ofis

Usages of ofis

Ofiste çalışmayınca evde rahatça kitap okuyabiliyorum.
When I’m not working in the office, I can comfortably read a book at home.
Ofis bazen kalabalık oluyor ve beklemek zorunda kalıyorum.
The office sometimes gets crowded and I have to wait.
Arka kapı açık olunca insanlar sessizce ofise girebiliyor.
When the back door is open, people can quietly enter the office.
Öğle vakti ofiste olmadığım zaman, genellikle evde dinlenmeyi tercih ediyorum.
When I’m not in the office at noon, I usually prefer to rest at home.
Ben ofise girebilmek istiyorum.
I want to be able to enter the office.
Yardımcı ofiste çalışıyor.
The helper is working in the office.
Ofiste mesajlaşmak yerine konuşmalıyız, çünkü yüz yüze iletişim önemlidir.
Instead of texting in the office, we should speak because face-to-face communication is important.
Ofis bugün daha sakin.
The office is calmer today.
Bu şirketin yöneticisi sabah erkenden ofise gelmiş.
The manager of this company arrived at the office early in the morning.
Ofiste arkadaşım ve ben tokalaşıyoruz.
My friend and I are shaking hands at the office.
Şirket müdürü dün şehir dışına çıktı, ofisteki işleri sekretere emanet etti.
(English: “The company manager left the city yesterday and entrusted the office tasks to the secretary.”)
Doktor ofiste çalışıyor.
The doctor is working in the office.
Ben, ofiste raporu yazdırdım.
I had the report typed in the office.
Öğle arası boyunca, ofiste hafif bir kahve molası verdik.
During lunch break, we had a light coffee break at the office.
Ofiste çalışırken bana gönderdiğin e-posta, önemli bir ipucu içeriyordu.
While working in the office, the email you sent me contained an important hint.
Ofiste kahve mola yapıyoruz.
We are taking a coffee break in the office.
Ofiste çalan melodi, çalışma ortamını sakinleştiriyor.
The melody playing in the office calms the work environment.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now