Usages of bu
Bu bir ev.
This is a house.
Bu ev güzel.
This house is nice.
Biz bu hafta plan yapmıyoruz, çünkü dinlenmek istiyoruz.
We are not making plans this week because we want to rest.
Erkek kardeşim ise bu hafta öğrenmeye devam ediyor.
My brother, however, continues learning this week.
Bu şey güzel.
This thing is nice.
Sen bu kitabı yola düşürdün, değil mi?
You dropped this book on the road, right?
Ben bu bilgileri sınıf arkadaşlarımla paylaşacağım.
I will share this information with my classmates.
Arkadaşım bu hafta bisikletini tamir edecek ve şehirde gezmek isteyecek.
My friend will repair his bicycle this week and will want to walk around in the city.
Ben bu alanı kiralamayacağım, çünkü parkta oynamak ücretsiz.
I will not rent this field because playing in the park is free.
Biz bu projeyi yakında kuracağız ve herkese göstereceğiz.
We will set up this project soon and show it to everyone.
Herkes bu projeye fotoğraf ekleyebilir, çok eğlenceli olacak.
Everyone can add photos to this project, it will be very fun.
Ben bu lezzetli çorbayı komşularla paylaşmak istiyorum.
I want to share this delicious soup with the neighbors.
Ben bu sabah evde kalıyorum.
I am staying at home this morning.
Bu plan bazen kolay görünüyor, bazen de zor olabiliyor.
This plan sometimes looks easy, and sometimes it can be difficult.
Ben bu zor planla uğraşıyorum.
I am dealing with this difficult plan.
Bu yemek biraz tuzlu oldu, servis sırasında dikkat et.
This dish turned out a bit salty; be careful during service.
Bu ince köprüden geçmek tehlikeli olabilir, ama başka yolu yok.
Crossing this thin bridge can be dangerous, but there is no other way.
Bu acele karar tehlikeli olabilir.
This hasty decision can be dangerous.
Bu kitap uzun değil.
This book is not long.
Bu evin duvarında güzel bir tablo görüyorum, renkleri çok canlı.
I see a beautiful painting on the wall of this house; its colors are very vibrant.
Dün farklı tablolar inceledim, ama bu kadar canlı değillerdi.
Yesterday I looked at different paintings, but they were not this vibrant.
Bu merdiven çok dik, ama sağlığımız için biraz fiziksel hareket yapmalıyız.
These stairs are very steep, but we should do some physical activity for our health.
Arkadaşım bu sabah günlük yazıyor, ben ise çay içiyorum.
My friend is writing a journal this morning, and I am drinking tea.
Bu yol çok dik.
This road is very steep.
Bu dergi yeni kelimeler öğrenmek için oldukça kullanışlı.
This magazine is quite useful for learning new words.
Bu boya ile duvarları renklendirmek istiyorum, çünkü odayı daha canlı hale getiriyor.
I want to color the walls with this paint because it makes the room more lively.
Tercihen her gün on dakika çalışmak, bu ekleri tam anlamıyla öğrenmeni sağlar.
Preferably working ten minutes every day helps you fully learn these suffixes.
Bu dergiyi ihmal etmemeliyiz; içinde ayrıntılı dilbilgisi örnekleri var.
We must not neglect this magazine; it has detailed grammar examples inside.
Bu ilginç konular beni daha fazla çalışmaya yönlendiriyor.
These interesting topics drive me to study more.
Bu kitabın anlamı çok derin, okurken dikkatimi sürekli çekiyor.
The meaning of this book is very deep; it constantly draws my attention while reading.
Ben bu toplantıda yeni bir proje fikri sunmak istiyorum.
I want to present a new project idea at this meeting.
Eğer bu ormanı korumak istiyorsak, buradaki canlıları da unutmayalım.
If we want to protect this forest, let’s not forget the living beings here.
Ben bu taze meyvelere bayılıyorum, tatları gerçekten eşsiz.
I absolutely love these fresh fruits; their taste is truly unique.
Bence bu mutfak çok geniş.
I think this kitchen is very spacious.
Bu geniş nehir, dün akşam kuvvetli yağmurla taştı.
This wide river overflowed with heavy rain last night.
Bu mağazada hem zengin koleksiyonlar hem de uygun fiyatlar bulunuyor.
In this store, there are both rich collections and reasonable prices.
Şehrimizin en zengin kişilerinden biri dün gece bu mağazaya geldi.
One of the richest people in our city came to this store last night.
Bazı yoksul aileler ise bu bölgede sosyal yardıma ihtiyaç duyuyor.
Some poor families in this region need social support.
Yakındaki fabrika dün gece geç saatlere kadar çalıştırıldı, bu durum bazı kişileri rahatsız etti.
