Usages of için
Rüzgar artınca dışarıda koşmak benim için daha zor hale geliyor.
When the wind picks up, running outside becomes more difficult for me.
Rüzgar durunca gökyüzü daha sakin görünüyor, ben de oturmak için parka gidiyorum.
When the wind stops, the sky looks calmer, and I go to the park to sit.
Tembellik yerine her gün bir alışkanlık oluşturmak senin için faydalı olur.
Instead of laziness, creating a habit every day is beneficial for you.
Mektup uzun olursa sabırla oku, çikolatayı tatmak için hemen davranma.
If the letter is long, read it patiently; don’t act immediately to taste the chocolate.
Dürüst olmak için her zaman vaktin olmayabilir, ama denemelisin.
You may not always have time to be honest, but you should try.
Lütfen çabuk gel ve taze ekmeği koklamak için mutfağa gir.
Please come quickly and enter the kitchen to smell the fresh bread.
Çabuk davranırsak, ekmeği koklamak ve tadına bakmak için daha çok zamanımız olur.
If we act quickly, we’ll have more time to smell the bread and taste it.
Her akşam günlük yazmak, zihinsel rahatlama için de özeldir.
Writing in a daily journal every evening is also special for mental relaxation.
Seyahat etmek için bir harita kullanmalısın, böylece yolunu kaybetmezsin.
You should use a map to travel so you will not lose your way.
Planlı çalışmak için her görevi günlük defterine yazabilirsin.
You can write each task in your daily notebook to work in a planned way.
Bu merdiven çok dik, ama sağlığımız için biraz fiziksel hareket yapmalıyız.
These stairs are very steep, but we should do some physical activity for our health.
Dizüstü bilgisayar tamir edilmek için bekliyor.
The laptop is waiting to be repaired.
Özgür bir şekilde iletişim kurmak için temel kuralları bilmeliyiz.
We must know the basic rules to communicate freely.
Basit kelimeleri öğrenmek, dili geliştirmek için kullanışlı bir kaynaktır.
Learning simple words is a useful source for improving the language.
Bu dergi yeni kelimeler öğrenmek için oldukça kullanışlı.
This magazine is quite useful for learning new words.
Plan yapmak için ayrıntılı bir kaynak kullanıyoruz, böylece her adımı mantıklı hale getiriyoruz.
We are using a detailed source to make a plan, thus we are making each step logical.
Bazen iletişim kurmak için temel cümleleri bile hatırlamakta zorluk çekiyoruz.
Sometimes we even have difficulty remembering basic sentences to communicate.
Farklı kaynaklar okumak, yeni kelimeler öğrenmek için çok kullanışlıdır.
Reading different sources is very useful for learning new words.
Bugün yağmur yağıyor, evde oturup çay içmek için güzel bir zaman.
It’s raining today; it’s a good time to sit at home and drink tea.
Sabahleyin erken kalkmak vücudumuz için çok yararlı olabilir.
Waking up early in the morning can be very beneficial for our body.
Camdan dışarı bakmak, yağmurun ne kadar güçlü yağdığını görmek için iyi bir yol.
Looking out the window is a good way to see how heavily it’s raining.
Doğayı korumak hepimizin görevi, çünkü gelecek nesiller için önemlidir.
Protecting nature is everyone’s duty, because it is important for future generations.
Türkçe telaffuz çalışmak için yüksek sesle okumak çok yardımcı olabilir.
Reading out loud can be very helpful for practicing Turkish pronunciation.
Ormanda yürüyüş yapmak hem yararlı bir egzersiz hem de derin nefes almak için bir fırsat.
Taking a walk in the forest is both a beneficial exercise and an opportunity to breathe deeply.
Şarkı söylemek için sabah erkenden uyanmak yerine, akşam boyunca prova yapmak istiyorum.
Instead of waking up early in the morning to sing, I want to rehearse throughout the evening.
Projeye katılmak için koşul var.
There is a condition to join the project.
Sınav için hazırlanma önemli.
Preparation for the exam is important.
Ben kıyıda rahatlamak için yanımda hafif bir müzik getiriyorum.
I bring some light music with me to relax on the coast.
O kasayı açmak için özel bir anahtar gerekiyor, yoksa alışveriş tamamlanamaz.
A special key is needed to open that cash register, otherwise the shopping cannot be completed.
