Usages of hafif
Ben kıyıda rahatlamak için yanımda hafif bir müzik getiriyorum.
I bring some light music with me to relax on the coast.
Rüzgar hafif.
The wind is light.
Uzun süre aç kalmak midede ağrı oluşturabilir, bu yüzden acıkınca hemen hafif bir şeyler yemelisin.
Staying hungry for a long time can create pain in the stomach, so when you get hungry, you should eat something light right away.
Fark ettin mi, senin çantan benimkinden daha hafif, ama sen yine de çok yoruluyorsun.
(English: “Have you noticed your bag is lighter than mine, yet you still get very tired?”)
Öğle arası boyunca, ofiste hafif bir kahve molası verdik.
During lunch break, we had a light coffee break at the office.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.