The nearby factory was operated until late at night yesterday, and this situation bothered some people.
Bu akşam bir orkestra konserine gideceğiz, biletler çok erken tükendi.
We will go to an orchestra concert this evening; the tickets sold out very early.
O, yeni bir takı tasarladı ve bu tasarım çok beğenildi.
She designed a new piece of jewelry, and this design was greatly admired.
Bu garip nesne, masanın üzerinde günlerdir hareket ettirilmeyi bekliyor.
This strange object has been waiting for days to be moved on the table.
Bu takı sana yakışıyor.
This jewelry suits you.
Ben bu ışıltılı takıyı takmak istiyorum.
I want to wear this sparkling jewelry.
Bu ev üç oda içeriyor.
This house contains three rooms.
Bu sabah tost yapmayı denedim, ama biraz fazla basit oldu.
I tried to make toast this morning, but it turned out a bit too simple.
Bu şirketin yöneticisi sabah erkenden ofise gelmiş.
The manager of this company arrived at the office early in the morning.
Bu nokta, gezimizin en kritik kısmı olabilir.
This point might be the most critical part of our trip.
Bu harita beni yanlış yöne yönlendirmiş; meğer burası çıkmaz sokakmış.
This map has misdirected me; it turns out this is a dead-end street.
Bu araştırmanın kapsamını genişletmek istiyoruz, çünkü daha fazla veriye ihtiyacımız var.
We want to expand the scope of this research because we need more data.
Önceki toplantıyla karşılaştırınca, bu sefer daha fazla ayrıntıya girdik.
Compared to the previous meeting, this time we went into more details.
Şirket ile yeni bir anlaşma imzaladık, bu bize kazanç sağlayacak.
We signed a new agreement with the company; this will provide us a profit.
Anlaşmanın şartları oldukça esnekmiş, bu sayede değişiklik yapabiliyoruz.
The terms of the agreement have turned out to be quite flexible, so we can make changes.
Bu teklifi kabul etmişsin, öyle duydum.
I heard you accepted this offer.
Bu ders, temel dilbilgisi kavramlarını yeniden açıklıyor.
This lesson explains the basic grammar concepts again.
Bu sistem çok pratik, fakat kullanıcıların talimatları dikkatlice okuması gerekiyor.
This system is very practical, but users need to read the instructions carefully.
Bu plan kritik.
This plan is critical.
Bu elbise daha uygun.
This dress is more suitable.
Bu romanda duygular net değil, olaylar bazen karışık biçimde ilerliyor.
In this novel, the emotions are not clear; events sometimes progress in a complicated way.
Bu buluş, insanları gerçekten heyecanlandırmak için tasarlanmış gibi görünüyor.
This invention seems to be designed to truly excite people.
Bu dilde bolca pratik yaparsan, senin yazdığın cümleler hem doğal hem de kolay anlaşılır hale gelir.
If you practice this language a lot, the sentences that you write become both natural and easy to understand.
Ben bu filmin eğlenceli olduğunu zannetmiyorum.
I don't think that this film is fun.
Bu projenin ortak amacı, çevreyi korumak ve temiz bir gelecek hazırlamak.
The common goal of this project is to protect the environment and prepare a clean future.
Bu etkin projenin başarıya ulaşması için, herkesin kararlı davranması gerekiyor.
For this effective project to succeed, everyone needs to act decisively.
Bu dosyalara erişmek için öncelikle şifreyi doğru girmelisin.
You must enter the password correctly first in order to access these files.
Başarısız olmaktan endişeleniyorum, ancak kararlı davranarak bu hissi yenmeye çalışıyorum.
I worry about failing, but by acting decisively I try to overcome this feeling.
Bu sabah kardeşim huysuz uyandı, belki gece iyi uyuyamadı.
My sibling woke up grumpy this morning; maybe he hasn’t slept well.
Bu çeviri çok iyi değildi, ama yine de metnin genel anlamını yakalayabildim.
This translation wasn’t very good, but I could still grasp the general meaning of the text.
Bu an güzel.
This moment is beautiful.
Ben bu oyunu eğlenceli sanıyorum.
I think this game is fun.
Kuaför dükkanı bana kasaptan daha pahalı görünüyor, ama burası gerçekten kaliteli hizmet sunuyor.
(English: “The hairdresser’s shop seems more expensive than the butcher’s, but it truly offers high-quality service.”)
Eczane, bakkala göre daha erken açılıyor; bu da acil durumlarda çok işe yarıyor.
(English: “The pharmacy opens earlier than the small grocery store, which is very helpful in emergencies.”)
Sekreter bu sabah müdürden daha erken geldi ve telefonları cevapladı.
(English: “The secretary arrived earlier than the manager this morning and answered the phones.”)