Zengin ve yoksul arasındaki farkı anlamak için nezaket göstermek önemlidir.
It is important to show courtesy to understand the difference between rich and poor.
Sanat insanların duygularını özgürce yansıtabilmesi için eşsiz bir alandır.
Art is a unique field for people to freely reflect their emotions.
Bugün hava kuru olduğu için dışarıda yürüyüş yapmak daha rahat olacaktır.
Because the weather is dry today, it will be more comfortable to walk outside.
Ben sağlıklı kalmak için önlem alıyorum.
I take precautions to stay healthy.
Biz hafta sonu sinemaya gitmek için plan yapmak istiyoruz.
We want to plan to go to the cinema on the weekend.
O top bahçenin köşesine kaçtı, ona dokunmak için eğilip uzanmam lazım.
That ball rolled away to the corner of the garden; I have to bend and stretch out to touch it.
Günlük alıştırma yapmak, dil gelişimi için çok faydalıdır.
Doing daily practice is very beneficial for language development.
Arkadaşım köpeğini eğitmek için her gün kısa alıştırma seansları düzenliyor.
My friend organizes short practice sessions every day to train his dog.
Ancak komşular daha geç uyandığı için, keşke ev biraz daha sessiz olsaydı diye düşündüm.
However, because the neighbors woke up later, I wished the house had been a bit quieter.
Ev her hafta temizlenmek için hazırlanıyor.
The house is being prepared to be cleaned every week.
Ayrıntıları kaçırmamak için uzun bir not defteri hazırladım.
I prepared a long notebook to avoid missing any details.
Edebiyatı daha iyi anlamak için, dil seviyemi yükseltmem gerekiyor.
To better understand literature, I need to raise my language level.
Çalışmak için uygun bir ortam arıyorum, burada çok gürültü var.
I am looking for a suitable environment to work in; it’s too noisy here.
Hangi saat dilimi senin için daha uygun, sabah mı akşam mı?
Which time slot is more suitable for you, morning or evening?
Planlarımızı gerçekçi hale getirmek için bütçeyi göz önünde bulundurmalıyız.
We must consider the budget to make our plans realistic.
Arkadaşım bana hafta sonu için bir seyahat teklifi sundu, oldukça heyecan verici.
My friend offered me a travel proposal for the weekend; it’s quite exciting.
Karmaşık fikirleri anlamak için önce kavramları basitleştirmelisin.
To understand complex ideas, you must first simplify the concepts.
Yoğun tempoya katlanmak için düzenli olarak dinlenmem gerek.
I need to rest regularly to endure the intense pace.
Ben projeye katkı sağlamak için kitap yazıyorum.
I am writing a book to contribute to the project.
Bu buluş, insanları gerçekten heyecanlandırmak için tasarlanmış gibi görünüyor.
This invention seems to be designed to truly excite people.
Sabah bir şey yemediğim için midem hafif ağrıyor, belki biraz yemek yesem iyi olur.
Because I haven’t eaten anything this morning, my stomach hurts a little; maybe I should eat something.
Sözlük kullanmak, karışık metinleri anlamak için kesinlikle faydalı bir yöntemdir.
Using a dictionary is definitely a beneficial method for understanding complex texts.
Endişe ile baş etmek için derin nefes almak bana yardımcı oluyor.
Taking a deep breath helps me cope with worry.
Kasaba sakinleriyle buluşmak için hafta sonu oraya gidiyoruz.
We are going to meet with the town residents on the weekend.
Aynı amaç için çalışan insanlar genellikle buluşur ve fikir alışverişi yapar.
People working for the same goal generally meet and exchange ideas.
Bu etkin projenin başarıya ulaşması için, herkesin kararlı davranması gerekiyor.
For this effective project to succeed, everyone needs to act decisively.
Bu dosyalara erişmek için öncelikle şifreyi doğru girmelisin.
You must enter the password correctly first in order to access these files.
Ulaşım sorunu yaşadığımız için, kasabaya toplu otobüs seferlerinin artması gerekiyor.
Because we have a transportation problem, there needs to be more bus service to the small town.
Kanun herkes için eşit.
The law is equal for everyone.
Kuaför bugün çok kalabalık, randevu almak için yarına kadar beklemeliyim.
(English: “The hairdresser is very crowded today; I must wait until tomorrow to get an appointment.”)
