herkes

Usages of herkes

Biz bu projeyi yakında kuracağız ve herkese göstereceğiz.
We will set up this project soon and show it to everyone.
Herkes bu projeye fotoğraf ekleyebilir, çok eğlenceli olacak.
Everyone can add photos to this project, it will be very fun.
Prova bitiyor, herkes gülüyor.
The rehearsal is ending, everyone is laughing.
Bugün iş yerinde gergin atmosfere rağmen, herkes zamanında işini bitirdi.
Despite the tense atmosphere at work today, everyone finished their tasks on time.
Dün küçük bir kavga yaşandı, keşke herkes daha sakin davransaydı.
There was a small fight yesterday; I wish everyone had behaved more calmly.
Bu etkin projenin başarıya ulaşması için, herkesin kararlı davranması gerekiyor.
For this effective project to succeed, everyone needs to act decisively.
Kanun herkes için eşit.
The law is equal for everyone.
Düğünde herkes gülüyor.
Everyone is smiling at the wedding.
Görüşmelerimden anlıyorum ki, herkes projeden memnun.
From my conversations, I understand that everyone is satisfied with the project.
Resmi toplantıda herkes, belirlenen kurallara uymak zorundadır.
In the formal meeting, everyone is obliged to follow the set rules.
Politika herkes için faydalıdır.
Policy is beneficial for everyone.
Toplantıya katılım göstermek için herkes orada olmalı.
Everyone should be there to show participation at the meeting.
Arkadaşım yemek yaparsa, herkes mutlu olur.
If my friend cooks, everyone will be happy.
Herkes hak ister.
Everyone wants a right.
Toplantı sırasında herkes sessizce dinledi.
During the meeting, everyone listened quietly.
Yaptığı işlerin övgüsü, herkesi derinden etkiledi.
The praise for his work deeply impressed everyone.
Onun cömert yaklaşımı, herkesin takdirini kazandı.
His generous attitude won everyone’s admiration.
Kitap herkes tarafından iyi bilinmektedir.
The book is well known by everyone.
Bu resim herkesle paylaşılacak.
This picture will be shared with everyone.
Toplantıdan müteakip herkes yeni fikirleri tartıştı.
Following the meeting, everyone discussed new ideas.
Toplantıda gecikme var, bu yüzden herkes bekliyor.
There is a delay in the meeting, so everyone is waiting.
Sinema filminin en heyecanlı bölümünde herkes nefesini tutuyor.
At the most exciting part of the movie, everyone is holding their breath.
O, hayalperest düşünceleriyle herkesi büyülüyor ve enerjisini canlandırarak ortamın havasını değiştiriyor.
He captivates everyone with his dreamy thoughts and enlivens the atmosphere with his energy.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now