ve

Usages of ve

Otobüs büyük ve kırmızı.
The bus is big and red.
Ben çay içiyorum ve ekmek yiyorum.
I am drinking tea and eating bread.
Sen marketten meyve ve sebze alıyorsun.
You are buying fruit and vegetables from the market.
Ben yeni odamda meyve yiyorum ve kitap okuyorum.
I am eating fruit in my new room and reading a book.
Ben haftasonu alışveriş yapmak istemiyorum ve evde kalıyorum.
I do not want to do shopping on the weekend and I am staying at home.
Onlar geniş odada konuşuyor ve meyve yiyor.
They are speaking in the spacious room and eating fruit.
Arkadaşım ve ben birlikte yemek yiyoruz.
My friend and I are eating together.
Her gün çok güzel ve sakin.
Every day is very beautiful and calm.
Gelecek hafta ben müzeye gideceğim ve rehber eşliğinde gezeceğim.
Next week I will go to the museum and tour with a guide.
Arkadaşım bu hafta bisikletini tamir edecek ve şehirde gezmek isteyecek.
My friend will repair his bicycle this week and will want to walk around in the city.
Birlikte bir grup kuracağız ve sınıfla fotoğrafları paylaşacağız.
We will form a group together and share photos with the class.
Biz bu projeyi yakında kuracağız ve herkese göstereceğiz.
We will set up this project soon and show it to everyone.
Ben bu akşam çorba yapacağım ve projeye yeni tarifler ekleyeceğim.
I will make soup tonight and add new recipes to the project.
Komşum da projeye katılacak ve gelecek hafta sana yeni tarifler gönderecek.
My neighbor will also join the project and will send you new recipes next week.
Ben sabahları istasyona gidiyorum ve tren bekliyorum.
I go to the station in the mornings and wait for the train.
Arkadaşım ve ben öğle saatinde kafe buluşması planlıyoruz.
My friend and I are planning a cafe meetup at noon.
Kafede oturmak ve sohbet etmek gerçekten keyifli.
Sitting in the cafe and having a conversation is really pleasant.
Cep telefonumu bazen evde unutuyorum ve mesaj atamıyorum.
I sometimes forget my cell phone at home and can’t send a message.
Ofis bazen kalabalık oluyor ve beklemek zorunda kalıyorum.
The office sometimes gets crowded and I have to wait.
Yeni planım, trenle kısa bir seyahat etmek ve farklı şehirlere gitmek.
My new plan is to travel by train for a short trip and go to different cities.
Seyahat edince yeni insanlarla tanışmak ve sohbet etmek beni mutlu ediyor.
When I travel, meeting new people and having conversations makes me happy.
Arkadaşım istasyonda bekliyor, çünkü tren gecikti ve istasyon çok kalabalık.
My friend is waiting at the station because the train is delayed, and the station is very crowded.
Lütfen çabuk gel ve taze ekmeği koklamak için mutfağa gir.
Please come quickly and enter the kitchen to smell the fresh bread.
Çabuk davranırsak, ekmeği koklamak ve tadına bakmak için daha çok zamanımız olur.
If we act quickly, we’ll have more time to smell the bread and taste it.
Ben servis kullanıyorum ve okula gidiyorum.
I am using the service and going to school.
Manav çok kalabalık olursa sabırlı davranmalı ve acele etmemeliyiz.
If the greengrocer is very crowded, we must act patiently and not rush.
Yeni meli/malı yapısını öğrenince, konuşma becerimiz hızlıca gelişir ve özgür hale gelir.
When we learn the new meli/malı structure, our speaking ability improves quickly and becomes free.
Yapı güzel ve eski.
The structure is beautiful and old.
Yeni kelimeleri öğrenmek ve telaffuz çalışmak da çok yararlı bir yöntemdir.
Learning new words and practicing pronunciation is also a very beneficial method.
Ben bazen yeni insanlarla karşılaşıyorum ve çok mutlu oluyorum.
I sometimes encounter new people and become very happy.
Ben sabah kahvaltı yapıyorum ve kitap okuyorum.
I am having breakfast in the morning and reading a book.
Ben mutfakta yemek yapıyorum ve dikkat ediyorum.
I am cooking in the kitchen and I pay attention.
