benim

Usages of benim

O benim arkadaşım.
He is my friend.
Benim ailem büyük.
My family is big.
Bugün arkadaşım geldi.
Today, my friend arrived.
Arkadaşım bir kitap okuyor.
My friend is reading a book.
Arkadaşım yemek pişiriyor.
My friend is cooking food.
Arkadaşım kalem kullanıyor.
My friend is using a pen.
Arkadaşım balık pişiriyor, ben sebze pişiriyorum.
My friend is cooking fish, I am cooking vegetables.
Benim yeni bir mutfağım var, oda çok geniş.
I have a new kitchen, the room is very spacious.
Erkek kardeşim yarın geliyor, kız kardeşim haftasonu geliyor.
My brother is coming tomorrow, my sister is coming on the weekend.
Ben yeni odamda meyve yiyorum ve kitap okuyorum.
I am eating fruit in my new room and reading a book.
Kız kardeşim sık sık mutfakta çalışıyor, çünkü yemek yapmayı seviyor.
My sister often works in the kitchen because she likes to cook.
Erkek kardeşim ise bu hafta öğrenmeye devam ediyor.
My brother, however, continues learning this week.
Arkadaşım ve ben birlikte yemek yiyoruz.
My friend and I are eating together.
Arkadaşım sık sık çay içiyor.
My friend often drinks tea.
Arkadaşım çay içiyor, ben ise su içiyorum.
My friend is drinking tea, I, however, am drinking water.
Arkadaşım orada yeni bir film izleyecek.
My friend will watch a new film there.
Arkadaşım dizüstü bilgisayarını yolda düşürdü, bu yüzden ekran kırıldı.
My friend dropped his laptop on the road, so the screen broke.
Arkadaşım gelecek ay da müzeye gidecek, çünkü rehber çok faydalı.
My friend will also go to the museum next month because the guide is very helpful.
Ben eski dizüstü bilgisayarımı tamir edeceğim, çünkü ekran çok pahalı.
I will repair my old laptop because the screen is very expensive.
Ben bu bilgileri sınıf arkadaşlarımla paylaşacağım.
I will share this information with my classmates.
Arkadaşım bu hafta bisikletini tamir edecek ve şehirde gezmek isteyecek.
My friend will repair his bicycle this week and will want to walk around in the city.
Kardeşim bisiklet ile şehir dışında gezmeyi daha çok seviyor.
My sibling likes traveling around outside the city with the bicycle more.
Çorbayı eski tarifimle yapacağım, ama biraz baharat ekleyeceğim.
I will make the soup with my old recipe, but I will add some spice.
Komşum da projeye katılacak ve gelecek hafta sana yeni tarifler gönderecek.
My neighbor will also join the project and will send you new recipes next week.
Arkadaşım yakında gelecek.
My friend will come soon.
Arkadaşım parkta grup kuruyor.
My friend is setting up a group in the park.
Arkadaşım ve ben öğle saatinde kafe buluşması planlıyoruz.
My friend and I are planning a cafe meetup at noon.
Dondurma yiyince dişlerim biraz üşüyor, ama yine de seviyorum.
When I eat ice cream, my teeth get a bit cold, but I still like it.
Cep telefonumu bazen evde unutuyorum ve mesaj atamıyorum.
I sometimes forget my cell phone at home and can’t send a message.
Rüzgar artınca dışarıda koşmak benim için daha zor hale geliyor.
When the wind picks up, running outside becomes more difficult for me.
Ben her sabah parkta yavaşça koşmak istiyorum, çünkü sağlığım önemli.
I want to run slowly in the park every morning, because my health is important.
Tatlı yiyen arkadaşım cep telefonunu daima yanında taşıyor.
My friend who eats dessert always carries his cell phone with him.
Yeni planım, trenle kısa bir seyahat etmek ve farklı şehirlere gitmek.
My new plan is to travel by train for a short trip and go to different cities.
