-de

Usages of -de

Anı kalbimde saklı.
The memory is hidden in my heart.
Kuş gökyüzünde uçuyor.
The bird is flying in the sky.
Şehirde güzel müzik duyuluyor.
Beautiful music is heard in the city.
Erken kalkarak koşuya çıkan Ali, sabahın serinliğinde büyük heves duyuyor.
Ali, who goes for a run by waking up early, feels great enthusiasm in the cool morning.
Bahçede oturarak huzurlu saatler geçiriyorum.
By sitting in the garden, I spend peaceful hours.
Ekonomi dersinde, akıllıca yatırım yapmanın önemini öğrendim.
In my economics class, I learned the importance of making wise investments.
Ben projede yenilik yapmak istiyorum.
I want to innovate in the project.
Üniversitede dersler zor.
Courses at the university are hard.
Ben kütüphanede ders çalışıyorum.
I am studying in the library.
İş yerinde, projeyi tamamlamak büyük bir sorumluluk.
At work, completing the project is a big responsibility.
Doğum günümüzde ailemizle samimi bir kutlama düzenledik.
We organized an intimate celebration with our family on our birthday.
Geminin güvertesinde, müzik dinlerken muhteşem manzaranın keyfini çıkardık.
On the deck of the ship, we enjoyed the magnificent view while listening to music.
Yerel yardım kuruluşunda gönüllü olarak çalışıyorum ve afet sonrası gönüllüler bölgede toplandı.
I work as a volunteer at a local aid organization, and after the disaster, volunteers gathered in the area.
Ben denizde yüzüyorum.
I am swimming in the sea.
Bu küçük girişim, mahallede fark yaratmayı hedefliyor.
This small venture aims to make a difference in the neighborhood.
Hızlandırmak istediğim projede yeni teknikler kullanıyorum.
I am using new techniques in the project that I want to accelerate.
Öğrenciler, öğrendiklerinin beyninde yer ettiğini düşünüyorlar ki bu gerçekten sevindirici.
Students think that what they have learned has taken root in their minds, which is truly encouraging.
Ben mahallede yürüyorum.
I am walking in the neighborhood.
Geçen tatilde edindiğim deneyim, bana büyük çaba göstermenin önemini öğretti.
The experience I gained on vacation taught me the importance of exerting great effort.
Meraklı çocuklar, kütüphanede uzun saatler geçirir.
Curious children spend long hours in the library.
Yeni evimde geniş bir mekan var.
In my new home, there is a spacious space.
Ben işimde öngörü sahibi olmak için her zaman plan yapıyorum.
I always plan in my work to have foresight.
Cazip bahçede, pırıltılı çiçekler açtı.
In the attractive garden, glittering flowers have bloomed.
Ekonomide istikrar, düzenli büyüme ile terakkiyi beraberinde getirir.
In the economy, stability brings progress through steady growth.
Gece çay eşliğinde yapılan muhabbet, dostlukları pekiştirdi.
The chat over tea at night strengthened the friendships.
Yenilikçi projeler, sektörde rekabeti ve yaratıcılığı artırıyor.
Innovative projects are increasing competition and creativity in the sector.
Bahçedeki çiçekler hassas, bu yüzden onları dikkatle sulamalıyız.
The flowers in the garden are delicate, so we must water them carefully.
Evimizde geri dönüşüm kutuları bulunuyor; biz düzenli olarak geri dönüşüm yapmalıyız.
There are recycling bins in our house; we must recycle regularly.
Projede bazı eksiklikler var; bu eksiklikleri tamamlamalısın.
There are some deficiencies in the project; you must complete them.
Proje sürecinde öngörülebilirlik, başarılı sonuçlar için önemlidir.
Predictability is important for successful outcomes in the project process.
Ekonomide belirsizlik, yatırımcıları tedirgin edebilir.
Uncertainty in the economy can make investors uneasy.
Vitrinde yeni ceketler var.
There are new jackets in the display window.
Projede aksaklık var, çünkü plan hatalı.
There is a disruption in the project because the plan is faulty.
Bu kitap, kütüphanede kullanılmak için saklanıyor.
This book is kept to be used in the library.
