-da

Usages of -da

Anahtar masada saklı.
The key is hidden on the table.
Öğrenciler okulda ders çalışıyor.
The students are studying at school.
Bilim insanları uzayda hareketi gözlemleyerek yeni bilgiler edindi.
Scientists obtained new information by observing movements in space.
Her gün düzenli çalışarak başarıda süreklilik sağlamak mümkündür.
It is possible to ensure continuity in success by working regularly every day.
Farklı renkleri kombinleyerek odada estetik bir uyum yarattım.
By combining different colors, I created an aesthetic harmony in the room.
Sosyal medyada insanların etkileşimde bulunması, fikir alışverişini artırıyor.
When people interact on social media, it increases the exchange of ideas.
Havada serinlik var.
There is coolness in the air.
Ben toplantıda karar veriyorum.
I am deciding in the meeting.
Çantamda kalem, defter ve notlarım var.
In my bag, I have a pen, a notebook, and my notes.
Yaz tatilinde, misafirler evin arkasındaki havuzda yüzmeyi çok seviyor.
During the summer vacation, guests love to swim in the pool behind the house.
Bilgisayar laboratuvarında, araştırmacılar deneysel projeler üzerinde çalışıyor.
In the computer laboratory, researchers are working on experimental projects.
Toplantıda, yeni proje hakkında faydalı öneriler sunuldu ve arkadaşımın önerisini dinledikten sonra planımızı değiştirdik.
Useful suggestions about the new project were offered at the meeting, and after listening to my friend’s suggestion, we changed our plan.
Kütüphane okulun yanında bulunuyor.
The library is located next to the school.
Araştırmacı laboratuvarda çalışıyor.
The researcher is working in the laboratory.
Çağımızda inovasyon ve özgün fikirler, ekonomik büyümenin anahtarıdır.
In our era, innovation and original ideas are the keys to economic growth.
Biliyorum ki sen bu konuda çok iyisin.
I know that you are very good in this matter.
Ben bu konuda eminim.
I am sure about this.
Takım çalışmasında işbirliği çok önemlidir.
Collaboration is very important in teamwork.
Babam, zor zamanlarda merhametli hareket etmenin önemini vurguladı.
My father emphasized the importance of acting with compassion in hard times.
Resmi toplantıda herkes, belirlenen kurallara uymak zorundadır.
In the formal meeting, everyone is obliged to follow the set rules.
Okuyucu odada kitap okuyor.
The reader is reading a book in the room.
Yenilikçi fikirler, şirketi uluslararası arenada öne çıkardı.
Innovative ideas made the company stand out in the international arena.
Her durumda doğruluk ve dürüstlük yol gösterir.
In every situation, truth and honesty guide the way.
Yazar, kitabında hayatın özütünü incelikle ortaya koydu.
The author subtly revealed the essence of life in his book.
Her gece rüyamda, kaybettiklerime duyduğum özlemi canlandırırım.
Every night in my dreams, I relive the longing for what I have lost.
Şarkıda eşlik var.
There is accompaniment in the song.
Okulda grup çalışması, davranışsal becerilerini geliştirmene yardımcı olur.
Working in a group at school helps you develop your behavioral skills.
Şirket, yenilikçilikle piyasada fark yaratıyor.
The company stands out in the market with its innovative spirit.
Sunumunda konunun netliği izleyicilere güven verir.
The clarity of your presentation gives confidence to the audience.
Bütçe planlamasında öngörülebilirlik olmazsa, aksaklıklar yaşanır.
Without predictability in budget planning, disruptions occur.
Okulda geri dönüşüm kampanyası düzenlendi; öğrenciler evsel atıkları geri dönüşüme kazandırmalı.
A recycling campaign was organized at school; students must recycle household waste.
Tarımda sürdürülebilir yöntemler kullanılmadığı takdirde toprak verimsizleşir.
If sustainable methods are not used in agriculture, the soil becomes infertile.
Ben dükkânda taze meyve alıyorum.
I am buying fresh fruit in the shop.
Buzlu kaldırımlarda yürürken zemin oldukça kaygandı.
While walking on icy sidewalks, the ground was very slippery.
Dirençli yapılar, ağır hava koşullarında bile sağlam kalır.
Resilient structures remain strong even in severe weather conditions.
Ben sinemada film seyrediyorum.
I am watching a film at the cinema.
Lamba odada yanıyor.
The lamp is on in the room.
Odanın ortasında renkli bir halı var.
There is a colorful carpet in the middle of the room.
Toplantıda asistan bana önemli notlar aldı.
At the meeting, the assistant took important notes for me.
Tatile giderken uygun konaklama arayışındayım.
I am looking for suitable accommodation for my vacation.
Restoranda akşam yemeği için rezervasyon yaptırdım.
I made a reservation for dinner at the restaurant.
Mikrodalga çalışmazsa, yemekleri fırında ısıtmalıyız.
If the microwave doesn't work, we should heat the food in the oven.
Dolap odada.
The cupboard is in the room.
Sunumda, yenilikçi fikirlerin önemi de vurgulandı.
In the presentation, the importance of innovative ideas was also emphasized.
Rekabetçi ortamda çalışmak, sürekli gelişmeyi zorunlu kılar.
Working in a competitive environment forces continuous improvement.
