Usages of sabah
Ben sabahları istasyona gidiyorum ve tren bekliyorum.
I go to the station in the mornings and wait for the train.
Ben sabah çay içiyorum.
I drink tea in the morning.
Sabah gökyüzü renkleniyor.
The sky is becoming colorful in the morning.
Servis görevlisi, sabah markete gidiyor.
The service attendant is going to the market in the morning.
Sabah kahvaltısında yumurta yemek oldukça kullanışlı bir alışkanlık.
Eating eggs at breakfast is quite a useful habit.
Tercihen sabah saatleri daha verimli, çünkü zihnimiz daha berrak oluyor.
Preferably, morning hours are more productive because our mind is clearer.
Ben sabah uyanıyorum.
I wake up in the morning.
Nehir kıyısı sabah erkenden belediye tarafından temizlendi.
The riverbank was cleaned by the municipality early in the morning.
Benim arabam sabah erkenden tamir edildi, şimdi sorunsuz çalışıyor.
My car was repaired early in the morning, and now it runs without any problems.
Sabah yolda gördüğün kişi, babamın sürekli alışveriş yaptığı marketin sahibiydi.
The person you saw on the street this morning was the owner of the market my father constantly shops at.
Sabah ateşim yükseldi, bu yüzden eczaneye gidip ilaç aldım.
(English: “My fever rose this morning, so I went to the pharmacy to buy medicine.”)
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.