Arkadaşım da fotoğraf çekmek için kafe önünde bekliyor.
My friend is also waiting in front of the cafe to take photos.
Arkadaşım istasyonda bekliyor, çünkü tren gecikti ve istasyon çok kalabalık.
My friend is waiting at the station because the train is delayed, and the station is very crowded.
Arkadaşım gelince, ben de sinemaya gideceğim.
When my friend arrives, I will also go to the cinema.
Arkadaşım mutlu.
My friend is happy.
Ben arkadaşımı mutlu ediyorum.
I am making my friend happy.
Üzüm suyu çok lezzetli, tatil bitince arkadaşlarıma da getireceğim.
Grape juice is very tasty; when the vacation ends, I will bring some to my friends.
Benim çayım soğuyor.
My tea is getting cold.
Ben arkadaşıma kitap öneriyorum.
I am suggesting a book to my friend.
Benim arkadaşım çok yardımcı.
My friend is very helpful.
Ben ellerimi yıkıyorum.
I am washing my hands.
Ben acele ediyorum, çünkü arkadaşım geliyor.
I am hurrying because my friend is coming.
Benim görevim, her sabah durakta bekleyen insanlara yardım etmektir.
My task is to help the people waiting at the bus stop every morning.
Arkadaşım bu sabah günlük yazıyor, ben ise çay içiyorum.
My friend is writing a journal this morning, and I am drinking tea.
Ben arkadaşıma yardım ediyorum.
I am helping my friend.
Ben aileme yemek sağlamak istiyorum.
I want to provide food for my family.
Benim planım çok verimli.
My plan is very productive.
Bugün içimde büyük bir merak oluştu, çünkü yeni konuları keşfetmek istiyorum.
Today, a great curiosity has arisen in me, because I want to discover new topics.
Ben ailemi çok özledim; uzakta olunca her şeyi hatırlamak daha da zor oluyor.
I missed my family very much; when you’re far away, remembering everything becomes even harder.
Arkadaşlarım yanımda olmayınca, ben de onları özlemekten kendimi alamıyorum.
When my friends aren’t by my side, I can’t help missing them.
Bu kitabın anlamı çok derin, okurken dikkatimi sürekli çekiyor.
The meaning of this book is very deep; it constantly draws my attention while reading.
Arkadaşımla kütüphanede zaman geçirmek, hem eğlenceli hem de eğitici.
Spending time at the library with my friend is both fun and educational.
Arkadaşım da sokakta satılan tatlılara bayılıyor, ama bence biraz dikkat etmeli.
My friend also loves the sweets sold on the street, but I think he should be a bit cautious.
Arkadaşımın telaffuz konusunda yardıma ihtiyacı var, ben de ona örnekler sunmak istiyorum.
My friend needs help with pronunciation, and I want to offer him examples.
Benim bugün biraz sabra ihtiyaç duyuyorum, çünkü işler beklenmedik şekilde uzadı.
I need a bit of patience today because tasks have unexpectedly prolonged.
Arkadaşım şarkı söylerken ben ona eşlik etmeyi seviyorum, çünkü birlikte müzik yapmak eğlenceli.
I like to accompany my friend while he is singing because making music together is fun.
Ben hafta sonu ailemle sinemaya gidiyorum.
I am going to the cinema with my family on the weekend.
Arkadaşım kitap konusunda bana yardımcı oluyor.
My friend helps me regarding the book.
Ben arkadaşıma sinemaya eşlik ediyorum.
I am accompanying my friend to the cinema.
Arkadaşım ve ben haftasonu prova yapıyoruz.
My friend and I are rehearsing on the weekend.
Arkadaşım bana ekmek getiriyor.
My friend brings me bread.
Ben kıyıda rahatlamak için yanımda hafif bir müzik getiriyorum.
I bring some light music with me to relax on the coast.
Arkadaşım her zaman büyük bir nezaketle konuşur ve kimseyi kırmaz.
