Usages of açmak
Mağaza sabah açıldı, fakat kasa henüz aktif hale getirilmedi.
The store was opened in the morning, but the cash register has not yet been made active.
O kasayı açmak için özel bir anahtar gerekiyor, yoksa alışveriş tamamlanamaz.
A special key is needed to open that cash register, otherwise the shopping cannot be completed.
Yağmur başlayınca şemsiye açmak şart, aksi halde ayakkabı çok ıslanıyor.
When it starts raining, it is essential to open an umbrella; otherwise, the shoes get very wet.
Okuduğum kitap, bana yeni ufuklar açan bir kaynaktır.
The book that I read is a source that opens new horizons for me.
Duman kokusundan rahatsız olunca hemen pencereleri açtım.
When I was disturbed by the smell of smoke, I immediately opened the windows.
Her kitap, ki detaylarıyla zenginleştirilmiştir, okuyucuya yeni ufuklar açar.
Every book, which is enriched with details, opens new horizons for the reader.
Bu sabah pencereleri açıp taze havayı solumalıyım.
This morning, I must open the windows and breathe in the fresh air.
Dolabın altındaki çekmeceyi açar mısın?
Can you open the drawer at the bottom of the cupboard?
Yağmur yağarken, yıkıcı damlalar sokakları ıslattı ve ben pencereyi açtım.
As it rained, destructive droplets soaked the streets and I opened the window.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.