Usages of gitmek
Ben okula gidiyorum.
I am going to school.
Sen parka gidiyorsun.
You are going to the park.
Ben markete gidiyorum.
I am going to the market.
Ben yarın sinemaya gideceğim.
I will go to the cinema tomorrow.
Gelecek hafta ben müzeye gideceğim ve rehber eşliğinde gezeceğim.
Next week I will go to the museum and tour with a guide.
Arkadaşım gelecek ay da müzeye gidecek, çünkü rehber çok faydalı.
My friend will also go to the museum next month because the guide is very helpful.
Ben sabahları istasyona gidiyorum ve tren bekliyorum.
I go to the station in the mornings and wait for the train.
Yeni planım, trenle kısa bir seyahat etmek ve farklı şehirlere gitmek.
My new plan is to travel by train for a short trip and go to different cities.
Rüzgar durunca gökyüzü daha sakin görünüyor, ben de oturmak için parka gidiyorum.
When the wind stops, the sky looks calmer, and I go to the park to sit.
Arkadaşım gelince, ben de sinemaya gideceğim.
When my friend arrives, I will also go to the cinema.
Ben parka sessizce gidiyorum.
I am going to the park quietly.
Ben genellikle sinemaya gidiyorum.
I usually go to the cinema.
Ben servis kullanıyorum ve okula gidiyorum.
I am using the service and going to school.
Servis görevlisi, sabah markete gidiyor.
The service attendant is going to the market in the morning.
Okula gitmek gerekiyor.
It is necessary to go to school.
Yürüyüş tamamlandıktan sonra, fırın yakınındaki çarşıya gideceğiz.
After the walk is finished, we will go to the bazaar near the bakery.
Film bitince ben eve gidiyorum.
When the film ends, I am going home.
Ben erken gidiyorum.
I am going early.
Ben sinemaya gideceğim, yoksa evde kalacağım.
I will go to the cinema, otherwise I will stay at home.
Ben masanın yanına gidiyorum.
I am going to the side of the table.
Ben kütüphaneye gidiyorum.
I am going to the library.
Ben hafta sonu ailemle sinemaya gidiyorum.
I am going to the cinema with my family on the weekend.
Ben toplantıya gidiyorum.
I am going to the meeting.
Bu akşam bir orkestra konserine gideceğiz, biletler çok erken tükendi.
We will go to an orchestra concert this evening; the tickets sold out very early.
Ben konsere gidiyorum.
I am going to the concert.
Ben oraya gidiyorum.
I am going there.
Biz hafta sonu sinemaya gitmek için plan yapmak istiyoruz.
We want to plan to go to the cinema on the weekend.
Ben dağa gidiyorum.
I am going to the mountain.
Ben sinemaya gideceğim, ancak otobüs gecikti.
I will go to the cinema, however the bus is delayed.
Haritada gitmek istediğimiz köyü işaretlemek çok pratik oldu.
Marking the village we want to go to on the map was very practical.
Zaman zaman zorluklara katlanmak, başarıya giden doğal bir süreçtir.
Sometimes enduring difficulties is a natural process leading to success.
Ben sinemaya gidiyorum, çünkü film heyecanlı.
I am going to the cinema because the film is exciting.
Ben zaman zaman sinemaya gidiyorum.
I sometimes go to the cinema.
Ben otobüs durağından okula gidiyorum.
I am going to school from the bus stop.
Kasaba sakinleriyle buluşmak için hafta sonu oraya gidiyoruz.
We are going to meet with the town residents on the weekend.
Biz hafta sonu sinemaya gitmeyi kararlaştırıyoruz.
We have decided to go to the cinema on the weekend.
Umutsuzluk gitti.
Hopelessness is gone.
Sabah ateşim yükseldi, bu yüzden eczaneye gidip ilaç aldım.
(English: “My fever rose this morning, so I went to the pharmacy to buy medicine.”)
Ben kuaföre gidiyorum.
I am going to the hairdresser.
Mağazada büyük bir indirim vardı; doğrudan alışverişe gittim, çünkü fiyatların ne kadar düştüğünü tahmin edemiyordum.
There was a big discount at the store; I went shopping directly because I couldn’t guess how much the prices had dropped.
Ben nadiren sinemaya gidiyorum.
I rarely go to the cinema.
Bugün çantamı hazırladım, çünkü derse gitmem gerekiyor.
I prepared my bag today because I need to go to class.
Hafta sonu ailemizle restorana gidip yemek yedik.
Over the weekend, we went to a restaurant with our family and had a meal.
Ben galeriye gidiyorum.
I am going to the gallery.
Gemi hızlı gidiyor.
The ship is going fast.
Biz sinemaya gitmeden önce toplanmak istiyoruz.
We want to gather before going to the cinema.
Okula gitmeden önce mutlaka kahvaltı yapmalısın.
You must have breakfast before going to school.
Ben toplantıya önceden gidiyorum.
I go to the meeting in advance.
Pazara giderken taze meyveleri sepetle topladık.
We collected fresh fruits with a basket when going to the market.
Tatile giderken uygun konaklama arayışındayım.
I am looking for suitable accommodation for my vacation.
Ben iş görüşmesine gidiyorum.
I am going to the job interview.
Genç sinemaya gidiyor.
The young person is going to the cinema.
Posta ofisine gidip bir mektup gönderdim.
I went to the post office and sent a letter.
Ben dalgın şekilde yürüyerek parka gittim.
I went to the park while walking absent‐mindedly.
Ben ileri gidiyorum.
I am going forward.
Arkadaşım, “Birlikte yemeğe gitmekten zevk alıyorum,” diye söyledi.
My friend said, “I enjoy going out to eat together.”
Kuzen sinemaya gidiyor.
My cousin is going to the cinema.
Bu konuyu derinlemesine incelemek için kütüphaneye gittim.
I went to the library to study this topic in depth.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.
Your questions are stored by us to improve Elon.io
You've reached your AI usage limit
Sign up to increase your limit.