My friend always speaks with great courtesy and doesn’t hurt anybody.
Benim arabam sabah erkenden tamir edildi, şimdi sorunsuz çalışıyor.
My car was repaired early in the morning, and now it runs without any problems.
Ceketin cepleri çok kullanışlı, bu yüzden cüzdanımı oraya rahatça koyabiliyorum.
The jacket’s pockets are very convenient, so I can comfortably put my wallet there.
Kardeşim özel günlerde ışıltılı takılar takmaktan hoşlanıyor.
My sibling likes to wear sparkling jewelry on special occasions.
Arkadaşım geniş sokakta bisiklet kullanıyor.
My friend is riding a bicycle in the wide street.
Dün akşam arkadaşım evde yemek pişirdi.
Last night, my friend cooked food at home.
Arkadaşım henüz gelmedi.
My friend hasn't arrived yet.
Arkadaşım sosyal.
My friend is social.
Ben arkadaşımı mutlu hissettirmek istiyorum.
I want to make my friend happy.
Arkadaşım sürpriz yapıyor.
My friend is making a surprise.
Ben arkadaşımı istasyonda karşılıyorum.
I am meeting my friend at the station.
Ben fabrikada çalışıyorum, ancak arkadaşım evde dinleniyor.
I am working at the factory, but my friend is resting at home.
Kardeşim ayakkabı alırken rahat bir model seçmeyi tercih ediyor.
My sibling prefers to choose a comfortable model when buying shoes.
Benim şemsiyem renkli, bu sayede çeşitli kıyafetlerle uyum sağlıyor.
My umbrella is colorful, so it matches various outfits.
Arkadaşımın evinde çeşitli oyunlar var, en çok yuvarlak bir top ile oynamayı seviyor.
There are various games at my friend’s house; he most likes to play with a round ball.
Dikkat etmezsem üzerime su dökmek zorunda kalabilirim, çünkü top ıslak.
If I’m not careful, I might end up spilling water on myself, because the ball is wet.
Arkadaşım köpeğini eğitmek için her gün kısa alıştırma seansları düzenliyor.
My friend organizes short practice sessions every day to train his dog.
Büyük bir mücadele vererek nihayet hedefime ulaştım ve iyi bir öğle yemeği hazırladım.
By making a big effort, I finally reached my target and prepared a good lunch.
Arkadaşım köşede bekliyor.
My friend is waiting in the corner.
Ben bisikletimi park ediyorum.
I am parking my bicycle.
Arkadaşım daha geç geliyor.
My friend is coming later.
Edebiyatı daha iyi anlamak için, dil seviyemi yükseltmem gerekiyor.
To better understand literature, I need to raise my language level.
Öğretmenim beni yeni kaynaklara yönlendirdi, böylece dizüstü bilgisayarda daha fazla alıştırma yapıyorum.
My teacher guided me to new resources, so I am doing more exercises on the laptop.
Ben notlarımda önemli kavramları renkli kalemle işaretliyorum.
I mark the important concepts in my notes with a colored pen.
Arkadaşım bana hafta sonu için bir seyahat teklifi sundu, oldukça heyecan verici.
My friend offered me a travel proposal for the weekend; it’s quite exciting.
Ben sesimi yükseltiyorum.
I am raising my voice.
Ben otobüs durağında arkadaşımı yönlendiriyorum.
I am guiding my friend at the bus stop.
Bugün planımda önemli değişiklik var.
There is an important change in my plan today.
Bugün bazı beklentilerim var, fakat hepsi çok net değil.
Today I have some expectations, but not all of them are very clear.
Arkadaşım, bahsettiğim beklentileri önemsiyor.
My friend cares about the expectations I mentioned.
Ben acıkınca ferah bir kafede oturmayı tercih ediyorum, çünkü hava benim zihnimi dinlendiriyor.
When I get hungry, I prefer to sit in a spacious cafe, because the air relaxes my mind.
