Usages of çalışmak
Bugün ben çalışmıyorum, çünkü dinlenmek istiyorum.
I am not working today because I want to rest.
Ben yarın çalışıyorum, haftasonu ise dinleniyorum.
I am working tomorrow, and I am resting on the weekend.
Kız kardeşim sık sık mutfakta çalışıyor, çünkü yemek yapmayı seviyor.
My sister often works in the kitchen because she likes to cook.
Kardeş çalışıyor.
The sibling is working.
Ofiste çalışmayınca evde rahatça kitap okuyabiliyorum.
When I’m not working in the office, I can comfortably read a book at home.
Yardımcı ofiste çalışıyor.
The helper is working in the office.
Ben çalışmaya başlıyorum.
I am starting to work.
Ben planlı çalışıyorum.
I am working in a planned manner.
Planlı çalışmak için her görevi günlük defterine yazabilirsin.
You can write each task in your daily notebook to work in a planned way.
Tercihen her gün on dakika çalışmak, bu ekleri tam anlamıyla öğrenmeni sağlar.
Preferably working ten minutes every day helps you fully learn these suffixes.
Akıl çalışıyor.
The mind is working.
Çalış, aksi takdirde sınav zor olacak.
Work, otherwise the exam will be difficult.
Zorluk var, ama ben çalışıyorum.
There is difficulty, but I am working.
Tüm gün çalışıyorum.
I work all day.
Görev kolay değil ama ben çalışıyorum.
The duty is not easy, but I am working.
Ben hala çalışıyorum.
I am still working.
Ben gün boyunca çalışıyorum.
I work all day.
Benim arabam sabah erkenden tamir edildi, şimdi sorunsuz çalışıyor.
My car was repaired early in the morning, and now it runs without any problems.
Zehir tehlikelidir, bu nedenle kimyasal maddelerle çalışırken önlem almak gerekir.
Poison is dangerous, therefore we must take precautions when dealing with chemical substances.
Ben iş yerinde çalışıyorum.
I am working at the workplace.
Topluluk birlikte çalışıyor.
The community is working together.
Ben fabrikada çalışıyorum, ancak arkadaşım evde dinleniyor.
I am working at the factory, but my friend is resting at home.
Ben çalışıyorum, sonuç güzel.
I am working, the result is good.
O uzman dün geç saatlere kadar çalışmış, bu yüzden bugün biraz yorgun görünüyor.
That expert worked until late last night, so he looks a bit tired today.
Çalışmak için uygun bir ortam arıyorum, burada çok gürültü var.
I am looking for a suitable environment to work in; it’s too noisy here.
Bilim insanı projede çalışıyor.
The scientist is working on the project.
Ben laboratuvarda çalışıyorum.
I am working in the laboratory.
Çalışmak kazanç sağlar.
Working provides profit.
Ferah ortamda çalışmak, bana büyük bir kolaylık sağlıyor ve daha verimli olmamı destekliyor.
Working in a spacious environment provides me with great ease and supports me to be more productive.
Beyin çalışıyor.
The brain is working.
Aynı amaç için çalışan insanlar genellikle buluşur ve fikir alışverişi yapar.
People working for the same goal generally meet and exchange ideas.
Bilgisayarda çalışırken yaptığın belgeyi sık sık kaydetmek önemlidir.
It is important to frequently save the document you are working on on the computer.
Lider, arkadaşlarla çalışıyor.
The leader is working with friends.
Doktor ofiste çalışıyor.
The doctor is working in the office.
Okudukça, çalıştıkça ve deney yaptıkça daha fazla bilgi edinmek kaçınılmaz hale geliyor.
The more you read, work, and experiment, the more inevitably you acquire knowledge.
Ben her gün çalışıyorum, böylece Türkçem gelişiyor.
I work every day, so my Turkish is developing.
Bazı insanlar çalışırken çabuk sıkılır, bu durumda küçük molalar faydalı olur.
Some people get bored quickly while working; in that case, short breaks are helpful.
Ben şu anda yeni bir proje üzerinde çalışmaktayım, bu proje benim için çok önemli.
I am currently working on a new project; this project is very important to me.
Yazıcı çalışıyor.
The printer is working.
