beklemek

Usages of beklemek

Ben sabahları istasyona gidiyorum ve tren bekliyorum.
I go to the station in the mornings and wait for the train.
Arkadaşım da fotoğraf çekmek için kafe önünde bekliyor.
My friend is also waiting in front of the cafe to take photos.
Arkadaşım istasyonda bekliyor, çünkü tren gecikti ve istasyon çok kalabalık.
My friend is waiting at the station because the train is delayed, and the station is very crowded.
Beş dakika bekle, kahvaltı hazırlamam gerek.
Wait five minutes; I need to prepare breakfast.
Durakta beklerken mesajlaşmak kolay, ama test esnasında telefon yasaktır.
It is easy to text while waiting at the bus stop, but phones are forbidden during the test.
Benim görevim, her sabah durakta bekleyen insanlara yardım etmektir.
My task is to help the people waiting at the bus stop every morning.
Dizüstü bilgisayar tamir edilmek için bekliyor.
The laptop is waiting to be repaired.
Ben durakta otobüs bekliyorum.
I am waiting for the bus at the stop.
Bu garip nesne, masanın üzerinde günlerdir hareket ettirilmeyi bekliyor.
This strange object has been waiting for days to be moved on the table.
Arkadaşım köşede bekliyor.
My friend is waiting in the corner.
Ben bilime meraklıyım, deney sonuçlarını büyük bir heyecanla bekliyorum.
I am interested in science, and I am eagerly awaiting the experiment results.
Kuaför bugün çok kalabalık, randevu almak için yarına kadar beklemeliyim.
(English: “The hairdresser is very crowded today; I must wait until tomorrow to get an appointment.”)
Bakkalda uzunca bir kuyruk vardı; bu durum bizi olumsuz etkiledi ama yine de bekledik.
There was a rather long queue at the small grocery store; that affected us negatively but we waited anyway.
O, bizi parkta bekliyor.
He is waiting for us in the park.
Ben daveti bekliyorum.
I am waiting for the invitation.
Ben cevap bekliyorum.
I am waiting for the answer.
Uçuş düzensiz olursa, terminalde uzun süre bekleriz.
If the flight is irregular, we will wait for a long time at the terminal.
Eğer uçuş gecikirse, terminalde daha uzun beklemek zorunda kalırız.
If the flight is delayed, we will have to wait longer at the terminal.
Okul girişinde arkadaşım bekliyor.
My friend is waiting at the school entrance.
Toplantıda gecikme var, bu yüzden herkes bekliyor.
There is a delay in the meeting, so everyone is waiting.
Ben teyit bekliyorum.
I am waiting for confirmation.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now