Usages of bir
Bu bir ev.
This is a house.
Arkadaşım bir kitap okuyor.
My friend is reading a book.
Benim yeni bir mutfağım var, oda çok geniş.
I have a new kitchen, the room is very spacious.
Arkadaşım orada yeni bir film izleyecek.
My friend will watch a new film there.
Birlikte bir grup kuracağız ve sınıfla fotoğrafları paylaşacağız.
We will form a group together and share photos with the class.
Yeni planım, trenle kısa bir seyahat etmek ve farklı şehirlere gitmek.
My new plan is to travel by train for a short trip and go to different cities.
Tembellik yerine her gün bir alışkanlık oluşturmak senin için faydalı olur.
Instead of laziness, creating a habit every day is beneficial for you.
Bir mektup yazıp içine küçük bir çikolata koyacağım; böylece onu tatmak istersin.
I will write a letter and put a little chocolate in it; so you might want to taste it.
Servis görevlisi, tuzlu yiyecekleri farklı bir tabakta sunmanızı öneriyor.
The service attendant suggests serving salty foods on a different plate.
Tehlikeli bir işe girmeden önce, konuyu ince bir şekilde araştırmalısın.
Before getting into a dangerous task, you should investigate the matter in a detailed way.
Bugün sabırlı olmalısın, çünkü zor bir test yapacağız.
You should be patient today because we will have a difficult test.
Test bitince, seninle özel bir konuşma yapabiliriz.
When the test is over, we can have a special talk.
O çarşıda bir görevimiz var, manavdan taze meyve almalıyız.
We have a task at that bazaar; we should get fresh fruit from the greengrocer.
Binanın ikinci kat merdiveni kapalı, bu yüzden başka bir yol kullanmalıyız.
The stairs to the second floor of the building are closed, so we must use another route.
Bu evin duvarında güzel bir tablo görüyorum, renkleri çok canlı.
I see a beautiful painting on the wall of this house; its colors are very vibrant.
Seyahat etmek için bir harita kullanmalısın, böylece yolunu kaybetmezsin.
You should use a map to travel so you will not lose your way.
Basit kelimeleri öğrenmek, dili geliştirmek için kullanışlı bir kaynaktır.
Learning simple words is a useful source for improving the language.
Sen günlük konuşmayı ayrıntılı bir hale getirmek istiyorsan, bol bol pratik yapmalısın.
If you want to turn daily conversation into a detailed form, you must practice a lot.
Altyazı ile film izlemek, dili geliştirmenin başka bir yoludur.
Watching a film with subtitles is another way to improve the language.
Sabah kahvaltısında yumurta yemek oldukça kullanışlı bir alışkanlık.
Eating eggs at breakfast is quite a useful habit.
Plan yapmak için ayrıntılı bir kaynak kullanıyoruz, böylece her adımı mantıklı hale getiriyoruz.
We are using a detailed source to make a plan, thus we are making each step logical.
Boyayı bitirdiğimizde, tüm duvarlar renkli bir görünüme dönüşmüş olacak.
When we finish the paint, all the walls will have transformed into a colorful appearance.
Bugün içimde büyük bir merak oluştu, çünkü yeni konuları keşfetmek istiyorum.
Today, a great curiosity has arisen in me, because I want to discover new topics.
Sen de böyle bir merak hissediyor musun, yoksa sadece dinlenmeyi mi tercih ediyorsun?
Do you also feel such curiosity, or do you only prefer to rest?
Bugün yağmur yağıyor, evde oturup çay içmek için güzel bir zaman.
It’s raining today; it’s a good time to sit at home and drink tea.
Beklenmedik bir misafir geldi, tam ben dışarı çıkacakken kapıyı çaldı.
An unexpected guest arrived, just as I was about to go out, they knocked on the door.
Yeni kelimeleri öğrenmek ve telaffuz çalışmak da çok yararlı bir yöntemdir.
Learning new words and practicing pronunciation is also a very beneficial method.
Ben bu toplantıda yeni bir proje fikri sunmak istiyorum.
I want to present a new project idea at this meeting.
Camdan dışarı bakmak, yağmurun ne kadar güçlü yağdığını görmek için iyi bir yol.
