Usages of sabah
Ben her sabah egzersiz yapacağım, çünkü sağlıklı olmak istiyorum.
I will do exercise every morning because I want to be healthy.
Ben bu sabah evde kalıyorum.
I am staying at home this morning.
Ben her sabah parkta yavaşça koşmak istiyorum, çünkü sağlığım önemli.
I want to run slowly in the park every morning, because my health is important.
Benim görevim, her sabah durakta bekleyen insanlara yardım etmektir.
My task is to help the people waiting at the bus stop every morning.
Arkadaşım bu sabah günlük yazıyor, ben ise çay içiyorum.
My friend is writing a journal this morning, and I am drinking tea.
Ben sabah kalkıyorum.
I am getting up in the morning.
Şarkı söylemek için sabah erkenden uyanmak yerine, akşam boyunca prova yapmak istiyorum.
Instead of waking up early in the morning to sing, I want to rehearse throughout the evening.
Hayat bazen gergin hissettirse de, her sabah nefes egzersizleriyle rahatlamak mümkün.
Even though life sometimes makes us feel tense, it is possible to relax every morning with breathing exercises.
Ben her sabah merhaba demek istiyorum.
I want to say hello every morning.
Bu sabah tost yapmayı denedim, ama biraz fazla basit oldu.
I tried to make toast this morning, but it turned out a bit too simple.
Sabah erken kalkmak şart.
Waking up early in the morning is essential.
Bu şirketin yöneticisi sabah erkenden ofise gelmiş.
The manager of this company arrived at the office early in the morning.
Hangi saat dilimi senin için daha uygun, sabah mı akşam mı?
Which time slot is more suitable for you, morning or evening?
Sabah bir şey yemediğim için midem hafif ağrıyor, belki biraz yemek yesem iyi olur.
Because I haven’t eaten anything this morning, my stomach hurts a little; maybe I should eat something.
Ben genellikle sabah erken kalkarım ve güne kahveyle başlarım.
I generally wake up early in the morning and start the day with coffee.
Bu sabah kardeşim huysuz uyandı, belki gece iyi uyuyamadı.
My sibling woke up grumpy this morning; maybe he hasn’t slept well.
Kardeşim kararlı, her sabah koşuyor.
My sibling is determined, he runs every morning.
Ben sabah erken kalkıyorum, böylece okula zamanında geliyorum.
I wake up early in the morning, so that I arrive at school on time.
Bugün pastaneden leziz poğaçalar aldım, çünkü sabah kahvaltısını seviyorum.
(English: “Today I bought delicious pastries from the pastry shop because I love breakfast.”)
Sekreter bu sabah müdürden daha erken geldi ve telefonları cevapladı.
(English: “The secretary arrived earlier than the manager this morning and answered the phones.”)
Eğer perdeler koyu renkliyse, sabah ışığı daha geç içeri girer.
(English: “If the curtains are dark, morning light enters later.”)
Her sabah dişlerimi dikkatlice fırçalıyorum, böylece sağlıklı kalıyorlar.
(English: “I carefully brush my teeth every morning, so they stay healthy.”)
Bu sabah ortalama dört saat uyudum, bu yüzden kısaca dinlenmek için bir molaya ihtiyaç duydum.
This morning I slept an average of four hours, so I briefly needed a break to rest.
Koşu yapmak sabahları benim için ideal bir egzersizdir.
Jogging in the mornings is an ideal exercise for me.
Erken kalkarak koşuya çıkan Ali, sabahın serinliğinde büyük heves duyuyor.
Ali, who goes for a run by waking up early, feels great enthusiasm in the cool morning.
Sabah koşarken bol enerji hissediyorum.
I feel full of energy when I run in the morning.
Her sabah mobil uygulamayı kontrol edip e-postalarımı okuyorum.
Every morning, I check the mobile application and read my emails.
Antrenman programımı hızlandırmak için sabah erken kalkıyorum.
I wake up early in the morning to accelerate my training program.
Bu sabah pencereleri açıp taze havayı solumalıyım.
This morning, I must open the windows and breathe in the fresh air.
Sabah erkenden uyandım ve mücevher gibi parlak bir gökyüzünü seyrettim.
I woke up early and watched a sky as bright as a jewel.
Sabah koşusunun ardından kendimi çok enerjik hissettim.
After my morning run, I felt very energetic.
Sabah, simit ve çay ile kahvaltı yaptım.
I had simit and tea for breakfast in the morning.
Yarın sabah uluslararası bir konferans olacak.
There will be an international conference tomorrow morning.
Komşum fırıncılık yapıyor ve her sabah taze simit satıyor.
My neighbor works in baking and sells fresh simit every morning.
Sabah yürüyüşü yaparken, muazzam bir günün coşkusunu hissediyorum.
While taking a morning walk, I feel the tremendous enthusiasm of the day.
Ben sınavdan korkmamak için her sabah erken kalkıyorum.
I wake up early every morning so as not to be afraid of the exam.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.
Your questions are stored by us to improve Elon.io
You've reached your AI usage limit
Sign up to increase your limit.