Babam şu aralar çok meşgul, çünkü yeni bir iş projesiyle uğraşıyor.
My father is very busy these days because he is working on a new business project.
Konforlu koltukta oturmak, beynimi heyecanlandırmak yerine dinlendiriyor.
Sitting in a comfortable armchair relaxes my mind instead of exciting it.
Arkadaşım sakal stilini değiştirdiğinde, onun başka biri olduğunu zannetmiştim.
When my friend changed his beard style, I thought he was someone else.
Arkadaşımın yaptığı pasta, kesinlikle bugüne kadar tattığım en lezzetli pastaydı.
The cake that my friend made was definitely the most delicious cake I have tasted so far.
Sabah yolda gördüğün kişi, babamın sürekli alışveriş yaptığı marketin sahibiydi.
The person you saw on the street this morning was the owner of the market my father constantly shops at.
Ben arkadaşlarımı önemserim.
I care about my friends.
Ben ailemi çok önemserim.
I care a lot about my family.
Dişim ağrıyor.
My tooth hurts.
Başımda ağrı var.
There is pain in my head.
Ben evimi değiştirmek istiyorum.
I want to change my house.
Başım dönüyor.
My head is spinning.
Arkadaşım ile ortak bir plan yaparak kasabada ağaç dikmeyi kararlaştırdık.
By making a common plan with my friend, we decided to plant trees in the small town.
Eğer umutsuzluğa kapılırsam, arkadaşım bana farklı bir çözüm önermeye çalışır.
If I fall into hopelessness, my friend tries to suggest a different solution to me.
Arkadaşım yurt dışına taşındığından, onunla artık yüz yüze değil, ama çevrimiçi olarak görüşüyoruz.
Because my friend moved abroad, we no longer meet face-to-face, but we meet online.
Telefonumu kaybettim sanıyordum, meğer kayıp değildi, masanın altında buldum.
I thought I lost my phone, but it wasn’t missing; I found it under the table.
Hayalim bir gün kendi kitabımı yazmak ve insanlara ilham vermek.
My dream is to write my own book one day and inspire people.
Arkadaşım da büyük bir yazar olmak ister, bu yüzden hayallerimizi birbirimizle paylaşıyoruz.
My friend also wants to become a great writer, so we share our dreams with each other.
Arkadaşım bana doğum gününü hatırlattı, bu sayede çok önemli bir tarihi kaçırmadım.
My friend reminded me of his birthday, so I didn’t miss a very important date.
Bu sabah kardeşim huysuz uyandı, belki gece iyi uyuyamadı.
My sibling woke up grumpy this morning; maybe he hasn’t slept well.
Ben de telefonuma notlar kaydediyorum, böylece fikirlerimi her zaman hatırlayabiliyorum.
I also record notes on my phone, so I can always remember my ideas.
Ben ve arkadaşım aynı kitabı okuyoruz.
My friend and I are reading the same book.
Arkadaşım ve ben fikir alışveriş yapıyoruz.
My friend and I are exchanging ideas.
Ben arkadaşımı kurtarıyorum.
I am saving my friend.
Ben kendi kitabımı yazıyorum.
I am writing my own book.
Arkadaşım bana ilham veriyor.
My friend inspires me.
Kardeşim kararlı, her sabah koşuyor.
My sibling is determined, he runs every morning.
Arkadaşım destek veriyor.
My friend is giving support.
Ofiste arkadaşım ve ben tokalaşıyoruz.
My friend and I are shaking hands at the office.
Sabah ateşim yükseldi, bu yüzden eczaneye gidip ilaç aldım.
(English: “My fever rose this morning, so I went to the pharmacy to buy medicine.”)
Benim cesaretim artınca, yeni projelere başlamaktan korkmuyorum.
(English: “When my courage increases, I’m not afraid to start new projects.”)