Yeni diş macunu aldım; bu macunla dişleri fırçalamak ağzımı ferah hissettiriyor.
(English: “I bought a new toothpaste; brushing my teeth with this paste makes my mouth feel fresh.”)
Bu mahalledeki pastane, bana göre en lezzetli tatlıları satıyor.
(English: “In my opinion, the pastry shop in this neighborhood sells the most delicious sweets.”)
Bu bardak, diğeri kadar büyük değil ama daha şık görünüyor.
(English: “This glass is not as big as the other one, but it looks more elegant.”)
Bu oda minimalist.
This room is minimalist.
Evden çıkarken köpeğimin kuyruğu mutlulukla sallanıyor ve bu beni olumlu etkiliyor; geri dönmek istemiyorum.
When leaving the house, my dog’s tail wags happily and this affects me positively; I don’t want to go back.
Bakkalda uzunca bir kuyruk vardı; bu durum bizi olumsuz etkiledi ama yine de bekledik.
There was a rather long queue at the small grocery store; that affected us negatively but we waited anyway.
Bu sabah ortalama dört saat uyudum, bu yüzden kısaca dinlenmek için bir molaya ihtiyaç duydum.
This morning I slept an average of four hours, so I briefly needed a break to rest.
Arkadaşımın makalesinde bir alıntı vardı; doğrusu ben bu kaynaktan doğrudan yararlanacağını tahmin etmemiştim.
There was a quotation in my friend’s article; honestly, I hadn’t guessed that he would directly use this source.
Dinledikçe yeni müzik türlerini keşfediyorum, bu süreç beni mutlu ediyor.
The more I listen, the more I discover new music genres, and this process makes me happy.
Bu fikir gereksiz.
This idea is unnecessary.
Bu kupa benim en sevdiğim kupam, içinden sıcak çay içmek beni rahatlatıyor.
This mug is my favorite mug; drinking hot tea from it relaxes me.
Bu matematik sorusunu tamamen kavramak için öğretmenle tekrar konuşacağım.
I will talk to the teacher again to fully grasp this math problem.
Bazı insanlar çalışırken çabuk sıkılır, bu durumda küçük molalar faydalı olur.
Some people get bored quickly while working; in that case, short breaks are helpful.
Bu anıları ilelebet saklamak istiyorum.
I want to keep these memories forever.
Bunu hemen halledeceğimi sanıyordum, ama neredeyse imkansız görünüyor.
I thought I would handle this immediately, but it seems almost impossible.
Bu görevi zamanında bitirme niyetim var, ama yine de yardıma ihtiyacım olabilir.
I have the intention to finish this task on time, but I might still need help.
Ben şu anda yeni bir proje üzerinde çalışmaktayım, bu proje benim için çok önemli.
I am currently working on a new project; this project is very important to me.
Bu “makta” eki, resmi konuşmalarda duyulmaktaydı, ama günlük dilde de karşımıza çıkabiliyor.
This “makta” suffix used to be heard in formal speeches, but it can also appear in everyday language.
Ben bu sorunun nedenini biliyorum.
I know the reason for this question.
Ben çalışıyorum, bu bana güç veriyor.
I am working, it gives me strength.
Bu deneysel yöntem sayesinde yeni veriler elde ettik.
We obtained new data thanks to this experimental method.
Bu yeni uygulama, ders çalışma sürecimi kolaylaştırıyor.
This new application is making my study process easier.
Bu küçük girişim, mahallede fark yaratmayı hedefliyor.
This small venture aims to make a difference in the neighborhood.
Bu raporu değerlendirmek istiyorum çünkü sonuçları merak ediyorum.
I want to evaluate this report because I am curious about the results.
Arkadaşlarımla kurduğum bu iletişim, beni her zaman güçlendiriyor.
This communication I establish with my friends always empowers me.
Şüphesiz, bu film en etkileyici yapımlardan biridir.
Undoubtedly, this film is one of the most impressive productions.
Biliyorum ki sen bu konuda çok iyisin.
I know that you are very good in this matter.
Düşünüyorum ki bu projeye daha fazla zaman ayırmalıyız.
I think that we should dedicate more time to this project.
Öğrenciler, öğrendiklerinin beyninde yer ettiğini düşünüyorlar ki bu gerçekten sevindirici.
Students think that what they have learned has taken root in their minds, which is truly encouraging.
Ben bu projeyle fark yaratmak istiyorum.
I want to make a difference with this project.
Bu ödev çok teşvik edici.
This homework is very encouraging.
Bu evin temeli sağlam.
The foundation of this house is solid.
Ben bu konuda eminim.
I am sure about this.
Bu fırsat, bana yeni imkanlar sunuyor.
This opportunity offers me new possibilities.
