Usages of derin
Bu kitabın anlamı çok derin, okurken dikkatimi sürekli çekiyor.
The meaning of this book is very deep; it constantly draws my attention while reading.
Denizin derin kısımları her zaman biraz gizemli görünür.
The deep parts of the sea always seem a bit mysterious.
Kitaba bakmak bana ilginç fikirler veriyor, çünkü içindeki örnekler çok derin.
Looking at the book gives me interesting ideas because the examples inside are very deep.
Endişe ile baş etmek için derin nefes almak bana yardımcı oluyor.
Taking a deep breath helps me cope with worry.
Yıllar sonra, eski dostuma olan derin özlemimi hissettim.
After many years, I felt a deep longing for my old friend.
Bu sanat eseri, derin bir anlamlılık taşımaktadır.
This piece of art carries a deep sense of meaningfulness.
İzlediğim filmdeki dramatik sahneler derin bir hüzün yarattı.
The dramatic scenes in the movie created a deep sorrow.
Ben işten sonra yürüyüş yapıp derin nefes alarak sakinleşmek istiyorum.
After work, I want to calm down by taking a walk and breathing deeply.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.