Arkadaşım ve ben haftasonu prova yapıyoruz.
My friend and I are rehearsing on the weekend.
Zengin ve yoksul arasındaki farkı anlamak için nezaket göstermek önemlidir.
It is important to show courtesy to understand the difference between rich and poor.
Arkadaşım her zaman büyük bir nezaketle konuşur ve kimseyi kırmaz.
My friend always speaks with great courtesy and doesn’t hurt anybody.
O, yeni bir takı tasarladı ve bu tasarım çok beğenildi.
She designed a new piece of jewelry, and this design was greatly admired.
Kuru yapraklar sonbaharda yerde birikiyor ve hoş bir ses çıkarıyor.
Dry leaves accumulate on the ground in autumn and make a pleasant sound.
Oyuncaklar dün tamir edildi ve şimdi çocuklar mutlu bir şekilde oynuyor.
The toys were repaired yesterday, and now the children are playing happily.
Yeni kelimeleri ve pasif yapıyı pratik ettikçe Türkçe konuşman daha da akıcı olacak.
As you practice the new words and the passive voice, your Turkish speech will become even more fluent.
Gece uzun ve sakin.
The night is long and calm.
Örneğin, köpek ve kedi birlikte oynuyor.
For example, the dog and the cat are playing together.
Konuşma kısa ve güzel.
The speech is short and beautiful.
Yeni bir macera planladık, dağa tırmanırken yanımıza su ve kiraz alacağız.
We planned a new adventure; we will take water and cherries with us while climbing the mountain.
Büyük bir mücadele vererek nihayet hedefime ulaştım ve iyi bir öğle yemeği hazırladım.
By making a big effort, I finally reached my target and prepared a good lunch.
O kavgadan sonra ben kendimi toparladım ve keşke tekrar böyle bir olay yaşanmasa dedim.
After that fight, I pulled myself together and said I wish such an incident would never happen again.
Okur kitap okuyor ve çay içiyor.
The reader is reading a book and drinking tea.
Yeni bir buluş tanıtılınca, birçok kişi heyecanlanır ve konuyu önemsemeye başlar.
When a new invention is introduced, many people get excited and start caring about the subject.
Ferah ortamda çalışmak, bana büyük bir kolaylık sağlıyor ve daha verimli olmamı destekliyor.
Working in a spacious environment provides me with great ease and supports me to be more productive.
Bu projenin ortak amacı, çevreyi korumak ve temiz bir gelecek hazırlamak.
The common goal of this project is to protect the environment and prepare a clean future.
Aynı amaç için çalışan insanlar genellikle buluşur ve fikir alışverişi yapar.
People working for the same goal generally meet and exchange ideas.
Ben genellikle sabah erken kalkarım ve güne kahveyle başlarım.
I generally wake up early in the morning and start the day with coffee.
Hayalim bir gün kendi kitabımı yazmak ve insanlara ilham vermek.
My dream is to write my own book one day and inspire people.
Ben ve arkadaşım aynı kitabı okuyoruz.
My friend and I are reading the same book.
Arkadaşım ve ben fikir alışveriş yapıyoruz.
My friend and I are exchanging ideas.
Ofiste arkadaşım ve ben tokalaşıyoruz.
My friend and I are shaking hands at the office.
Sekreter bu sabah müdürden daha erken geldi ve telefonları cevapladı.
(English: “The secretary arrived earlier than the manager this morning and answered the phones.”)
Giyim tarzını değiştirdiğine göre, sen kendini daha rahat ve cesur hissediyorsun, değil mi?
(English: “Since you changed your clothing style, do you feel more comfortable and brave, right?”)
O, gerçekten cesur bir karar verdi ve kariyerini tamamen değiştirdi.
(English: “She made a really brave decision and completely changed her career.”)
Belgeseller, doğa ve tarih hakkında yeni bilgiler öğrenmek için ilginç bir kaynak.
(English: “Documentaries are an interesting resource for learning new information about nature and history.”)
İtfaiye hemen geldi ve yangını kontrol altına aldı, kimseye zarar gelmedi.
(English: “The fire department arrived immediately and got the fire under control; nobody was harmed.”)
Tarz basit ve modern.
Style is simple and modern.
