de

Usages of de

Ben de şehir dışında ücretsiz gruplarla egzersiz yapacağım.
I will also do exercise with free groups outside the city.
Köpek de evde uyuyor.
The dog is also sleeping at home.
Rüzgar durunca gökyüzü daha sakin görünüyor, ben de oturmak için parka gidiyorum.
When the wind stops, the sky looks calmer, and I go to the park to sit.
Bu plan bazen kolay görünüyor, bazen de zor olabiliyor.
This plan sometimes looks easy, and sometimes it can be difficult.
Arkadaşım gelince, ben de sinemaya gideceğim.
When my friend arrives, I will also go to the cinema.
Acele etme, bazen yavaş ilerlemek de gerek.
Don’t hurry; sometimes it’s also necessary to move slowly.
Her akşam günlük yazmak, zihinsel rahatlama için de özeldir.
Writing in a daily journal every evening is also special for mental relaxation.
Konuşma dönüşmek istiyorsa, sen de biraz özen göstermelisin.
If the conversation wants to transform, you, too, must show some care.
Eğer dergi okumayı seversen, dilbilgisini de geliştirirsin.
If you like reading magazines, you also improve your grammar.
Sen de böyle bir merak hissediyor musun, yoksa sadece dinlenmeyi mi tercih ediyorsun?
Do you also feel such curiosity, or do you only prefer to rest?
Arkadaşlarım yanımda olmayınca, ben de onları özlemekten kendimi alamıyorum.
When my friends aren’t by my side, I can’t help missing them.
Şiir okumak bazen sakinleştirici, bazen de ilham verici olabilir.
Reading poetry can sometimes be calming, and sometimes also inspiring.
Ben de maalesef bir süre evde kalmak zorundayım, çünkü dışarıda yağmur hızlandı.
Unfortunately, I also have to stay home for a while, because the rain has intensified outside.
Arkadaşımın telaffuz konusunda yardıma ihtiyacı var, ben de ona örnekler sunmak istiyorum.
My friend needs help with pronunciation, and I want to offer him examples.
Böylece yeni bir deneyim kazanırken birbirimize de destek olacağız.
Thus, while gaining a new experience, we will also support each other.
Ben de meşgul olduğum zamanlar konforlu bir sandalye kullanmayı seviyorum, böylece yorulmuyorum.
When I am also busy, I like to use a comfortable chair, so I don’t get tired.
Görüşmek fiili de bir karşılıklı eylemdir; örneğin, biz her hafta sonu komşularımızla görüşürüz.
The verb “görüşmek” is also a reciprocal action; for example, we meet with our neighbors every weekend.
Ben de telefonuma notlar kaydediyorum, böylece fikirlerimi her zaman hatırlayabiliyorum.
I also record notes on my phone, so I can always remember my ideas.
Eczane, bakkala göre daha erken açılıyor; bu da acil durumlarda çok işe yarıyor.
(English: “The pharmacy opens earlier than the small grocery store, which is very helpful in emergencies.”)
Tesadüfen yeni bir beceri keşfetmek de mümkün, ancak onu tek başına değerlendirmek her zaman kolay değil.
It’s also possible to discover a new skill by chance, but it’s not always easy to evaluate it alone.
Yanılmak insanı üzebilir, ama hatalardan ders edinmek de büyük bir fırsattır.
Being mistaken can upset a person, but acquiring a lesson from mistakes is a great opportunity.
Bu “makta” eki, resmi konuşmalarda duyulmaktaydı, ama günlük dilde de karşımıza çıkabiliyor.
This “makta” suffix used to be heard in formal speeches, but it can also appear in everyday language.
Sunumda, yenilikçi fikirlerin önemi de vurgulandı.
In the presentation, the importance of innovative ideas was also emphasized.
Araştırma yaparken, mütehassıs görüşlerini de dinlemek faydalı oluyor.
While doing research, it is useful to also listen to the specialist's opinions.
Ekip toplantısında, modern yazılım geliştirme tekniklerini tartışırken yeni teknolojileri de yorumladık.
During the team meeting, while discussing modern software development techniques, we also interpreted new technologies.
Yaşam bazen zor, bazen de güzel.
Life is sometimes hard, sometimes beautiful.
Benim fiyat teklifim makul, sanırım sen de öyle düşünüyorsun.
My price offer is reasonable; I think you agree.
Makul anlaşmalar, her iki taraf için de kazanç sağlar.
Reasonable deals benefit both parties.