Ben çok çalıştım ve sınavı başardım.
I worked hard and succeeded on the exam.
Antrenman yaparak özveriyle çalışmak, başarılı sonuçlar almayı sağlar.
Working with dedication by training leads to successful outcomes.
Her gün düzenli çalışarak başarıda süreklilik sağlamak mümkündür.
It is possible to ensure continuity in success by working regularly every day.
Firma her gün çalışıyor.
The company works every day.
Ben çok çalışıyorum, bu yüzden verimlilik artıyor.
I work very hard, therefore efficiency is increasing.
Ben doktor olarak çalışıyorum.
I work as a doctor.
Ben çalışıyorum, bu bana güç veriyor.
I am working, it gives me strength.
Bilgisayar laboratuvarında, araştırmacılar deneysel projeler üzerinde çalışıyor.
In the computer laboratory, researchers are working on experimental projects.
Yerel yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalışıyorum ve afet sonrası gönüllüler bölgede toplandı.
I work as a volunteer at a local aid organization, and after the disaster, volunteers gathered in the area.
Bilgisayarı tamir ettirmek için teknik servisi aradım, böylece kesintisiz çalışmasını sağladım.
I called technical service to have the computer repaired so that it could work without interruption.
Araştırmacı laboratuvarda çalışıyor.
The researcher is working in the laboratory.
Panel çalışıyor.
The panel is working.
Gönüllü çalışıyor.
The volunteer is working.
Hepimiz beraber çalışarak daha büyük sorumluluklar alabiliriz.
We can all take on greater responsibilities by working together.
Başarının ölçütü çalışmaktır.
The criterion of success is working.
Çalışmak güvence getirir.
Working brings assurance.
Yetişkin sorumluluk alıyor ve düzenli çalışıyor.
The adult takes responsibility and works regularly.
Profesyonel ekip, müşteri memnuniyetini artırmak için yorulmadan çalışıyor.
The professional team is working tirelessly to increase customer satisfaction.
Mühendisler, prototip üzerinde çalışarak eksiklikleri gidermeliler.
Engineers should work on the prototype to fix its deficiencies.
Ne kadar çok çalışarak bilgi edinirsen, o kadar çekici projeler geliştirebilirsin.
The more you work to gain knowledge, the more attractive projects you can develop.
Ben sorunu çözebilmek için çok çalışıyorum.
I work very hard in order to be able to solve the problem.
Ekip verimli çalışıyor.
The team is working efficiently.
Başarıdaki gizli faktör çalışmaktır.
The hidden factor in success is work.
Mikrodalga çalışmazsa, yemekleri fırında ısıtmalıyız.
If the microwave doesn't work, we should heat the food in the oven.
Rekabetçi ortamda çalışmak, sürekli gelişmeyi zorunlu kılar.
Working in a competitive environment forces continuous improvement.
Ofiste çalışırken bana gönderdiğin e-posta, önemli bir ipucu içeriyordu.
While working in the office, the email you sent me contained an important hint.
Ne kadar çok çalışırsan, o kadar başarılı olursun.
The more you work, the more successful you become.
Çalışmadan başarılı olunamaz.
You cannot succeed without working.
Isabetli hedeflerle ekibimiz başarıya ulaşmak için çalışıyor.
Our team works toward success with accurate targets.
Yeni yazılım, eski verilerle entegrasyon sağlayarak çalışıyor.
The new software works by integrating with the old data.
Tasarımcı proje üzerinde çalışıyor.
The designer is working on the project.
Okulda büyük bir projede çalışırken, hocalarım terbiyeli davranıyorlar.
While working on a big project at school, my teachers act politely.
Ne kadar çok çalışırsam, o kadar fazla enerji topladığımı hissediyorum.
The more I work, the more energy I feel I accumulate.
Hastalığa rağmen, sen azimli bir şekilde çalışmaya devam ediyorsun.
Despite being ill, you continue to work diligently.
Her ne kadar zorluklar çıkarsa da, ekip olarak sinerji içinde çalışmaya devam etmeliyiz.
Even though difficulties arise, we must continue to work in synergy as a team.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.
Your questions are stored by us to improve Elon.io
You've reached your AI usage limit
Sign up to increase your limit.