gün

Usages of gün

Gün güzel.
The day is nice.
Gün sıcak.
The day is hot.
Her gün çok güzel ve sakin.
Every day is very beautiful and calm.
Tembellik yerine her gün bir alışkanlık oluşturmak senin için faydalı olur.
Instead of laziness, creating a habit every day is beneficial for you.
Gün bitiyor.
The day is ending.
Tercihen her gün on dakika çalışmak, bu ekleri tam anlamıyla öğrenmeni sağlar.
Preferably working ten minutes every day helps you fully learn these suffixes.
Tüm gün çalışıyorum.
I work all day.
Ben gün boyunca çalışıyorum.
I work all day.
Kardeşim özel günlerde ışıltılı takılar takmaktan hoşlanıyor.
My sibling likes to wear sparkling jewelry on special occasions.
Arkadaşım köpeğini eğitmek için her gün kısa alıştırma seansları düzenliyor.
My friend organizes short practice sessions every day to train his dog.
Kendimi geliştirmek istiyorsam her gün yeni bir hedef belirlemeliyim.
If I want to improve myself, I must set a new target every day.
Onların ilişkisinde iletişim çok önemli, her gün birbirleriyle konuşuyorlar.
Communication is very important in their relationship; they speak with each other every day.
Ben genellikle sabah erken kalkarım ve güne kahveyle başlarım.
I generally wake up early in the morning and start the day with coffee.
Hayalim bir gün kendi kitabımı yazmak ve insanlara ilham vermek.
My dream is to write my own book one day and inspire people.
Akşam yemeğinden sonra mutfağı toparlamak her gün yaptığım bir alışkanlık.
Tidying up the kitchen after dinner is a daily habit I do.
Ben eski günleri hatırlayabiliyorum.
I can remember the old days.
Ortalama bir günde kısaca dinlenmek bile stresi azaltabilir.
On an average day, even briefly resting can reduce stress.
Ben her gün çalışıyorum, böylece Türkçem gelişiyor.
I work every day, so my Turkish is developing.
Her gün düzenli çalışarak başarıda süreklilik sağlamak mümkündür.
It is possible to ensure continuity in success by working regularly every day.
Firma her gün çalışıyor.
The company works every day.
Ben her gün ders çalışıyorum, çünkü öğrendiğim bilgileri pekiştiriyorum.
I study every day because I reinforce what I have learned.
Derse başlamadan önce günün özetini yapmayı seviyorum.
Before starting the lesson, I like to summarize the day.
İş yerinde her gün yeni imkanları değerlendirmeye çalışırım.
Every day at work, I try to take advantage of new possibilities.
Gün içinde dinlenmeye vakit ayırarak dengeyi sağlamalısın.
You must set aside time for rest during the day to maintain balance.
Ben her gün ders çalışmaya on dakika ayırıyorum.
I set aside ten minutes every day for studying.
Yağmurlu bir gün, kalbimde hafif bir hüzün oluşturdu.
On a rainy day, a slight sorrow filled my heart.
Siparişin teslimatı planlanan günden bir gün önce gerçekleşti.
The delivery of the order occurred one day before the planned date.
Sabah yürüyüşü yaparken, muazzam bir günün coşkusunu hissediyorum.
While taking a morning walk, I feel the tremendous enthusiasm of the day.
Güneşli bir günde, havanın berraklığı insanı mutlu eder.
On a sunny day, the clarity of the air makes people happy.
Gün boyunca, işte gösterdiğim tutarlılık sayesinde meslektaşlarımın güvenini kazandım.
Throughout the day, thanks to the consistency I demonstrated at work, I gained the trust of my colleagues.
Döviz piyasası her gün değişiyor.
The foreign exchange market changes every day.
Ben alanımda uzmanlaşmak istiyorum; bu yüzden her gün yeni şeyler öğreniyorum.
I want to specialize in my field; that is why I learn new things every day.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now