Looking out the window is a good way to see how heavily it’s raining.
Ben de maalesef bir süre evde kalmak zorundayım, çünkü dışarıda yağmur hızlandı.
Unfortunately, I also have to stay home for a while, because the rain has intensified outside.
Piyano çalmak büyük bir yetenek gerektirir, her gün düzenli pratik yapmak gerekir.
Playing the piano requires a great talent; it’s necessary to practice regularly every day.
Ormanda yürüyüş yapmak hem yararlı bir egzersiz hem de derin nefes almak için bir fırsat.
Taking a walk in the forest is both a beneficial exercise and an opportunity to breathe deeply.
Provalar tamamlanınca, belki bir etkinlikte şarkılarımızı sunabiliriz.
Once the rehearsals are finished, perhaps we can present our songs at an event.
Böylece yeni bir deneyim kazanırken birbirimize de destek olacağız.
Thus, while gaining a new experience, we will also support each other.
Ben kıyıda rahatlamak için yanımda hafif bir müzik getiriyorum.
I bring some light music with me to relax on the coast.
O kasayı açmak için özel bir anahtar gerekiyor, yoksa alışveriş tamamlanamaz.
A special key is needed to open that cash register, otherwise the shopping cannot be completed.
Arkadaşım her zaman büyük bir nezaketle konuşur ve kimseyi kırmaz.
My friend always speaks with great courtesy and doesn’t hurt anybody.
Parkın ortasına büyük bir heykel yerleştirildi, insanlar onu çok beğendi.
A big sculpture was placed in the middle of the park, and people liked it a lot.
Heykel sanatla iç içe yaşayan bir topluluk tarafından özenle yapıldı.
The sculpture was carefully made by a community that lives closely with art.
Sanat insanların duygularını özgürce yansıtabilmesi için eşsiz bir alandır.
Art is a unique field for people to freely reflect their emotions.
Bu akşam bir orkestra konserine gideceğiz, biletler çok erken tükendi.
We will go to an orchestra concert this evening; the tickets sold out very early.
O, yeni bir takı tasarladı ve bu tasarım çok beğenildi.
She designed a new piece of jewelry, and this design was greatly admired.
Kuru yapraklar sonbaharda yerde birikiyor ve hoş bir ses çıkarıyor.
Dry leaves accumulate on the ground in autumn and make a pleasant sound.
Gösteride uçan nesneler pasif birer dekor değil, gösterinin önemli bir parçasıydı.
The flying objects in the show were not passive décor, but a significant part of the performance.
Oyuncaklar dün tamir edildi ve şimdi çocuklar mutlu bir şekilde oynuyor.
The toys were repaired yesterday, and now the children are playing happily.
Kardeşim ayakkabı alırken rahat bir model seçmeyi tercih ediyor.
My sibling prefers to choose a comfortable model when buying shoes.
Arkadaşımın evinde çeşitli oyunlar var, en çok yuvarlak bir top ile oynamayı seviyor.
There are various games at my friend’s house; he most likes to play with a round ball.
Yeni bir macera planladık, dağa tırmanırken yanımıza su ve kiraz alacağız.
We planned a new adventure; we will take water and cherries with us while climbing the mountain.
Bir köpeği eğitmek sabır gerektirir, ama sonunda çok uyumlu bir dost kazanırsın.
Training a dog requires patience, but in the end you gain a very compatible friend.
Büyük bir mücadele vererek nihayet hedefime ulaştım ve iyi bir öğle yemeği hazırladım.
By making a big effort, I finally reached my target and prepared a good lunch.
Kendimi geliştirmek istiyorsam her gün yeni bir hedef belirlemeliyim.
If I want to improve myself, I must set a new target every day.
Dün küçük bir kavga yaşandı, keşke herkes daha sakin davransaydı.
There was a small fight yesterday; I wish everyone had behaved more calmly.
O kavgadan sonra ben kendimi toparladım ve keşke tekrar böyle bir olay yaşanmasa dedim.
After that fight, I pulled myself together and said I wish such an incident would never happen again.
Toplantıda bir uzman, bilimsel verilerle katkı sağladı.
In the meeting, an expert contributed with scientific data.