Arkadaşımı cesaretlendirmek istiyorum, çünkü o yeni bir iş kurmaktan çekiniyor.
(English: “I want to encourage my friend because he is hesitant to start a new business.”)
Her sabah dişlerimi dikkatlice fırçalıyorum, böylece sağlıklı kalıyorlar.
(English: “I carefully brush my teeth every morning, so they stay healthy.”)
Yeni diş macunu aldım; bu macunla dişleri fırçalamak ağzımı ferah hissettiriyor.
(English: “I bought a new toothpaste; brushing my teeth with this paste makes my mouth feel fresh.”)
Ben yeni kitabı arkadaşıma emanet ediyorum.
I am entrusting the new book to my friend.
Evden çıkarken köpeğimin kuyruğu mutlulukla sallanıyor ve bu beni olumlu etkiliyor; geri dönmek istemiyorum.
When leaving the house, my dog’s tail wags happily and this affects me positively; I don’t want to go back.
Tek başına seyahat etmek istiyorum, ama ailem o kadar cesur olduğumu düşünmüyor.
I want to travel alone, but my family doesn’t think I’m that brave.
Arkadaşımın aslında haklı olduğunu ikinci konuşmamızda farkına vardım.
I realized my friend was actually right in our second conversation.
Arkadaşımın makalesinde bir alıntı vardı; doğrusu ben bu kaynaktan doğrudan yararlanacağını tahmin etmemiştim.
There was a quotation in my friend’s article; honestly, I hadn’t guessed that he would directly use this source.
Ben her gün çalışıyorum, böylece Türkçem gelişiyor.
I work every day, so my Turkish is developing.
Arkadaşlarımın samimi sözleri beni mutlu ediyor.
My friends’ sincere words make me happy.
Kardeşim biraz önce bana bir sır fısıldamak istedi, ama ben duyamadım.
My sibling wanted to whisper a secret to me a moment ago, but I couldn’t hear.
Bu kupa benim en sevdiğim kupam, içinden sıcak çay içmek beni rahatlatıyor.
This mug is my favorite mug; drinking hot tea from it relaxes me.
Hafta sonu düğün var, davetiye elime yeni ulaştı.
There is a wedding this weekend; the invitation just arrived in my hands.
Kardeşimi yanlışlıkla incittim, ona hemen özür mesajı gönderdim.
I accidentally hurt my sibling, so I immediately sent him an apology message.
Yeni işimden çok memnunum, çalışma ortamı gerçekten güleryüzlü insanlarla dolu.
I am very pleased with my new job; the working environment is truly filled with cheerful people.
Patronum, çalışanların memnun olması için samimi davranıyor ve güleryüzlü bir yaklaşım sergiliyor.
My boss acts sincerely and displays a cheerful approach so that employees are satisfied.
Ailemle olan bağımın ilelebet sürmesini umuyorum.
I hope my bond with my family continues forever.
Koşu yapmak sabahları benim için ideal bir egzersizdir.
Jogging in the mornings is an ideal exercise for me.
Ben şu anda yeni bir proje üzerinde çalışmaktayım, bu proje benim için çok önemli.
I am currently working on a new project; this project is very important to me.
Arkadaşım ise mutfakta yemek hazırlamaktadır, birazdan bize katılacak.
My friend, however, is preparing food in the kitchen; he will join us in a moment.
Ben arkadaşım ile sohbet ediyorum.
I am having a conversation with my friend.
Ben arkadaşlarımı yalnızlaştırmak istemiyorum.
I do not want to isolate my friends.
Ben ve kardeşim bahçede sohbet ediyoruz.
My sibling and I are chatting in the garden.
Arkadaşım yeni evinden memnun.
My friend is satisfied with his new house.
Ben evimde kitapları sergiliyorum.
I am displaying the books at home.
Anı kalbimde saklı.
The memory is hidden in my heart.
Ailem, hayatın istikrarını koruyarak mutlu yaşabiliyor.