Bu resmi davet, büyük bir organizasyonun parçasıdır.
This formal invitation is part of a large organization.
Bu işin gerçekleşme ihtimali yüksek görünüyor.
The probability of this work materializing seems high.
Bu cümlenin içinde kullandığım “ki” yapısı, ilişkili bilgiyi ek bilgi olarak sunar.
The use of “ki” in this sentence provides related information as additional detail.
Ben futbol oynuyorum ve bu, vücudumu güçlendirmek için iyidir.
I am playing football and this is good for strengthening my body.
Bu rapor ek bilgi içeriyor.
This report contains additional information.
Bu ev, cazip bahçe ile çevrili.
This house is surrounded by an attractive garden.
Bu proje, kalıcı başarılar elde etmek için titizlikle yürütülüyor.
This project is being carried out meticulously to achieve lasting successes.
Bu proje, kalıcı izler bırakmak amacıyla özenle planlandı.
This project was carefully planned to leave a lasting impact.
Lütfen, sizden bu konuyu daha ayrıntılı açıklamanızı rica ediyorum.
Please, I kindly ask you to explain this matter in more detail.
Bu kitap sürükleyici.
This book is captivating.
Bu elbise çok dikkat çekiyor.
This dress attracts a lot of attention.
Bu iş bana memnuniyet veriyor.
This work gives me satisfaction.
Bu sabah pencereleri açıp taze havayı solumalıyım.
This morning, I must open the windows and breathe in the fresh air.
Projede bazı eksiklikler var; bu eksiklikleri tamamlamalısın.
There are some deficiencies in the project; you must complete them.
Bu sanat eseri, derin bir anlamlılık taşımaktadır.
This piece of art carries a deep sense of meaningfulness.
Bu iş mutlaka başarılı olacak.
This job will definitely be successful.
Bu kitap, kütüphanede kullanılmak için saklanıyor.
This book is kept to be used in the library.
Bu haber beni tedirgin etti.
This news made me uneasy.
Bu rapor, projenin kapsamlı bir analizini sunuyor.
This report provides a comprehensive analysis of the project.
Bu film gerçek anlamda etkileyici.
This film is truly impressive.
Bu proje inovatif fikirler içeriyor.
This project contains innovative ideas.
Bu ürün garantili; garanti süresi beş yıldır.
This product is guaranteed; the warranty period is five years.
Bu yazılım, diğer sistemlerle entegrasyon sağlıyor.
This software provides integration with other systems.
Bu toplantı, ekibin entegrasyonunu ve demokratik etkileşimini artırmaya yönelik bir teşebbüstür.
This meeting is an initiative aimed at increasing the team’s integration and democratic interaction.
Bu araba garantili.
This car is guaranteed.
Bu makaleyi okurken, yazarın fikirlerini yorumlamak zorundayım.
While reading this article, I have to interpret the author's ideas.
Bu ev kendine has.
This house is unique.
Bu ders, yeni kelimeleri öğrenmeyi kolaylaştırıyor.
This lesson facilitates learning new words.
Bu mahalle, modern ve uygar bir yaşam sunar.
This neighborhood offers a modern and civilized way of life.
Bu şirket, uzun yıllardır yüksek itibar ile bilinir.
This company has been known for its high reputation for many years.
Bu elverişli koşullar, yeni projeler için umut vericidir.
These favorable conditions are promising for new projects.
Bu program, günlük iş süreçlerimizi daha işlevsel hale getiriyor.
This software makes our daily business processes more functional.
Bu kitap son derece ilginç.
This book is extremely interesting.
Bu resim herkesle paylaşılacak.
This picture will be shared with everyone.
Bu hediyeler, aile için kıymetli anıları simgeler.
These gifts symbolize valuable memories for the family.
Bu mobilya, sağlamlık bakımından uzun yıllar dayanır.
This piece of furniture lasts for many years in terms of durability.
Bu araç, günlük kullanımda vazgeçilmez bir yardımcıdır.
This tool is an indispensable aid in daily use.
Bu kitap, bilgiyi simgeler.
This book symbolizes knowledge.
Bu bölgede iklim çok ılımandır.
The climate in this region is very mild.
Bu ürün, ekolojik sertifikaya sahiptir.
This product has an ecological certificate.
Bu belge önemli bir referans kaynağıdır.
This document is an important reference source.
Öğrenciler, projeyi başarıyla tamamladıklarını düşünüp, öğretmenlerine “Bunun sayesinde geleceğe emin adımlarla yürüyeceğiz,” diye umutla söylediler.
The students, thinking they had successfully completed the project, told their teacher with hope, “Thanks to this, we will walk confidently into the future.”
Ben bu tabloya hayranlık duyuyorum.
I feel admiration for this painting.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.