Usages of görmek
Bu evin duvarında güzel bir tablo görüyorum, renkleri çok canlı.
I see a beautiful painting on the wall of this house; its colors are very vibrant.
Ben seni görüyorum.
I see you.
Camdan dışarı bakmak, yağmurun ne kadar güçlü yağdığını görmek için iyi bir yol.
Looking out the window is a good way to see how heavily it’s raining.
Gördüğün resimler, dün müzede sergilenen eserlere benziyor.
The pictures that you saw resemble the works that were exhibited in the museum yesterday.
Sabah yolda gördüğün kişi, babamın sürekli alışveriş yaptığı marketin sahibiydi.
The person you saw on the street this morning was the owner of the market my father constantly shops at.
Ben tesadüfen seni gördüm.
I saw you by chance.
Ben ve arkadaşım, her hafta sonu parkta piknik yapıp, birlikte geçirdiğimiz zamanı çok kıymetli görüyoruz.
My friend and I value the time we spend together greatly when we have a picnic in the park every weekend.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.