Bazı insanlar zorluklarla baş etmek için büyük cesarete ihtiyaç duyar.
(English: “Some people need great courage in order to deal with difficulties.”)
Bazen küçük bir söz bile insanları büyük hedefler için cesaretlendirebilir.
(English: “Sometimes even a small word can encourage people toward big goals.”)
Belgeseller, doğa ve tarih hakkında yeni bilgiler öğrenmek için ilginç bir kaynak.
(English: “Documentaries are an interesting resource for learning new information about nature and history.”)
Bu sabah ortalama dört saat uyudum, bu yüzden kısaca dinlenmek için bir molaya ihtiyaç duydum.
This morning I slept an average of four hours, so I briefly needed a break to rest.
Arkadaşlarla avluya oturup sohbet etmek, bahar akşamları için ideal bir seçimdir.
Sitting in the courtyard and chatting with friends is an ideal choice for spring evenings.
Bu matematik sorusunu tamamen kavramak için öğretmenle tekrar konuşacağım.
I will talk to the teacher again to fully grasp this math problem.
Patronum, çalışanların memnun olması için samimi davranıyor ve güleryüzlü bir yaklaşım sergiliyor.
My boss acts sincerely and displays a cheerful approach so that employees are satisfied.
Koşu yapmak sabahları benim için ideal bir egzersizdir.
Jogging in the mornings is an ideal exercise for me.
Hatalarından ders almak, daha iyi bir gelecek için iyi bir niyettir.
Learning from your mistakes is a good intention for a better future.
Kedi sokakta bir kuşu yakalamak için koştu, ama başaramadı.
The cat ran to catch a bird on the street, but it didn’t succeed.
Otobüsü yakalamak için hızlı adımlarla yürümem gerekiyor.
I need to walk fast to catch the bus.
Ben şu anda yeni bir proje üzerinde çalışmaktayım, bu proje benim için çok önemli.
I am currently working on a new project; this project is very important to me.
Ben yarın okula gelebilmek için erken kalkıyorum.
I wake up early tomorrow to be able to come to school.
Birey sağlıklı kalmak için egzersiz yapıyor.
The individual exercises to stay healthy.
Ben sağlığım için dinlenmeye öncelik tanıyorum.
I give priority to resting for my health.
Yöneticimiz, şirketin büyümesi için etkili bir strateji belirledi.
Our manager determined an effective strategy for the company’s growth.
İş başvurusu yapmak için gerekli belgeleri hazırladım ve üniversite başvuruları son tarihte tamamlanmalı.
I prepared the necessary documents to apply for a job, and university applications must be completed by the deadline.
Bilgisayarı tamir ettirmek için teknik servisi aradım, böylece kesintisiz çalışmasını sağladım.
I called technical service to have the computer repaired so that it could work without interruption.
Öğretmen, öğrencilerin ödevlerini kontrol ettirmek için yardımcı çağırdı.
The teacher had a helper check the students’ homework.
Ders çalışmak için sessiz ortam gerekli.
A quiet environment is necessary for studying.
Arkadaşımın önerisi, projemizi geliştirmek için çok yararlı oldu.
My friend's suggestion was very useful for developing our project.
Antrenman programımı hızlandırmak için sabah erken kalkıyorum.
I wake up early in the morning to accelerate my training program.
Şirketimiz, inovasyonu desteklemek için araştırmalara yatırım yapıyor.
Our company invests in research to support innovation.
Patron, çalışanlarını teşvik etmek ve özendirmek için bonus dağıttı.
The boss distributed bonuses to encourage and motivate his employees.
Yönetim, çalışanların motive olmasını sağlamak için teşvik edici ve özendirici stratejiler uyguluyor.
The management applies encouraging and motivating strategies to ensure that employees are motivated.
Öğüt almak için, mütevazı insanlarla sohbet etmek ve çok çaba göstermek faydalıdır.
To receive advice, it is useful to talk with humble people and put in a lot of effort.
Öğüt almak, zorlukları aşmak için önemlidir.
Taking advice is important for overcoming difficulties.
Ben işimde öngörü sahibi olmak için her zaman plan yapıyorum.
I always plan in my work to have foresight.
Ben futbol oynuyorum ve bu, vücudumu güçlendirmek için iyidir.
I am playing football and this is good for strengthening my body.