Evden çıkarken köpeğimin kuyruğu mutlulukla sallanıyor ve bu beni olumlu etkiliyor; geri dönmek istemiyorum.
When leaving the house, my dog’s tail wags happily and this affects me positively; I don’t want to go back.
Okudukça, çalıştıkça ve deney yaptıkça daha fazla bilgi edinmek kaçınılmaz hale geliyor.
The more you read, work, and experiment, the more inevitably you acquire knowledge.
Patronum, çalışanların memnun olması için samimi davranıyor ve güleryüzlü bir yaklaşım sergiliyor.
My boss acts sincerely and displays a cheerful approach so that employees are satisfied.
Ben ve kardeşim bahçede sohbet ediyoruz.
My sibling and I are chatting in the garden.
Ben çok çalıştım ve sınavı başardım.
I worked hard and succeeded on the exam.
Çantamda kalem, defter ve notlarım var.
In my bag, I have a pen, a notebook, and my notes.
Yeni açılan restoran, taze ve lezzetli yemekler sunuyor.
The newly opened restaurant offers fresh and delicious meals.
İş başvurusu yapmak için gerekli belgeleri hazırladım ve üniversite başvuruları son tarihte tamamlanmalı.
I prepared the necessary documents to apply for a job, and university applications must be completed by the deadline.
Şirketin ve hastanenin yönetim ekipleri, çalışanlarla düzenli toplantılar yaparak hizmet kalitesini artırmaya çalışıyor.
The management teams of the company and the hospital are trying to improve service quality by holding regular meetings with their employees.
Toplantıda, yeni proje hakkında faydalı öneriler sunuldu ve arkadaşımın önerisini dinledikten sonra planımızı değiştirdik.
Useful suggestions about the new project were offered at the meeting, and after listening to my friend’s suggestion, we changed our plan.
Yerel yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalışıyorum ve afet sonrası gönüllüler bölgede toplandı.
I work as a volunteer at a local aid organization, and after the disaster, volunteers gathered in the area.
Geçen yıl bir sertifika programına katıldım ve sertifika aldım.
Last year, I attended a certificate program and received a certificate.
Çağımızda inovasyon ve özgün fikirler, ekonomik büyümenin anahtarıdır.
In our era, innovation and original ideas are the keys to economic growth.
Patron, çalışanlarını teşvik etmek ve özendirmek için bonus dağıttı.
The boss distributed bonuses to encourage and motivate his employees.
Yönetim, çalışanların motive olmasını sağlamak için teşvik edici ve özendirici stratejiler uyguluyor.
The management applies encouraging and motivating strategies to ensure that employees are motivated.
Ben futbol oynuyorum ve yeni teknik öğreniyorum.
I am playing football and learning a new technique.
Öğüt almak için, mütevazı insanlarla sohbet etmek ve çok çaba göstermek faydalıdır.
To receive advice, it is useful to talk with humble people and put in a lot of effort.
Merhamet göstermek, insanları birleştirir ve dostluğu güçlendirir.
Showing compassion unites people and strengthens friendship.
Teşekkür etmek, vicdanı rahatlatır ve insanları mutlu eder.
Expressing thanks relaxes the conscience and makes people happy.
Ben futbol oynuyorum ve bu, vücudumu güçlendirmek için iyidir.
I am playing football and this is good for strengthening my body.
Yetişkin sorumluluk alıyor ve düzenli çalışıyor.
The adult takes responsibility and works regularly.
Ben ve arkadaşım beraber ders çalışıyoruz.
My friend and I are studying together.
Akşam, arkadaşlarla yapılan muhabbet keyifli ve samimi geçti.
In the evening, the friendly chat with friends was enjoyable and sincere.
Zorlu çalışmalar, sebat etmeyi ve kararlılığı öğretir.
Challenging efforts teach persistence and determination.
Toplumsal adalet, barış ve istikrarın temelini oluşturur.
Social justice forms the basis of peace and stability.
Her durumda doğruluk ve dürüstlük yol gösterir.
In every situation, truth and honesty guide the way.
Yenilikçi projeler, sektörde rekabeti ve yaratıcılığı artırıyor.
Innovative projects are increasing competition and creativity in the sector.