Ayrıntıları kaçırmamak için uzun bir not defteri hazırladım.
I prepared a long notebook to avoid missing any details.
Bilim insanları yeni bir keşif yapmış, haberlere göre oldukça önemliymiş.
Scientists have made a new discovery; according to the news, it is quite important.
Ben bilime meraklıyım, deney sonuçlarını büyük bir heyecanla bekliyorum.
I am interested in science, and I am eagerly awaiting the experiment results.
Çalışmak için uygun bir ortam arıyorum, burada çok gürültü var.
I am looking for a suitable environment to work in; it’s too noisy here.
Laboratuvarda küçük bir kimya deney hazırlıyorum.
I am preparing a small chemistry experiment in the laboratory.
Gerçekçi düşünmek bazen zor oluyor, özellikle heyecanlı bir projeye başlarken.
Thinking realistically can be difficult sometimes, especially when starting an exciting project.
Senin küçük bir fikrin bile büyük katkı olarak kabul edilebilir.
Even your small idea can be regarded as a big contribution.
Şirket ile yeni bir anlaşma imzaladık, bu bize kazanç sağlayacak.
We signed a new agreement with the company; this will provide us a profit.
Arkadaşım bana hafta sonu için bir seyahat teklifi sundu, oldukça heyecan verici.
My friend offered me a travel proposal for the weekend; it’s quite exciting.
Zaman zaman zorluklara katlanmak, başarıya giden doğal bir süreçtir.
Sometimes enduring difficulties is a natural process leading to success.
Okulda yeni bir sistem kurulmuş, artık ders programı çevrimiçi görünüyor.
A new system has been set up at the school; now the class schedule is shown online.
Etkileyici bir film izlemeyi düşünüyoruz, umarım konu net bir şekilde anlatılır.
We are thinking of watching an impressive film; I hope the subject is explained clearly.
Hiçbir kanıt olmadan böyle bir sonuca varılmaz, araştırmalar yapmak gerekir.
Without any evidence, one cannot reach such a conclusion; research is needed.
Yeni bir buluş tanıtılınca, birçok kişi heyecanlanır ve konuyu önemsemeye başlar.
When a new invention is introduced, many people get excited and start caring about the subject.
Sabah bir şey yemediğim için midem hafif ağrıyor, belki biraz yemek yesem iyi olur.
Because I haven’t eaten anything this morning, my stomach hurts a little; maybe I should eat something.
Uzun süre aç kalmak midede ağrı oluşturabilir, bu yüzden acıkınca hemen hafif bir şeyler yemelisin.
Staying hungry for a long time can create pain in the stomach, so when you get hungry, you should eat something light right away.
Ben acıkınca ferah bir kafede oturmayı tercih ediyorum, çünkü hava benim zihnimi dinlendiriyor.
When I get hungry, I prefer to sit in a spacious cafe, because the air relaxes my mind.
Ferah ortamda çalışmak, bana büyük bir kolaylık sağlıyor ve daha verimli olmamı destekliyor.
Working in a spacious environment provides me with great ease and supports me to be more productive.
Babam şu aralar çok meşgul, çünkü yeni bir iş projesiyle uğraşıyor.
My father is very busy these days because he is working on a new business project.
Ben de meşgul olduğum zamanlar konforlu bir sandalye kullanmayı seviyorum, böylece yorulmuyorum.
When I am also busy, I like to use a comfortable chair, so I don’t get tired.
Okuduğum kitap, bana yeni ufuklar açan bir kaynaktır.
The book that I read is a source that opens new horizons for me.
Sözlük kullanmak, karışık metinleri anlamak için kesinlikle faydalı bir yöntemdir.
Using a dictionary is definitely a beneficial method for understanding complex texts.
Bu projenin ortak amacı, çevreyi korumak ve temiz bir gelecek hazırlamak.
The common goal of this project is to protect the environment and prepare a clean future.
Arkadaşım ile ortak bir plan yaparak kasabada ağaç dikmeyi kararlaştırdık.
By making a common plan with my friend, we decided to plant trees in the small town.
Eğer umutsuzluğa kapılırsam, arkadaşım bana farklı bir çözüm önermeye çalışır.
If I fall into hopelessness, my friend tries to suggest a different solution to me.