My family can live happily by maintaining life's stability.
Fırtınanın şiddetini hissederek evime sığındım.
Feeling the intensity of the storm, I took shelter in my house.
Matematik sorularını çözerek hesaplama yeteneğimi geliştirdim.
By solving math problems, I improved my calculation skills.
Ben arkadaşımı takdir ediyorum.
I appreciate my friend.
Ben hayalimi gerçekleştirmek istiyorum.
I want to achieve my dream.
Ben sağlığım için dinlenmeye öncelik tanıyorum.
I give priority to resting for my health.
Bugün çantamı hazırladım, çünkü derse gitmem gerekiyor.
I prepared my bag today because I need to go to class.
Çantamda kalem, defter ve notlarım var.
In my bag, I have a pen, a notebook, and my notes.
Ailem bana büyük sorumluluklar veriyor.
My family gives me great responsibilities.
Toplantıda, yeni proje hakkında faydalı öneriler sunuldu ve arkadaşımın önerisini dinledikten sonra planımızı değiştirdik.
Useful suggestions about the new project were offered at the meeting, and after listening to my friend’s suggestion, we changed our plan.
Ben tatilimin keyfini çıkarıyorum.
I am enjoying my vacation.
Ben arabamı tamir ettiriyorum.
I am having my car repaired.
Ben arkadaşımı arıyorum.
I am calling my friend.
Dijital uygulamalar sayesinde her işimi daha hızlı halledebiliyorum.
Thanks to digital applications, I can handle all my tasks more quickly.
Bu yeni uygulama, ders çalışma sürecimi kolaylaştırıyor.
This new application is making my study process easier.
Her sabah mobil uygulamayı kontrol edip e-postalarımı okuyorum.
Every morning, I check the mobile application and read my emails.
Arkadaşımın önerisi, projemizi geliştirmek için çok yararlı oldu.
My friend's suggestion was very useful for developing our project.
Ailemle olan iletişimim, gün boyu beni motive ediyor.
My communication with my family motivates me throughout the day.
Arkadaşlarımla kurduğum bu iletişim, beni her zaman güçlendiriyor.
This communication I establish with my friends always empowers me.
Antrenman programımı hızlandırmak için sabah erken kalkıyorum.
I wake up early in the morning to accelerate my training program.
Görüşmelerimden anlıyorum ki, herkes projeden memnun.
From my conversations, I understand that everyone is satisfied with the project.
Ben arabamı kontrol ediyorum.
I am checking my car.
Ben arkadaşlarımı kitap okumaya teşvik ediyorum.
I encourage my friends to read books.
Annem bana her zaman öngörü sahibi olmam gerektiğini söyledi.
My mother always told me that I should have foresight.
Arkadaşlarımla kurduğum işbirliği, projelerimize başarı getirdi.
The collaboration I established with my friends brought success to our projects.
Yeni evimde geniş bir mekan var.
In my new home, there is a spacious space.
Beklentilerimi karşılayacak vaatler, kalbimi umutla doldurur.
Promises that will meet my expectations fill my heart with hope.
Babam, zor zamanlarda merhametli hareket etmenin önemini vurguladı.
My father emphasized the importance of acting with compassion in hard times.
Ailem bana her zaman güvence verir.
My family always gives me assurance.
Ben işimde öngörü sahibi olmak için her zaman plan yapıyorum.
I always plan in my work to have foresight.
Ben masada oturuyorum, arkadaşım bana güzel şeyler söylüyor.
I am sitting at the table, my friend is saying beautiful things to me.
Ben arkadaşlarıma Türkçe öğretmek istiyorum.
I want to teach Turkish to my friends.
Ben sözümü tutuyorum.
I keep my promise.
Ben futbol oynuyorum ve bu, vücudumu güçlendirmek için iyidir.
I am playing football and this is good for strengthening my body.
Ben görevimi yerine getiriyorum.
I am fulfilling my duty.