Bu proje, kalıcı başarılar elde etmek için titizlikle yürütülüyor.
This project is being carried out meticulously to achieve lasting successes.
Profesyonel ekip, müşteri memnuniyetini artırmak için yorulmadan çalışıyor.
The professional team is working tirelessly to increase customer satisfaction.
İş yerinde hassas konuları ele almak için herkesin duyarlılığı önemlidir.
It is important for everyone to be sensitive when addressing delicate issues in the workplace.
İnşaat için kullanılan maddeler, evin yapısal dayanıklılığını artırır.
The materials used in construction increase the structural durability of the house.
Zorluklarla baş etmek için sebat etmek irademizi güçlendirir.
Persevering through difficulties strengthens our willpower.
Adaletin sağlanması, toplumun huzuru için vazgeçilmezdir.
Ensuring justice is indispensable for the peace of society.
Politika herkes için faydalıdır.
Policy is beneficial for everyone.
Ben duygularımı ifade etmek için şiir yazıyorum.
I am writing a poem to express my feelings.
Toplantıya katılım göstermek için herkes orada olmalı.
Everyone should be there to show participation at the meeting.
Başarıya ulaşmak için yüksek motivasyona sahip olmalısın.
You must have high motivation to achieve success.
Spor salonunda, motivasyonunu artırmak için sevdiğin müziği dinlemelisin.
At the gym, you should listen to your favorite music to boost your motivation.
Proje sürecinde öngörülebilirlik, başarılı sonuçlar için önemlidir.
Predictability is important for successful outcomes in the project process.
Takım içinde sinerji yakaladığınızda, projeler daha hızlı tamamlanır; unutma, her eylemi gerçekleştirmek için “-meli/–malı” ekini kullanmalısın.
When you achieve synergy within the team, projects are completed more quickly; remember, you must use the “-meli/–malı” suffix to express necessity.
Ben yıldızları görebilmek için dışarı çıkıyorum.
I am going outside to be able to see the stars.
Bütçe planlama, şirket için istikrarlı büyüme sağlar.
Budget planning ensures stable growth for the company.
Bu kitap, kütüphanede kullanılmak için saklanıyor.
This book is kept to be used in the library.
Gençler, bağımsız kararlar verebilmek için sürekli çaba harcar.
Young people continually strive to make independent decisions.
Fabrika, üretim maliyetini azaltmak için verimli yöntemler uyguluyor.
The factory is applying efficient methods to reduce production costs.
Şirket, lojistik maliyetlerini azaltmak için yeni stratejiler denedi.
The company tried new strategies to reduce logistics costs.
Ben kırmızı ceket almak için para harcayacağım.
I will spend money to buy a red jacket.
Ben sorunu çözebilmek için çok çalışıyorum.
I work very hard in order to be able to solve the problem.
Yeni çekmece, eşyaları düzenlemek için geniş alan sunuyor.
The new drawer provides ample space to organize items.
Mutfakta kırmızı tepsi, meyveleri sunmak için kullanılıyor.
In the kitchen, the red tray is used to serve fruits.
Sepet, alışveriş sırasında eşyaları taşımak için yararlıdır.
The basket is useful for carrying items during shopping.
Restoranda akşam yemeği için rezervasyon yaptırdım.
I made a reservation for dinner at the restaurant.
Paspas, ayak kirlerini toplamak için çok işlevseldir.
The floor mat is very functional for collecting dirt from shoes.
Ülkemizde kalkınma için altyapı projeleri hızla ilerliyor.
Infrastructure projects are progressing rapidly for the country’s development.
Sözleşme imzalanmak için hazır.
The contract is ready to be signed.
Yeni projeyi değerlendirirken, harfiyen yorumlamak için mütehassıs raporunu inceledik.
While evaluating the new project, we examined the specialist's report to interpret it literally.
Hava bugün piknik yapmak için oldukça elverişli.
The weather today is very favorable for a picnic.
Özverili çalışma, projenin tamamlanması için şarttır.
Selfless dedication is essential to complete the project.
O, hedeflerine ulaşmak için çok azimli.
He is very determined to achieve his goals.
Bu elverişli koşullar, yeni projeler için umut vericidir.
These favorable conditions are promising for new projects.
Uzun vadeli hedefler için birikim yapmak oldukça önemlidir.
Saving for long-term goals is very important.