Görüşmek fiili de bir karşılıklı eylemdir; örneğin, biz her hafta sonu komşularımızla görüşürüz.
The verb “görüşmek” is also a reciprocal action; for example, we meet with our neighbors every weekend.
Dün akşam rüya gibi bir konser izledim, müzisyenler çok etkin performans sergiledi.
Last night I watched a concert that was like a dream; the musicians gave a very effective performance.
Hayalim bir gün kendi kitabımı yazmak ve insanlara ilham vermek.
My dream is to write my own book one day and inspire people.
Arkadaşım da büyük bir yazar olmak ister, bu yüzden hayallerimizi birbirimizle paylaşıyoruz.
My friend also wants to become a great writer, so we share our dreams with each other.
Ben kararlı bir şekilde Türkçe öğreniyorum, böylece ileride daha rahat konuşacağım.
I am learning Turkish in a determined manner, so that I will speak more comfortably in the future.
Akşam yemeğinden sonra mutfağı toparlamak her gün yaptığım bir alışkanlık.
Tidying up the kitchen after dinner is a daily habit I do.
Misafir gelmeden önce oturma odasını biraz toparlamak iyi bir ilk izlenim bırakır.
Tidying up the living room a bit before guests arrive leaves a good first impression.
Arkadaşım bana doğum gününü hatırlattı, bu sayede çok önemli bir tarihi kaçırmadım.
My friend reminded me of his birthday, so I didn’t miss a very important date.
Yabancı bir makale okurken, bazen hızlı bir çeviri aracı kullanıyorum.
When reading a foreign article, I sometimes use a quick translation tool.
Yeni bir kural yürürlükte, bu yüzden kütüphanede daha sessiz olmamız gerekiyor.
A new rule is in effect, so we need to be quieter in the library.
Yolda yürürken garip bir ses işittim, ama nereden geldiğini anlayamadım.
(English: “While walking on the road, I heard a strange sound but couldn’t figure out where it came from.”)
Uzun bir perde, pencereye daha şık bir görünüm verir, ama ışığı da biraz engeller.
(English: “A long curtain gives the window a more stylish look, but also blocks some light.”)
O, gerçekten cesur bir karar verdi ve kariyerini tamamen değiştirdi.
(English: “She made a really brave decision and completely changed her career.”)
Arkadaşımı cesaretlendirmek istiyorum, çünkü o yeni bir iş kurmaktan çekiniyor.
(English: “I want to encourage my friend because he is hesitant to start a new business.”)
Bazen küçük bir söz bile insanları büyük hedefler için cesaretlendirebilir.
(English: “Sometimes even a small word can encourage people toward big goals.”)
Belgeseller, doğa ve tarih hakkında yeni bilgiler öğrenmek için ilginç bir kaynak.
(English: “Documentaries are an interesting resource for learning new information about nature and history.”)
Geçen hafta yan komşunun mutfağında küçük bir yangın çıktı, neyse ki kısa sürede söndürüldü.
(English: “Last week, a small fire broke out in my next-door neighbor’s kitchen; luckily, it was extinguished quickly.”)
Ben ara sıra bir kahve içmek isterim, ancak nadiren çay içerim.
I sometimes want to drink coffee, but I rarely drink tea.
Ortalama bir günde kısaca dinlenmek bile stresi azaltabilir.
On an average day, even briefly resting can reduce stress.
Bakkalda uzunca bir kuyruk vardı; bu durum bizi olumsuz etkiledi ama yine de bekledik.
There was a rather long queue at the small grocery store; that affected us negatively but we waited anyway.
O kitaptan bir alıntı paylaştım, haklı olduğumu düşündüm ama meğer yanılmışım.
I shared a quotation from that book, I thought I was right, but it turns out I was mistaken.
Tesadüfen yeni bir beceri keşfetmek de mümkün, ancak onu tek başına değerlendirmek her zaman kolay değil.
It’s also possible to discover a new skill by chance, but it’s not always easy to evaluate it alone.
Mağazada büyük bir indirim vardı; doğrudan alışverişe gittim, çünkü fiyatların ne kadar düştüğünü tahmin edemiyordum.
