park

Usages of park

Sen parka gidiyorsun.
You are going to the park.
Ben parkta çay içiyorum.
I am drinking tea in the park.
Ben parkta gülüyorum.
I am laughing in the park.
Ben bu alanı kiralamayacağım, çünkü parkta oynamak ücretsiz.
I will not rent this field because playing in the park is free.
Ben parkta gezmek istiyorum.
I want to walk in the park.
Arkadaşım parkta grup kuruyor.
My friend is setting up a group in the park.
Ben her sabah parkta yavaşça koşmak istiyorum, çünkü sağlığım önemli.
I want to run slowly in the park every morning, because my health is important.
Rüzgar durunca gökyüzü daha sakin görünüyor, ben de oturmak için parka gidiyorum.
When the wind stops, the sky looks calmer, and I go to the park to sit.
Rüzgar esiyor, yine de ben parkta koşuyorum.
The wind is blowing, still I am running in the park.
Köpek bile parkta oynuyor.
The dog is even playing in the park.
Ben parka sessizce gidiyorum.
I am going to the park quietly.
Ben şimdi parkta koşuyorum.
I am running in the park now.
Eğer hava güzelse, ben parkta kitap okuyorum.
If the weather is nice, I am reading a book in the park.
Ben parkta yürüyorum.
I am walking in the park.
Ben parkta özgür bir şekilde kitap okuyorum.
I am reading a book in the park freely.
Çocuk parkta oynuyor.
The child is playing in the park.
Ben her gün parka yürüyorum.
I walk to the park every day.
Ben sabah parkta yürüyüş yapıyorum.
I am taking a walk in the park in the morning.
Parkın ortasına büyük bir heykel yerleştirildi, insanlar onu çok beğendi.
A big sculpture was placed in the middle of the park, and people liked it a lot.
Köpek parkın ortasında oynuyor.
The dog is playing in the middle of the park.
Ben parkta özgürce koşuyorum.
I run freely in the park.
Öğle yemeğinden sonra parkta yürüyorum.
After lunch, I am walking in the park.
Öğleden sonra parkta egzersiz yapmak faydalıdır.
Exercising in the park in the afternoon is beneficial.
Ben öğleden sonra parkta koşuyorum.
I am running in the park in the afternoon.
Ben parkta koşuyorum, ama çabuk yoruluyorum.
I run in the park, but I get tired quickly.
Ben parkta gezmek istiyorum.
I want to stroll in the park.
O, bizi parkta bekliyor.
He is waiting for us in the park.
Parkta otururken kuşları dikkatle gözlemledim.
While sitting in the park, I carefully observed the birds.
Ben parkta resim yapıyorum.
I am painting in the park.
Hepimiz parkta yürüyoruz.
We are all walking in the park.
Köpek parktan geldi.
The dog came from the park.
Ben parkta huzur buluyorum.
I find peace in the park.
Hava serin olursa, parkta uzun yürüyüş yaparız.
If the weather is cool, we will take a long walk in the park.
Ben parkta piknik yapıyorum.
I am having a picnic in the park.
Parkta yürürken sükunetimi buluyorum.
I find tranquility while walking in the park.
Ben dalgın şekilde yürüyerek parka gittim.
I went to the park while walking absent‐mindedly.
Bugün parkta koşmak için elverişli hava var.
Today, the weather is suitable for running in the park.
Ben haftasonu arkadaşlarımla parkta piknik yapıyorum.
I am having a picnic in the park with my friends on the weekend.
Önümüzdeki hafta parkta piknik yapacağız.
Next week we will have a picnic in the park.
Ben ve arkadaşım, her hafta sonu parkta piknik yapıp, birlikte geçirdiğimiz zamanı çok kıymetli görüyoruz.
My friend and I value the time we spend together greatly when we have a picnic in the park every weekend.
Parkta canlılık var.
There is liveliness in the park.
Köpek parkta havlıyor.
The dog is barking in the park.
Yağmura rağmen, parkta yürüdüm.
Despite the rain, I walked in the park.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now