Ben ve arkadaşım beraber ders çalışıyoruz.
My friend and I are studying together.
Ben kitap okuyarak bilgimi zenginleştirmek istiyorum.
I want to enrich my knowledge by reading books.
Yıllar sonra, eski dostuma olan derin özlemimi hissettim.
After many years, I felt a deep longing for my old friend.
Her gece rüyamda, kaybettiklerime duyduğum özlemi canlandırırım.
Every night in my dreams, I relive the longing for what I have lost.
Ben ödevimi titizlikle yapıyorum.
I do my homework meticulously.
Arkadaşım en iyi yemek pişiriyor.
My friend cooks the best food.
Ben arkadaşımdan kitap rica ediyorum.
I am asking my friend for a book.
Ben duygularımı ifade etmek için şiir yazıyorum.
I am writing a poem to express my feelings.
Ben arkadaşlarımla empati kurmak istiyorum.
I want to empathize with my friends.
Yağmurlu bir gün, kalbimde hafif bir hüzün oluşturdu.
On a rainy day, a slight sorrow filled my heart.
Annem, narin camdan yapılmış vazoyu özenle temizledi.
My mother carefully cleaned the vase made of delicate glass.
Odam, yeni aldığım lambalar sayesinde parlak ve çekici bir aydınlığa kavuştu.
My room achieved a bright and attractive illumination thanks to the new lamps I bought.
Arkadaşım yemek yaparsa, herkes mutlu olur.
If my friend cooks, everyone will be happy.
Okul girişinde arkadaşım bekliyor.
My friend is waiting at the school entrance.
Komşum fırıncılık yapıyor ve her sabah taze simit satıyor.
My neighbor works in baking and sells fresh simit every morning.
Annem, çocuklarına kahvaltı hazırlattı.
My mom had breakfast prepared for her children.
Arkadaşım, arabasını yıkattı.
My friend had his car washed.
Ben çay içiyorum, kardeşim ise kahve içiyor.
I am drinking tea, whereas my sibling is drinking coffee.
Ben arabamı yıkatıyorum.
I am having my car washed.
Ben zamanımı optimize etmek istiyorum.
I want to optimize my time.
Parkta yürürken sükunetimi buluyorum.
I find tranquility while walking in the park.
Arkadaşım sevecen tavrıyla herkesin kalbini kazanıyor.
My friend wins everyone's heart with his affectionate manner.
Ödevimi yaparken, öğretmenimizin ihtimamını hissettim; o, her ayrıntıya özen gösteriyor.
While doing my homework, I felt our teacher's care; he pays attention to every detail.
Günlük rutinimde, tutarlılığa büyük önem veriyorum.
In my daily routine, I attach great importance to consistency.
Yalnız yürüyüşe çıktığımda, münzevi yönümü bulur gibi hissediyorum.
When I go for a solitary walk, I feel as if I find my reclusive side.
Gün boyunca, işte gösterdiğim tutarlılık sayesinde meslektaşlarımın güvenini kazandım.
Throughout the day, thanks to the consistency I demonstrated at work, I gained the trust of my colleagues.
Arkadaşım, zor zamanlarında bile cömert davranarak herkese destek oluyor.
My friend supports everyone by acting generously, even in tough times.
Çocuklara şefkatle yaklaşan annem, onların gelişimine katkı sağlıyor.
My mother, who treats her children with compassion, contributes to their development.
Öğle arası, ben ve arkadaşım kafede buluşuyoruz.
At lunch break, my friend and I meet at the cafe.
Ben ödevimi bitirmek zorundayım.
I have to finish my homework.
Ben arabamla yarışı kazanıyorum.
I am winning the race with my car.
Benim görüşüm önemli.
My opinion is important.
Arkadaşım belagatli cümlelerle duygularını ifade ediyor.
My friend expresses his feelings with eloquent sentences.
Meslektaşım toplantıda yeni fikri tartıştı.