There was a big discount at the store; I went shopping directly because I couldn’t guess how much the prices had dropped.
Bu sabah ortalama dört saat uyudum, bu yüzden kısaca dinlenmek için bir molaya ihtiyaç duydum.
This morning I slept an average of four hours, so I briefly needed a break to rest.
Yanılmak insanı üzebilir, ama hatalardan ders edinmek de büyük bir fırsattır.
Being mistaken can upset a person, but acquiring a lesson from mistakes is a great opportunity.
Bazı insanlar sanatsal becerileri sayesinde hızla ilerliyor, çünkü yaratıcılık önemli bir avantaj.
Some people progress quickly thanks to their artistic skills, because creativity is an important advantage.
Arkadaşımın makalesinde bir alıntı vardı; doğrusu ben bu kaynaktan doğrudan yararlanacağını tahmin etmemiştim.
There was a quotation in my friend’s article; honestly, I hadn’t guessed that he would directly use this source.
Bugün çok samimi bir sohbet yaşadık.
Today we had a very sincere conversation.
Kardeşim biraz önce bana bir sır fısıldamak istedi, ama ben duyamadım.
My sibling wanted to whisper a secret to me a moment ago, but I couldn’t hear.
Evin arkasında küçük bir avlu var, orada çiçek yetiştiriyorum.
There is a small courtyard behind the house; I grow flowers there.
Arkadaşlarla avluya oturup sohbet etmek, bahar akşamları için ideal bir seçimdir.
Sitting in the courtyard and chatting with friends is an ideal choice for spring evenings.
Turnuvada birinci olan takıma büyük bir kupa verildi.
A big trophy was given to the team that came first in the tournament.
Patronum, çalışanların memnun olması için samimi davranıyor ve güleryüzlü bir yaklaşım sergiliyor.
My boss acts sincerely and displays a cheerful approach so that employees are satisfied.
Koşu yapmak sabahları benim için ideal bir egzersizdir.
Jogging in the mornings is an ideal exercise for me.
Hatalarından ders almak, daha iyi bir gelecek için iyi bir niyettir.
Learning from your mistakes is a good intention for a better future.
Kedi sokakta bir kuşu yakalamak için koştu, ama başaramadı.
The cat ran to catch a bird on the street, but it didn’t succeed.
Ben şu anda yeni bir proje üzerinde çalışmaktayım, bu proje benim için çok önemli.
I am currently working on a new project; this project is very important to me.
Ben mutlu bir gelecek dilerim.
I wish for a happy future.
Doğa yürüyüşü yaparak huzurlu bir ortam buluyorum.
By taking a nature walk, I find a peaceful environment.
Güneşin doğuşunu izleyerek muhteşem bir manzara seyrettim.
By watching the sunrise, I witnessed a magnificent view.
Eski binayı yenileyerek büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik.
By renovating the old building, we achieved a great transformation.
Farklı renkleri kombinleyerek odada estetik bir uyum yarattım.
By combining different colors, I created an aesthetic harmony in the room.
Toplantıya katılarak projeye değerli bir katkı sağladım.
By attending the meeting, I made a valuable contribution to the project.
O, seçkin bir üniversiteden mezun olarak gurur duyuyor.
He is proud of having graduated from a distinguished university.
Seçkin bir mimariyle tasarlanan bina şehrin simgesi haline geldi.
The building, designed with distinguished architecture, became a symbol of the city.
Geçen hafta kursu bitirince bana bir sertifika verildi.
Last week, after I finished the course, I was given a certificate.
Okul spor salonunun dışında küçük bir havuz bulunuyor.
There is a small pool outside the school gym.
Yöneticimiz, şirketin büyümesi için etkili bir strateji belirledi.
Our manager determined an effective strategy for the company’s growth.
İş yerinde, projeyi tamamlamak büyük bir sorumluluk.
At work, completing the project is a big responsibility.
Yeni kitabı, tamamen özgün bir hikayeye sahip.
The new book has a completely original story.
Doğum günümüzde ailemizle samimi bir kutlama düzenledik.
We organized an intimate celebration with our family on our birthday.
Evin arka bahçesinde küçük bir güverte yapmayı planlıyorum.
I plan to build a small deck in the backyard.
