Usages of canlı
Bu evin duvarında güzel bir tablo görüyorum, renkleri çok canlı.
I see a beautiful painting on the wall of this house; its colors are very vibrant.
Dün farklı tablolar inceledim, ama bu kadar canlı değillerdi.
Yesterday I looked at different paintings, but they were not this vibrant.
Domateslerin rengi çok canlı görünüyor.
The tomatoes’ color looks very vibrant.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.