Siz de bu takvimi kullanarak, önemli tarihleri takibe alabilirsiniz.
You too can use this calendar to keep track of important dates.
Projede, öteki grup üyelerinin önerileri de dikkatle tartışıldı.
In the project, the suggestions of the other group members were discussed carefully.
O, cömertlikle çevresine ilham verirken, aynı zamanda profesyonelliğini de koruyor.
He inspires those around him with his generosity while also maintaining his professionalism.
Bütünsel eğitimle, sadece akademik başarıya değil, sosyal becerilere de ulaşılır.
(With holistic education, one achieves not only academic success but also social skills.)
Sistematik testler yapıldıkça mekanizmanın güvenilirliği de artıyordu.
As systematic tests were carried out, the reliability of the mechanism was also increasing.
Madem sunumda katalogu gösteriyorsun, fiyat listelerini de eklemeliyiz.
Since you are showing the catalog in the presentation, we should also add the price lists.
Madem stant kurulumu bitti, sen de demo sunumunu başlatmalısın.
Since the booth setup is finished, you should start your demo presentation as well.
Okul müfredatı temel derslere ek olarak seçmeli kursları da içerir.
The school curriculum includes elective courses in addition to core subjects.
Mezarlıkta sabah yürüyüşü yapmak bazen ürkütücü olabilir ama huzur veren bir deneyim de sunar.
Taking a morning walk in the cemetery can sometimes be eerie but also offers a peaceful experience.
Ben sunum sırasında yeni ekipmanı tanıtırken montaj aşamasının detaylarını da anlatıyordum.
While presenting the new equipment, I was also explaining the details of the assembly phase.
Ben ekipman tedariki için sipariş formunu dolduruyordum ve tedarikçiler de hızlıca yanıt veriyordu.
I was filling out the order form for equipment procurement, and the suppliers were responding quickly.
Yeni proje planına başarı ölçütleri de dahil edilmelidir.
Success criteria should also be included in the new project plan.
Şirketin logosu, ürün etiketlerinin üzerinde de şık bir simge olarak bulunuyor.
The company’s logo is also found as an elegant emblem on the product labels.
Arkadaşım gitar çalmayı öğrenirken ben de sazı deniyorum.
(While my friend is learning to play the guitar, I'm also trying the lute.)
Safranlı pilav, sofrada her misafirin ilgisini çeker; siz de deneyiniz.
Saffron rice grabs every guest’s attention at the table; you should also try it.
Ben de dışarı çıkmayacağım; yağmur durana kadar kitap okuyup çay içeceğim.
I won’t go out either; until the rain stops, I’ll read a book and drink tea.
Zaten dışarı çıkacaktım, seni de alırım.
I was already going to go out; I’ll pick you up too.
Affedersiniz, siz de toplantıya katılacak mısınız?
Excuse me, will you also attend the meeting?
Bugün sadece kahve değil, aynı zamanda taze meyve de aldım.
Today I bought not only coffee but also fresh fruit.
Kız kardeşim sadece çalışmıyor, aynı zamanda dinlenmeye de zaman ayırıyor.
My sister not only works, but also makes time to rest.
Umarım siz de bize katılırsınız.
I hope you join us, too.
Kız kardeşim de tarak kullanıyor, çünkü kısa saçını düzenlemek istiyor.
My sister also uses a comb because she wants to tidy her short hair.
Kasiyer, isterseniz makbuzu e‑posta ile de gönderebileceklerini söyledi.
The cashier said that, if you wish, they can also send the receipt by email.
Ben de çok susadım; termos dolu mu?
I’m very thirsty too; is the thermos full?
Siz de yol arkadaşı arıyorsanız, bana yazın.
If you are also looking for a travel companion, write to me.
Sabah filtre kahve demledim, kardeşim de süt ekledi.
I brewed filter coffee in the morning, and my sibling added milk.
Sarımsağı rendeyle rendeliyorum, karabiberi de taze çekiyorum.
I grate the garlic with a grater, and I grind the black pepper fresh.
Kırtasiyede filtre kahve de satılıyormuş; damacananın yanında küçük bir raf varmış.
They apparently sell filter coffee at the stationery shop too; there is a small shelf next to the water bottle.
Öğretmen dosyayı buluta yükle dedi; ben de dekontun fotoğrafını aynı klasöre ekledim.
The teacher said to upload the file to the cloud; I also added a photo of the receipt to the same folder.
Ben de küçük bir espriyle gerginliği çözüyorum.
I also relieve the tension with a small quip.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now