Usages of hem
Arkadaşımla kütüphanede zaman geçirmek, hem eğlenceli hem de eğitici.
Spending time at the library with my friend is both fun and educational.
Ormanda yürüyüş yapmak hem yararlı bir egzersiz hem de derin nefes almak için bir fırsat.
Taking a walk in the forest is both a beneficial exercise and an opportunity to breathe deeply.
Bu mağazada hem zengin koleksiyonlar hem de uygun fiyatlar bulunuyor.
In this store, there are both rich collections and reasonable prices.
Bu dilde bolca pratik yaparsan, senin yazdığın cümleler hem doğal hem de kolay anlaşılır hale gelir.
If you practice this language a lot, the sentences that you write become both natural and easy to understand.
Arkadaşlar, müzik dinlerken hem uyum içinde hem de stratejik olarak sohbet ediyorlar.
Friends converse both in harmony and strategically while listening to music.
Şirket hem ithalat hem de ihracat yapıyor; ihracat ülkemizin kalkınmasına, ithalat ise ürün çeşitliliğine katkı sağlıyor.
The company both imports and exports; export contributes to our country’s development, while import enhances product variety.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.