadaşımı cesaretlendirmek istiyorum, çünkü o yeni bir iş kurmaktan çekiniyor.
(English: “I want to encourage my friend because he is hesitant to start a new business.”)
Ben yeni kitabı arkadaşıma emanet ediyorum.
I am entrusting the new book to my friend.
Arkadaşımın aslında haklı olduğunu ikinci konuşmamızda farkına vardım.
I realized my friend was actually right in our second conversation.
Arkadaşımın makalesinde bir alıntı vardı; doğrusu ben bu kaynaktan doğrudan yararlanacağını tahmin etmemiştim.
There was a quotation in my friend’s article; honestly, I hadn’t guessed that he would directly use this source.
Arkadaşlarımın samimi sözleri beni mutlu ediyor.
My friends’ sincere words make me happy.
Arkadaşlarla avluya oturup sohbet etmek, bahar akşamları için ideal bir seçimdir.
Sitting in the courtyard and chatting with friends is an ideal choice for spring evenings.
Arkadaşım ise mutfakta yemek hazırlamaktadır, birazdan bize katılacak.
My friend, however, is preparing food in the kitchen; he will join us in a moment.
Ben arkadaşım ile sohbet ediyorum.
I am having a conversation with my friend.
Kibirlenince, arkadaşlarını kaybeder.
When one becomes arrogant, he loses his friends.
Ben arkadaşlarımı yalnızlaştırmak istemiyorum.
I do not want to isolate my friends.
Arkadaşım yeni evinden memnun.
My friend is satisfied with his new house.
Ben arkadaşımı takdir ediyorum.
I appreciate my friend.
Ben arkadaşa mektup yazıyorum.
I am writing a letter to a friend.
Toplantıda, yeni proje hakkında faydalı öneriler sunuldu ve arkadaşımın önerisini dinledikten sonra planımızı değiştirdik.
Useful suggestions about the new project were offered at the meeting, and after listening to my friend’s suggestion, we changed our plan.
Ben arkadaşımı arıyorum.
I am calling my friend.
Arkadaşımın önerisi, projemizi geliştirmek için çok yararlı oldu.
My friend's suggestion was very useful for developing our project.
Arkadaşlarımla kurduğum bu iletişim, beni her zaman güçlendiriyor.
This communication I establish with my friends always empowers me.
Arkadaşlar, müzik dinlerken hem uyum içinde hem de stratejik olarak sohbet ediyorlar.
Friends converse both in harmony and strategically while listening to music.
Arkadaşlardan çay aldım.
I got tea from friends.
Ben arkadaşlara mektup yazıyorum.
I am writing a letter to friends.
Ben arkadaşlarımı kitap okumaya teşvik ediyorum.
I encourage my friends to read books.
Arkadaşlarımla kurduğum işbirliği, projelerimize başarı getirdi.
The collaboration I established with my friends brought success to our projects.
Ben masada oturuyorum, arkadaşım bana güzel şeyler söylüyor.
I am sitting at the table, my friend is saying beautiful things to me.
Ben arkadaşlarıma Türkçe öğretmek istiyorum.
I want to teach Turkish to my friends.
Ben ve arkadaşım beraber ders çalışıyoruz.
My friend and I are studying together.
Akşam, arkadaşlarla yapılan muhabbet keyifli ve samimi geçti.
In the evening, the friendly chat with friends was enjoyable and sincere.
Arkadaşım en iyi yemek pişiriyor.
My friend cooks the best food.
Ben arkadaşımdan kitap rica ediyorum.
I am asking my friend for a book.
Empati kurarak, arkadaşının duygularını anlamalısın.
By showing empathy, you should understand your friend's feelings.
Ben arkadaşlarımla empati kurmak istiyorum.
I want to empathize with my friends.
Arkadaşım yemek yaparsa, herkes mutlu olur.
If my friend cooks, everyone will be happy.
Okul girişinde arkadaşım bekliyor.
My friend is waiting at the school entrance.
Arkadaşım, arabasını yıkattı.
My friend had his car washed.
Arkadaşım sevecen tavrıyla herkesin kalbini kazanıyor.
My friend wins everyone's heart with his affectionate manner.
Arkadaşım, zor zamanlarında bile cömert davranarak herkese destek oluyor.
My friend supports everyone by acting generously, even in tough times.
Öğle arası, ben ve arkadaşım kafede buluşuyoruz.
At lunch break, my friend and I meet at the cafe.
Arkadaşım belagatli cümlelerle duygularını ifade ediyor.
My friend expresses his feelings with eloquent sentences.
Ben arkadaşımı tanıyorum.
I know my friend.
Arkadaşım tutkulu.
My friend is passionate.
Arkadaşımın başarısı, sürekli övgü toplar.
My friend’s success always attracts praise.
Arkadaşlarla samimi diyalog kurmak her zaman iyidir.
Having sincere dialogue with friends is always good.
Ben haftasonu arkadaşlarımla parkta piknik yapıyorum.
I am having a picnic in the park with my friends on the weekend.
Arkadaşım, “Birlikte yemeğe gitmekten zevk alıyorum,” diye söyledi.
My friend said, “I enjoy going out to eat together.”
Üniversiteden mezun olan arkadaşım, teknoloji alanında uzmanlaşmış ve şefkatli bir yaklaşımla toplumsal hizmette bulunuyor.
My friend, who graduated from university, has specialized in technology and participates in community service with a compassionate approach.
Arkadaşım, “Film çok heyecanlıydı,” diye anlattı.
My friend said, “The film was very exciting.”
Ben ve arkadaşım, her hafta sonu parkta piknik yapıp, birlikte geçirdiğimiz zamanı çok kıymetli görüyoruz.
My friend and I value the time we spend together greatly when we have a picnic in the park every weekend.
Arkadaşım şefkatli davranıyor.
My friend behaves compassionately.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.