My colleague discussed the new idea in the meeting.
Komşum cömert.
My neighbor is generous.
Arabamı otoparka park ettim.
I parked my car in the parking lot.
Babam radyoyu açtı.
My dad turned on the radio.
Kardeşim kemanı çaldı.
My sibling played the violin.
Kredi notum sayesinde faiz oranı düşük çıktı.
Thanks to my credit score, the interest rate was low.
Ben arkadaşımı tanıyorum.
I know my friend.
Kredi kartım yanımda.
My credit card is with me.
Arkadaşım tutkulu.
My friend is passionate.
Arkadaşımın başarısı, sürekli övgü toplar.
My friend’s success always attracts praise.
Babam her zaman cömert davranır ve ailesine yüksek beklentilerle yaklaşır.
My father always acts generously and treats his family with high expectations.
Aileme olan bağlılığım her zaman benim için önceliklidir.
My loyalty to my family is always my priority.
Başarısızlık karşısında motivasyonum durdurulamaz hale geldi.
In the face of failure, my motivation became unstoppable.
Ben kişisel düşüncelerimi yazıyorum.
I am writing my personal thoughts.
Yarın ödevimi bitirmiş olacağım.
I will have finished my homework tomorrow.
Kendi küçük girişimimi başlatmayı düşünüyorum.
I am considering starting my own small venture.
Benim fiyat teklifim makul, sanırım sen de öyle düşünüyorsun.
My price offer is reasonable; I think you agree.
Ben haftasonu arkadaşlarımla parkta piknik yapıyorum.
I am having a picnic in the park with my friends on the weekend.
Dizüstü bilgisayar teknolojik, işlerimi kolaylaştırıyor.
The laptop is technological, it makes my work easier.
Arkadaşım, “Birlikte yemeğe gitmekten zevk alıyorum,” diye söyledi.
My friend said, “I enjoy going out to eat together.”
Okulda büyük bir projede çalışırken, hocalarım terbiyeli davranıyorlar.
While working on a big project at school, my teachers act politely.
Annemin yaptığı besleyici yemekler ailem için çok değerlidir.
The nutritious meals prepared by my mother are very valuable for my family.
Ben alanımda uzmanlaşmak istiyorum; bu yüzden her gün yeni şeyler öğreniyorum.
I want to specialize in my field; that is why I learn new things every day.
Beslenme programım dengeli olup sağlıklı yaşamayı hedefliyor.
My nutrition program is balanced and aims at a healthy life.
Benim küçük odamdaki masam müstakil bir çalışma köşesi sunuyor.
The desk in my small room provides an independent workspace.
Üniversiteden mezun olan arkadaşım, teknoloji alanında uzmanlaşmış ve şefkatli bir yaklaşımla toplumsal hizmette bulunuyor.
My friend, who graduated from university, has specialized in technology and participates in community service with a compassionate approach.
Arkadaşım, “Film çok heyecanlıydı,” diye anlattı.
My friend said, “The film was very exciting.”
Bilgisayarım bozulunca, teknik servise telefon ettiğim için çok üzüldüm.
When my computer broke down, I was very upset because I had to call technical service.
Sınavdan yüksek not alırsam, ailem bana lezzetli bir ikram yapacağını söyledi.
If I get a high score on the exam, my family said they will treat me to a delicious dish.
Ben ve arkadaşım, her hafta sonu parkta piknik yapıp, birlikte geçirdiğimiz zamanı çok kıymetli görüyoruz.
My friend and I value the time we spend together greatly when we have a picnic in the park every weekend.
Babam bana erken kalkmayı öğüt veriyor.
My father advises me to wake up early.
Arkadaşım şefkatli davranıyor.
My friend behaves compassionately.
Ben babama telefon ediyorum.
I am calling my dad.
Ailemle dağda piknik yapmak keyifli.
Having a picnic in the mountains with my family is enjoyable.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now