küçük

Usages of küçük

Ev çok küçük.
The house is very small.
Küçük kedi uyuyor.
The small cat is sleeping.
Mutfak çok geniş fakat alışveriş listemiz küçük.
The kitchen is very spacious, but our shopping list is small.
Köpek büyük fakat kedi küçük.
The dog is big but the cat is small.
Dün küçük bir kavga yaşandı, keşke herkes daha sakin davransaydı.
There was a small fight yesterday; I wish everyone had behaved more calmly.
Laboratuvarda küçük bir kimya deney hazırlıyorum.
I am preparing a small chemistry experiment in the laboratory.
Senin küçük bir fikrin bile büyük katkı olarak kabul edilebilir.
Even your small idea can be regarded as a big contribution.
Bazen küçük bir söz bile insanları büyük hedefler için cesaretlendirebilir.
(English: “Sometimes even a small word can encourage people toward big goals.”)
Geçen hafta yan komşunun mutfağında küçük bir yangın çıktı, neyse ki kısa sürede söndürüldü.
(English: “Last week, a small fire broke out in my next-door neighbor’s kitchen; luckily, it was extinguished quickly.”)
Evin arkasında küçük bir avlu var, orada çiçek yetiştiriyorum.
There is a small courtyard behind the house; I grow flowers there.
Bazı insanlar çalışırken çabuk sıkılır, bu durumda küçük molalar faydalı olur.
Some people get bored quickly while working; in that case, short breaks are helpful.
Küçük kuş hızlı uçuyor.
The small bird flies fast.
Her birey topluma küçük katkılar yaparak büyük değişiklikler yaratabilir.
Every individual can create great changes by making small contributions to society.
Okul spor salonunun dışında küçük bir havuz bulunuyor.
There is a small pool outside the school gym.
Ben, kendi küçük girişimimi başlatmayı planlıyorum.
I plan to start my own small venture.
Evin arka bahçesinde küçük bir güverte yapmayı planlıyorum.
I plan to build a small deck in the backyard.
Bu küçük girişim, mahallede fark yaratmayı hedefliyor.
This small venture aims to make a difference in the neighborhood.
Her ay küçük bir birikim yapmayı planlıyorum.
I plan to save a little money each month.
Kendi küçük girişimimi başlatmayı düşünüyorum.
I am considering starting my own small venture.
Partiye katılırken, ev sahibi bize küçük bir ikramda bulundu.
When joining the party, the host offered us a small treat.
Benim küçük odamdaki masam müstakil bir çalışma köşesi sunuyor.
The desk in my small room provides an independent workspace.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now