Usages of ortam
Çalışmak için uygun bir ortam arıyorum, burada çok gürültü var.
I am looking for a suitable environment to work in; it’s too noisy here.
Ortam çok sakin.
The environment is very calm.
Ferah ortamda çalışmak, bana büyük bir kolaylık sağlıyor ve daha verimli olmamı destekliyor.
Working in a spacious environment provides me with great ease and supports me to be more productive.
Sessiz ortamda fısıldamak daha kolaydır, yoksa insanlar bizi işitebilir.
It’s easier to whisper in a quiet environment; otherwise, people might hear us.
Yeni işimden çok memnunum, çalışma ortamı gerçekten güleryüzlü insanlarla dolu.
I am very pleased with my new job; the working environment is truly filled with cheerful people.
Doğa yürüyüşü yaparak huzurlu bir ortam buluyorum.
By taking a nature walk, I find a peaceful environment.
Ders çalışmak için sessiz ortam gerekli.
A quiet environment is necessary for studying.
Rekabetçi ortamda çalışmak, sürekli gelişmeyi zorunlu kılar.
Working in a competitive environment forces continuous improvement.
Ofiste çalan melodi, çalışma ortamını sakinleştiriyor.
The melody playing in the office calms the work environment.
Ben müzikle ortamı sakinleştirmek istiyorum.
I want to calm the environment with music.
O, hayalperest düşünceleriyle herkesi büyülüyor ve enerjisini canlandırarak ortamın havasını değiştiriyor.
He captivates everyone with his dreamy thoughts and enlivens the atmosphere with his energy.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.
Your questions are stored by us to improve Elon.io
You've reached your AI usage limit
Sign up to increase your limit.