Ben güzel bir eve sahibim.
I have a beautiful house.
Geçen yıl bir sertifika programına katıldım ve sertifika aldım.
Last year, I attended a certificate program and received a certificate.
Şüphesiz, bu film en etkileyici yapımlardan biridir.
Undoubtedly, this film is one of the most impressive productions.
Takım içindeki uyum, başarılı bir çalışmanın temelidir.
Harmony within the team is the foundation of successful work.
Yeni evimde geniş bir mekan var.
In my new home, there is a spacious space.
Verdiğim sözler, taahhüt gibi bir vaat içerir.
The promises I give contain a promise like a commitment.
Her işin bir ölçüsü vardır ki, mantıklı sonuçlar elde edilebilir.
Every task has a measure by which logical results can be obtained.
Bu resmi davet, büyük bir organizasyonun parçasıdır.
This formal invitation is part of a large organization.
Her yetişkin, toplumun bir parçası olarak sorumluluk taşır.
Every adult bears responsibility as a part of society.
Tiyatro oyunu, izleyicilere hayatın özütünü anlatan sürükleyici bir senaryo sundu.
The play presented a captivating script that conveyed the essence of life to the audience.
Doğru istikamet seçimi, yolculuğun başarılı bir şekilde tamamlanmasını sağlar.
Choosing the right direction ensures the successful completion of a journey.
Bu sanat eseri, derin bir anlamlılık taşımaktadır.
This piece of art carries a deep sense of meaningfulness.
Sabah erkenden uyandım ve mücevher gibi parlak bir gökyüzünü seyrettim.
I woke up early and watched a sky as bright as a jewel.
Yağmurlu bir gün, kalbimde hafif bir hüzün oluşturdu.
On a rainy day, a slight sorrow filled my heart.
İzlediğim filmdeki dramatik sahneler derin bir hüzün yarattı.
The dramatic scenes in the movie created a deep sorrow.
Odam, yeni aldığım lambalar sayesinde parlak ve çekici bir aydınlığa kavuştu.
My room achieved a bright and attractive illumination thanks to the new lamps I bought.
O, vizyoner bir girişimci olarak geleceği şekillendiriyor.
He is shaping the future as a visionary entrepreneur.
Okuldan mezun olduktan sonra sertifikalı bir kursa katıldım.
After graduating from school, I attended a certified course.
Proaktif bir yaklaşım, iş yerinde başarının anahtarıdır.
A proactive approach is the key to success in the workplace.
Bu rapor, projenin kapsamlı bir analizini sunuyor.
This report provides a comprehensive analysis of the project.
Yaptığımız değişiklikler şirkete dönüştürücü bir etki sağladı.
The changes we made had a transformative effect on the company.
Yeni teknoloji, üretim sürecinde hızlandırıcı bir etki yaratıyor.
New technology is creating an accelerative effect in the production process.
Odanın ortasında renkli bir halı var.
There is a colorful carpet in the middle of the room.
Mutfağın masasında cam bir kavanoz var.
There is a glass jar on the kitchen table.
Yarın sabah uluslararası bir konferans olacak.
There will be an international conference tomorrow morning.
Toplantının sonunda, önemli bir bildiri okundu.
At the end of the meeting, an important statement was read.
Öğrenciler, ders sonunda bir anket doldurdular.
The students filled out a survey at the end of the lesson.
Anket sonuçları, öğretmene güçlü bir geri bildirim sundu.
The survey results provided strong feedback to the teacher.
İş görüşmesinde yeni bir sözleşme imzalandı.
A new contract was signed during the job interview.
Gençler mücadeleci bir ruh sergiliyor.
Young people display a combative spirit.
O, yeni bir iş teşebbüsü başlattı.
He launched a new business initiative.
Bu toplantı, ekibin entegrasyonunu ve demokratik etkileşimini artırmaya yönelik bir teşebbüstür.
This meeting is an initiative aimed at increasing the team’s integration and democratic interaction.
Sabah yürüyüşü yaparken, muazzam bir günün coşkusunu hissediyorum.
While taking a morning walk, I feel the tremendous enthusiasm of the day.
Öğle arası boyunca, ofiste hafif bir kahve molası verdik.
