Usages of büyük
Köpek çok büyük.
The dog is very big.
Benim ailem büyük.
My family is big.
Otobüs büyük ve kırmızı.
The bus is big and red.
Market büyük, ben alışveriş yapıyorum.
The market is big, I am doing some shopping.
Köpek büyük fakat kedi küçük.
The dog is big but the cat is small.
Sinema büyük.
The cinema is big.
Bina büyük.
The building is big.
Ihmal edilecek ufak detaylar ileride büyük sorunlara dönüşebilir.
Minor details that will be neglected can turn into big problems in the future.
Parkın ortasına büyük bir heykel yerleştirildi, insanlar onu çok beğendi.
A big sculpture was placed in the middle of the park, and people liked it a lot.
Büyük bir mücadele vererek nihayet hedefime ulaştım ve iyi bir öğle yemeği hazırladım.
By making a big effort, I finally reached my target and prepared a good lunch.
Ben bilime meraklıyım, deney sonuçlarını büyük bir heyecanla bekliyorum.
I am interested in science, and I am eagerly awaiting the experiment results.
Senin küçük bir fikrin bile büyük katkı olarak kabul edilebilir.
Even your small idea can be regarded as a big contribution.
Ferah ortamda çalışmak, bana büyük bir kolaylık sağlıyor ve daha verimli olmamı destekliyor.
Working in a spacious environment provides me with great ease and supports me to be more productive.
Bazen küçük bir söz bile insanları büyük hedefler için cesaretlendirebilir.
(English: “Sometimes even a small word can encourage people toward big goals.”)
Bu bardak, diğeri kadar büyük değil ama daha şık görünüyor.
(English: “This glass is not as big as the other one, but it looks more elegant.”)
Mağazada büyük bir indirim vardı; doğrudan alışverişe gittim, çünkü fiyatların ne kadar düştüğünü tahmin edemiyordum.
There was a big discount at the store; I went shopping directly because I couldn’t guess how much the prices had dropped.
Turnuvada birinci olan takıma büyük bir kupa verildi.
A big trophy was given to the team that came first in the tournament.
Erken kalkarak koşuya çıkan Ali, sabahın serinliğinde büyük heves duyuyor.
Ali, who goes for a run by waking up early, feels great enthusiasm in the cool morning.
İş yerinde, projeyi tamamlamak büyük bir sorumluluk.
At work, completing the project is a big responsibility.
Yanlış kararlar, büyük sorunlara yol açar.
Wrong decisions lead to big problems.
Okulda büyük bir projede çalışırken, hocalarım terbiyeli davranıyorlar.
While working on a big project at school, my teachers act politely.
Büyük projeye başlamadan önce, öngörülü bir plan hazırladık.
Before starting the big project, we prepared a foresighted plan.
Araştırmalarımızın derinlemesine incelenmesinin ardından, maliyet optimizasyonunun projeye büyük katkı sağladığı tahmin ediliyor.
After an in‐depth review of our research, it is estimated that cost optimization has made a significant contribution to the project.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.
Your questions are stored by us to improve Elon.io
You've reached your AI usage limit
Sign up to increase your limit.