Usages of rahatlamak
Ben kıyıda rahatlamak için yanımda hafif bir müzik getiriyorum.
I bring some light music with me to relax on the coast.
Hayat bazen gergin hissettirse de, her sabah nefes egzersizleriyle rahatlamak mümkün.
Even though life sometimes makes us feel tense, it is possible to relax every morning with breathing exercises.
Bu mekanın ambiyansı, konukların rahatlamasını sağlıyor.
The ambiance of this venue ensures that guests relax.
Bu akşam izleyeceğim film çok sakin, sonra rahatlayacağım.
The film I will watch this evening is very calm; afterwards I will relax.
Omzuma hafif masaj yapınca rahatlıyorum.
When I massage my shoulder lightly, I relax.
Geç kaldığım için biraz mahcup oldum, ama ablam bana gülümseyince rahatladım.
I felt a little embarrassed because I was late, but when my older sister smiled at me, I relaxed.
Alyansı görünce gelin rahatladı; nikâh birazdan başlayacakmış.
When the bride saw the wedding ring, she relaxed; apparently the ceremony will start shortly.
Sırtımdaki ağrı yatışınca rahatladım.
When the pain in my back subsided, I relaxed.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.