Usages of yol
Sen bu kitabı yola düşürdün, değil mi?
You dropped this book on the road, right?
Yol uzun.
The road is long.
Bu yol çok dik.
This road is very steep.
Ben dışarıda yürüyorum, çünkü yol kirli.
I am walking outside because the road is dirty.
Uzun yolda bazen tehlikeli durumlar oluşuyor.
Sometimes dangerous situations arise on the long road.
Araba kullanırken her zaman dikkatli olmalısın, çünkü yollar kalabalık olabilir.
You should always be careful when driving a car, because the roads can be crowded.
O macera bize doğayı tanıtacak, sonra dönüş yolunda taze kiraz toplayabiliriz.
That adventure will introduce nature to us, and then we can pick fresh cherries on the way back.
Yol ıslak.
The road is wet.
Yolda yürürken garip bir ses işittim, ama nereden geldiğini anlayamadım.
(English: “While walking on the road, I heard a strange sound but couldn’t figure out where it came from.”)
Kalabalık yolu engelliyor.
The crowd is blocking the road.
Araba yolda.
The car is on the road.
Yol buzlu.
The road is icy.
Yolda kaza oldu.
An accident occurred on the road.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.