Aileme olan bağlılığım her zaman benim için önceliklidir.
My loyalty to my family is always my priority.
Raporu revize etmek için detaylara dikkat etmelisin.
You must pay attention to details in order to revise the report.
Gençler kendi özerkliklerini kazanmak için mücadele ediyorlar.
Young people are struggling to gain their autonomy.
Öğretmenimiz, öğrencilerin görgüsünü geliştirmeleri için örnek davranır.
Our teacher sets a good example to help students improve their etiquette.
Bu hediyeler, aile için kıymetli anıları simgeler.
These gifts symbolize valuable memories for the family.
Isabetli hedeflerle ekibimiz başarıya ulaşmak için çalışıyor.
Our team works toward success with accurate targets.
Raporu eksiksiz hazırlamak için tüm verileri topladım.
I gathered all the data to prepare the report completely.
Salata akşam yemeği için iyi tercih.
The salad is a good choice for dinner.
Ilıman iklim, tarım için elverişlidir.
A mild climate is suitable for agriculture.
Firma, likidite sorununu çözmek için önlemler alıyor.
The company is taking measures to solve its liquidity problem.
Şirket, hammadde tedarikini artırmak için yeni tedarikçiler buldu.
The company found new suppliers to increase its raw material supply.
Makul anlaşmalar, her iki taraf için de kazanç sağlar.
Reasonable deals benefit both parties.
Bugün parkta koşmak için elverişli hava var.
Today, the weather is suitable for running in the park.
Ben sınavdan korkmamak için her sabah erken kalkıyorum.
I wake up early every morning so as not to be afraid of the exam.
Ben kazayı önlemek için dikkatli araba kullanıyorum.
I drive carefully to prevent the accident.
Annemin yaptığı besleyici yemekler ailem için çok değerlidir.
The nutritious meals prepared by my mother are very valuable for my family.
Okuldaki mecburi dersler, öğrencilerin temel bilgilerini pekiştirmek için önemlidir.
The obligatory classes at school are important to reinforce the students’ basic knowledge.
Bilgisayarım bozulunca, teknik servise telefon ettiğim için çok üzüldüm.
When my computer broke down, I was very upset because I had to call technical service.
Gökyüzünü gözlemlemek için akşamüstü balkonuma çıktım.
I went out to my balcony in the evening to observe the sky.
Takım, sorunları çözmek için proaktif bir yaklaşım benimsedi.
The team adopted a proactive approach to solving the problems.
Projede süreklilik sağlamak için düzenli toplantılar yapıyoruz.
We hold regular meetings to ensure continuity in the project.
Bu konuyu derinlemesine incelemek için kütüphaneye gittim.
I went to the library to study this topic in depth.
Rekabetçi pazarda başarılı olmak için yenilikçi stratejiler gerekir.
In a competitive market, innovative strategies are necessary to succeed.
Ekip içinde uyum, projelerin hızlı ilerlemesi için önemlidir.
Harmony within the team is important for the rapid progress of projects.
Tartışmayı netleştirmek için moderatör özet geçtikten sonra söz aldı.
After the moderator summarized, he took the floor to clarify the discussion.
Arkadaşlarım, proaktif davranıp öngörülebilirliklerini artırmak için stratejik toplantılar düzenliyor.
My friends are organizing strategic meetings to act proactively and increase their predictability.
Yeni takvime göre, her ay mutabakat sağlanması için düzenli değerlendirme toplantıları yapmamız gerekiyor.
According to the new calendar, we need to hold regular evaluation meetings each month to achieve consensus.
Akşam vakti, yıldızları gözlemlemek için balkona çıktım.
In the evening, I went out on the balcony to observe the stars.
Not: Bu derste yeni bir dilbilgisi yapısı olan “–rağmen” (despite/even though) kullanımı tanıtıldı. Farklı cümle yapılarında “…ya rağmen” ifadesi, beklenmedik durumlar karşısında zıtlık kurarak sonucu vurgulamak için kullanılır; örneğin “Yağmura rağmen, dışarı çıktım” cümlesinde görüldüğü gibi.
Note: In this lesson, a new grammatical construct “–rağmen” (despite/even though) is introduced. The expression “…ya rağmen” is used in various sentence structures to emphasize a contrast in the face of unexpected situations—as seen in the sentence “Despite the rain, I went outside.”
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.