şirket

Usages of şirket

Bu şirketin yöneticisi sabah erkenden ofise gelmiş.
The manager of this company arrived at the office early in the morning.
Şirket ile yeni bir anlaşma imzaladık, bu bize kazanç sağlayacak.
We signed a new agreement with the company; this will provide us a profit.
Şirket müdürü dün şehir dışına çıktı, ofisteki işleri sekretere emanet etti.
(English: “The company manager left the city yesterday and entrusted the office tasks to the secretary.”)
Şirket, sürekli yatırım yaparak istikrar sağlamaya çalışıyor.
The company is trying to achieve stability by making continuous investments.
Yöneticimiz, şirketin büyümesi için etkili bir strateji belirledi.
Our manager determined an effective strategy for the company’s growth.
Şirketin ve hastanenin yönetim ekipleri, çalışanlarla düzenli toplantılar yaparak hizmet kalitesini artırmaya çalışıyor.
The management teams of the company and the hospital are trying to improve service quality by holding regular meetings with their employees.
Şirketimiz, inovasyonu desteklemek için araştırmalara yatırım yapıyor.
Our company invests in research to support innovation.
Şirket bonus veriyor.
The company gives a bonus.
Yenilikçi fikirler, şirketi uluslararası arenada öne çıkardı.
Innovative ideas made the company stand out in the international arena.
Şirket, yenilikçilikle piyasada fark yaratıyor.
The company stands out in the market with its innovative spirit.
Bütçe planlama, şirket için istikrarlı büyüme sağlar.
Budget planning ensures stable growth for the company.
Yaptığımız değişiklikler şirkete dönüştürücü bir etki sağladı.
The changes we made had a transformative effect on the company.
Şirket, lojistik maliyetlerini azaltmak için yeni stratejiler denedi.
The company tried new strategies to reduce logistics costs.
Dün yayımlanan bildiri, şirketin yeni hedeflerini açıkladı.
The report published yesterday announced the company’s new goals.
Şirket hem ithalat hem de ihracat yapıyor; ihracat ülkemizin kalkınmasına, ithalat ise ürün çeşitliliğine katkı sağlıyor.
The company both imports and exports; export contributes to our country’s development, while import enhances product variety.
Şirket ithalat yapmak istiyor.
The company wants to import.
Bu şirket, uzun yıllardır yüksek itibar ile bilinir.
This company has been known for its high reputation for many years.
Profesyonel başarılar, şirketin itibarını artırır.
Professional achievements boost the company's reputation.
Şirket uzun vadeli yatırım yapmalı.
The company must make long-term investments.
Çalışmaların sürekliliği, şirketin büyümesini destekler.
The continuity of work supports the growth of the company.
Stratejik planlama, şirketin büyümesine yardımcı olur.
Strategic planning helps the company’s growth.
Şirket, hammadde tedarikini artırmak için yeni tedarikçiler buldu.
The company found new suppliers to increase its raw material supply.
Ben, toplantıdan sonra şirketin raporunun eksiksiz hazırlandığını duyunca çok sevindim.
After the meeting, I was very happy when I heard that the company’s report had been fully prepared.
Şirketin öngörülebilirliği, yatırımcılar tarafından takdir ediliyor.
The company's predictability is appreciated by investors.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now