Usages of yaratmak
Farklı renkleri kombinleyerek odada estetik bir uyum yarattım.
By combining different colors, I created an aesthetic harmony in the room.
Her birey topluma küçük katkılar yaparak büyük değişiklikler yaratabilir.
Every individual can create great changes by making small contributions to society.
Çevre kirliliği konusunda farkındalık yaratmak çok önemlidir.
Creating awareness about environmental pollution is very important.
Takım çalışması, ekip içinde sinerji yaratır.
Teamwork creates synergy within the team.
İzlediğim filmdeki dramatik sahneler derin bir hüzün yarattı.
The dramatic scenes in the movie created a deep sorrow.
Yeni teknoloji, üretim sürecinde hızlandırıcı bir etki yaratıyor.
New technology is creating an accelerative effect in the production process.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.