During lunch break, we had a light coffee break at the office.
Ofiste çalışırken bana gönderdiğin e-posta, önemli bir ipucu içeriyordu.
While working in the office, the email you sent me contained an important hint.
Güneşli bir günde, havanın berraklığı insanı mutlu eder.
On a sunny day, the clarity of the air makes people happy.
Yalnız bir hafta sonu geçirirken, bazen münzevi kalmanın tadını çıkarırım.
Sometimes, while spending a solitary weekend, I enjoy the pleasure of being reclusive.
Akşam yemeği hazırlarken, mutfakta sevecen bir atmosfer oluşturmaya özen gösteriyorum.
While preparing dinner, I make sure to create an affectionate atmosphere in the kitchen.
Kendimi, mütevazı bir tutumla başarısızlıklardan ders çıkarırken buluyorum.
I find myself learning from failures with a modest attitude.
Otoparkta boş bir yer bulduk.
We found an empty spot in the parking lot.
Posta ofisine gidip bir mektup gönderdim.
I went to the post office and sent a letter.
Yeni bir zarf aldım.
I bought a new envelope.
Salata sağlıklı bir yemek seçeneğidir.
Salad is a healthy meal option.
Öğrenciler basketbolu tutkulu bir şekilde oynadı.
The students played basketball passionately.
Kaderimiz, her an yeni bir sürpriz barındırır.
Our fate holds a new surprise at every moment.
Zor durumları kabullenmek, büyümenin doğal bir parçasıdır.
Accepting difficult situations is a natural part of growth.
Bu mahalle, modern ve uygar bir yaşam sunar.
This neighborhood offers a modern and civilized way of life.
Zor anlarda, kaderimizi kabullenmek büyük bir erdemdir.
In difficult times, accepting our fate is a great virtue.
Zorlu şartlarda, dayanıklılık en önemli erdemlerden biridir.
In harsh conditions, resilience is one of the most important virtues.
Her ay küçük bir birikim yapmayı planlıyorum.
I plan to save a little money each month.
Yeni kütüphane binası çok ulaşılabilir bir konumda.
The new library building is in a very accessible location.
Bu araç, günlük kullanımda vazgeçilmez bir yardımcıdır.
This tool is an indispensable aid in daily use.
Aile, hayatın vazgeçilmez değerlerinden biridir.
Family is one of life’s indispensable values.
Özgüven, başarılı bir kariyerin temelidir.
Self-confidence is the foundation of a successful career.
Bu belge önemli bir referans kaynağıdır.
This document is an important reference source.
Tedarik zinciri, iş süreçlerinin önemli bir parçasıdır.
The supply chain is an important part of business processes.
Kapsamlı bir araştırma, sonuçların güvenilirliğini artırır.
A comprehensive research enhances the reliability of the results.
Kentsel dönüşüm, mahalleye yeni bir soluk getirdi.
Urban transformation has brought new life to the neighborhood.
Ben hayalperest bir ruha sahibim ve geleceği renklendirmeyi seviyorum.
I have a dreamy soul and I love to add color to the future.
Okulda büyük bir projede çalışırken, hocalarım terbiyeli davranıyorlar.
While working on a big project at school, my teachers act politely.
Partiye katılırken, ev sahibi bize küçük bir ikramda bulundu.
When joining the party, the host offered us a small treat.
Büyük projeye başlamadan önce, öngörülü bir plan hazırladık.
Before starting the big project, we prepared a foresighted plan.
Benim küçük odamdaki masam müstakil bir çalışma köşesi sunuyor.
The desk in my small room provides an independent workspace.
Üniversiteden mezun olan arkadaşım, teknoloji alanında uzmanlaşmış ve şefkatli bir yaklaşımla toplumsal hizmette bulunuyor.
My friend, who graduated from university, has specialized in technology and participates in community service with a compassionate approach.
Sınavdan yüksek not alırsam, ailem bana lezzetli bir ikram yapacağını söyledi.
If I get a high score on the exam, my family said they will treat me to a delicious dish.
O, projede gösterdiği çabalar sayesinde, kolektif başarıya önemli bir katkı sağladı.
He made an important contribution to our collective success through his efforts on the project.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.