Toplantıda demokratik tartışmalar yapıldı.
Democratic discussions were held at the meeting.
Pazarda çeşitlilik var.
There is variety in the market.
Restoranda yüksek kaliteli yemekler var.
There is high-quality food in the restaurant.
Departman toplantıda yeni fikirler tartışıyor.
The department is discussing new ideas in the meeting.
Görüşmeler sırasında, yöneticimizle yapılan tartışmada belagat dolu ifadeler kullanıldı.
During the discussions, eloquent expressions were used in the debate with our manager.
Arkadaşım, zor zamanlarında bile cömert davranarak herkese destek oluyor.
My friend supports everyone by acting generously, even in tough times.
Dün akşam sinemada izlediğimiz film bana coşku verdi.
The film we watched at the cinema last night gave me enthusiasm.
Ben güneşli havada bisiklete biniyorum.
I am riding a bicycle in sunny weather.
Meslektaşım toplantıda yeni fikri tartıştı.
My colleague discussed the new idea in the meeting.
Kemanın sesi odada yankılandı.
The sound of the violin echoed in the room.
Odada hoş aroma var.
There is a pleasant aroma in the room.
Kredi kartım yanımda.
My credit card is with me.
Okulda bilgisayara erişim var.
There is access to the computer at school.
Zor anlarda, kaderimizi kabullenmek büyük bir erdemdir.
In difficult times, accepting our fate is a great virtue.
Takım çalışmasında, üyeler arasındaki bağlılık başarıyı getirir.
In teamwork, the loyalty among members brings about success.
Radyoda çalan melodi, beni huzura boğdu.
The melody played on the radio filled me with peace.
Kararsızlık, önemli anlarda doğru tercihi yapmayı zorlaştırır.
Indecision makes it difficult to make the right choice in crucial moments.
Onun kararsızlığı, toplantıda zaman kaybına yol açtı.
His indecision caused a waste of time during the meeting.
Eksiksiz bilgi, proje planlamasında kritik rol oynar.
Complete information plays a critical role in project planning.
Yeni kütüphane binası çok ulaşılabilir bir konumda.
The new library building is in a very accessible location.
Bu araç, günlük kullanımda vazgeçilmez bir yardımcıdır.
This tool is an indispensable aid in daily use.
Toplantıda gecikme var, bu yüzden herkes bekliyor.
There is a delay in the meeting, so everyone is waiting.
Ekonomide likidite, piyasalarda güveni artırır.
Liquidity in the economy increases trust in the markets.
Pazarda ürün çeşitliliği her zaman dikkat çekicidir.
Product diversity in the market is always striking.
Takımda uyumluluk, iş verimliliğini artırır.
Compatibility within the team increases productivity.
Tedarikçi siparişleri zamanında getiriyor.
The supplier delivers the orders on time.
Okulda büyük bir projede çalışırken, hocalarım terbiyeli davranıyorlar.
While working on a big project at school, my teachers act politely.
Ben alanımda uzmanlaşmak istiyorum; bu yüzden her gün yeni şeyler öğreniyorum.
I want to specialize in my field; that is why I learn new things every day.
Fırtınalı havada çıkan yıkıcı rüzgar, ağaçları devirdikten sonra sakinleşti.
On a stormy day, the destructive wind calmed down after toppling trees.
Partiye katılırken, ev sahibi bize küçük bir ikramda bulundu.
When joining the party, the host offered us a small treat.
Sinemada, terbiyeli izleyiciler sanat eserlerini hayranlıkla inceliyor.
In the cinema, polite viewers examine the artworks with admiration.
Fırtınalı havada, ağaçlar sallanıyor.
In stormy weather, trees are swaying.
Sunucu toplantıda konuşuyor.
The host is speaking in the meeting.
Ailemle dağda piknik yapmak keyifli.
Having a picnic in the mountains with my family is enjoyable.
Ağaç dalları rüzgarda sallanıyor.
The tree branches are swaying in the wind.
Toplantıda, ekip arasında mutabakat sağlandı.
In the meeting, consensus was reached among the team.
Bilimsel araştırmada yeni bir paradigma benimsendi.
A new paradigm was adopted in scientific research.
Rekabetçi pazarda başarılı olmak için yenilikçi stratejiler gerekir.
In a competitive market, innovative strategies are necessary to succeed.
Ekspresif ve proaktif yaklaşımlarla, ekip stratejik hedeflerine daha kolay ulaşabiliyor, bu da rekabetçi pazarda belirgin bir avantaj sağlıyor.
With expressive and proactive approaches, the team can more easily reach its strategic goals, which gives a clear advantage in the competitive market.
Toplantıda sunulan yeni paradigma, inovatif fikirlerin entegrasyonunu kolaylaştırdı ve bu da kolektif bağlılığı artırdı.
The new paradigm presented at the meeting facilitated the integration of innovative ideas, which increased collective bonding.
Akşam vakti balkonda oturup, sessizliği ve yıldızların güzelliğini gözlemlemek keyif vericiydi.
It was delightful to sit on the balcony in the evening, observe the silence, and admire the beauty of the stars.
Moderatör toplantıda yeni fikirleri duyuruyor.
The moderator announces new ideas in the meeting.
Ben toplantıda özet geçeceğim.
I will summarize in the meeting.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now