Yağmurlu bir gün, kalbimde hafif bir hüzün oluşturdu.
On a rainy day, a slight sorrow filled my heart.
Enerjik ritmde çalan müzik, spor salonunun atmosferini canlandırdı.
The music playing energetically enlivened the atmosphere of the gym.
Yeni teknoloji, üretim sürecinde hızlandırıcı bir etki yaratıyor.
New technology is creating an accelerative effect in the production process.
Şehirde taşımacılık önemli.
Transportation in the city is important.
Eğer uçuş gecikirse, terminalde daha uzun beklemek zorunda kalırız.
If the flight is delayed, we will have to wait longer at the terminal.
Yağmur yağdığında, ben evde kalıyorum.
When it rains, I stay at home.
Okul girişinde arkadaşım bekliyor.
My friend is waiting at the school entrance.
Bahçede serin rüzgar esiyor.
A cool wind is blowing in the garden.
Ülkemizde kalkınma için altyapı projeleri hızla ilerliyor.
Infrastructure projects are progressing rapidly for the country’s development.
İş süreçlerinde optimizasyon yapılarak zaman tasarrufu sağlandı.
Optimization in business processes saved time.
Güneşli bir günde, havanın berraklığı insanı mutlu eder.
On a sunny day, the clarity of the air makes people happy.
Günlük rutinimde, tutarlılığa büyük önem veriyorum.
In my daily routine, I attach great importance to consistency.
Sanat sergisinde, ressamın eserlerine duyduğu tutku açıkça görülüyordu.
At the art exhibition, the painter's passion for his work was clearly visible.
Denizde derinlik var.
There is depth in the sea.
Sergide renkli fotoğraflar var.
There are colorful photographs in the exhibition.
Türkçede belirli nesneler, -ı/-i eki alır; mesela “interneti” kullanıyorum.
In Turkish, definite objects take the –ı/–i suffix; for example, “interneti” means “the internet.”
Öğle yemeğinde salatayı tercih ettim.
I chose the salad for lunch.
Mahalledeki bahçıvanı tanıyorum.
I know the gardener in the neighborhood.
Öğrenciler basketbolu tutkulu bir şekilde oynadı.
The students played basketball passionately.
Evde kileri düzenledim.
I organized the pantry at home.
Kilerde, eski yiyecekleri buldum.
I found old food in the pantry.
Türkçede belirli nesneler -ı/-i eki alır; mesela interneti kullanıyorum.
In Turkish, definite objects take the –ı/–i suffix; for example, “interneti” means “the internet.”
İş süreçlerinde bütünlük sağlanırsa, hata oranı azalır.
If integrity is maintained in business processes, the error rate decreases.
Ben tatilde para birikim yapıyorum.
I am saving money during the vacation.
Projede hata oran düşük.
The error rate in the project is low.
Ben dalgın şekilde yürüyerek parka gittim.
I went to the park while walking absent‐mindedly.
Onun belirgin yetenekleri iş yerinde hemen fark edilir.
His distinct talents are immediately noticeable at work.
Oyuncu filmde rol oynuyor.
The actor is playing a role in the film.
Oyuncu sahnede şarkı söylüyor.
The actor is singing a song on the stage.
Bu bölgede iklim çok ılımandır.
The climate in this region is very mild.
Ekonomide likidite, piyasalarda güveni artırır.
Liquidity in the economy increases trust in the markets.
Projede bazı bölümleri revize etmemiz gerekiyor.
We need to revise some parts of the project.
Projede referans veriler kullanılmalı.
Reference data should be used in the project.
Projede güvenilirlik çok önemlidir.
Reliability is very important in the project.
Projede hatalı bölüm düzeltilmeli.
The faulty section in the project must be corrected.
Okulda büyük bir projede çalışırken, hocalarım terbiyeli davranıyorlar.
While working on a big project at school, my teachers act politely.
Tiyatro oyunu, sahnedeki oyuncuları canlandırarak izleyicilere unutulmaz anlar sundu.
The play animated the actors on stage, giving the audience unforgettable moments.
O, projede gösterdiği çabalar sayesinde, kolektif başarıya önemli bir katkı sağladı.
He made an important contribution to our collective success through his efforts on the project.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now