Doğruluk, her zaman en iyi politikadır ve güven verir.
Truth is always the best policy and instills trust.
Profesyonel davranış, iş ortamında saygı ve verimlilik sağlar.
Professional conduct provides respect and efficiency in the workplace.
Sınav sonuçları hassas konulardır ve dikkatle değerlendirilmelidir.
Exam results are sensitive matters and should be evaluated carefully.
İç mekan düzenli ve ferah.
The interior is organized and spacious.
Hayatında iş ve dinlenme arasında denge olmalı.
There should be a balance between work and rest in your life.
Yeni ürünün prototipini geliştirdik ve test etmeliyiz.
We have developed a prototype of the new product, and we must test it.
Sabah erkenden uyandım ve mücevher gibi parlak bir gökyüzünü seyrettim.
I woke up early and watched a sky as bright as a jewel.
Baharı müjdeleyen çiçekler çok narin ve zariftir.
The flowers heralding spring are very delicate and elegant.
Odam, yeni aldığım lambalar sayesinde parlak ve çekici bir aydınlığa kavuştu.
My room achieved a bright and attractive illumination thanks to the new lamps I bought.
Gün batımı, deniz ve gökyüzüne umut veriyor.
The sunset gives hope to the sea and the sky.
Yastık çok yumuşak ve rahattır.
The pillow is very soft and comfortable.
Sabah, simit ve çay ile kahvaltı yaptım.
I had simit and tea for breakfast in the morning.
Takım iş akışı düzenledi ve projeyi tamamladı.
The team organized the workflow and completed the project.
Komşum fırıncılık yapıyor ve her sabah taze simit satıyor.
My neighbor works in baking and sells fresh simit every morning.
Enerji tüketimi azaldı ve çevreye olumlu etki yaptı.
Energy consumption decreased and had a positive impact on the environment.
Pazarlama departmanı, teslimat ve garanti koşullarını optimize etti.
The marketing department optimized the delivery and warranty conditions.
Bu toplantı, ekibin entegrasyonunu ve demokratik etkileşimini artırmaya yönelik bir teşebbüstür.
This meeting is an initiative aimed at increasing the team’s integration and democratic interaction.
Öğrenciler ve öğretmen arasında etkileşim var.
There is interaction between the students and the teacher.
Doğa gezisi sırasında, havanın berraklığını ve manzaranın muazzamlığını hissediyorum.
During a nature walk, I feel the clarity of the air and the tremendousness of the view.
Öğle arası, ben ve arkadaşım kafede buluşuyoruz.
At lunch break, my friend and I meet at the cafe.
Bu mahalle, modern ve uygar bir yaşam sunar.
This neighborhood offers a modern and civilized way of life.
Babam her zaman cömert davranır ve ailesine yüksek beklentilerle yaklaşır.
My father always acts generously and treats his family with high expectations.
Özerklik, kişisel özgürlük ve sorumluluğun temelidir.
Autonomy is the basis of personal freedom and responsibility.
Arkadaşlık, birlikte gülmek ve konuşmaktır.
Friendship is laughing and talking together.
Ben hayalperest bir ruha sahibim ve geleceği renklendirmeyi seviyorum.
I have a dreamy soul and I love to add color to the future.
Yeni açılan restoranın yemekleri şahane ve lezzetlidir.
The food at the newly opened restaurant is superb and delicious.
Üniversiteden mezun olan arkadaşım, teknoloji alanında uzmanlaşmış ve şefkatli bir yaklaşımla toplumsal hizmette bulunuyor.
My friend, who graduated from university, has specialized in technology and participates in community service with a compassionate approach.
Yağmur yağarken, yıkıcı damlalar sokakları ıslattı ve ben pencereyi açtım.
As it rained, destructive droplets soaked the streets and I opened the window.
Ben ve arkadaşım, her hafta sonu parkta piknik yapıp, birlikte geçirdiğimiz zamanı çok kıymetli görüyoruz.
My friend and I value the time we spend together greatly when we have a picnic in the park every weekend.
O, hayalperest düşünceleriyle herkesi büyülüyor ve enerjisini canlandırarak ortamın havasını değiştiriyor.
He captivates everyone with his dreamy thoughts and enlivens the atmosphere with his energy.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now