Usages of çıkmak
Beklenmedik bir misafir geldi, tam ben dışarı çıkacakken kapıyı çaldı.
An unexpected guest arrived, just as I was about to go out, they knocked on the door.
Bugün hava yağmurlu ama ben yine de dışarı çıkıyorum, çünkü doğadan ilham almayı seviyorum.
It’s rainy today, but I’m still going outside, because I like to take inspiration from nature.
Hava soğuk, bu nedenle ben dışarı çıkmıyorum.
The weather is cold, therefore I do not go outside.
Yağmur dinince, köpek dışarı çıkar.
When the rain stops, the dog goes outside.
Erken kalkarak koşuya çıkan Ali, sabahın serinliğinde büyük heves duyuyor.
Ali, who goes for a run by waking up early, feels great enthusiasm in the cool morning.
Ben yıldızları görebilmek için dışarı çıkıyorum.
I am going outside to be able to see the stars.
Hava yağmurlu olursa, dışarı çıkmayalım.
If the weather is rainy, let's not go outside.
Yalnız yürüyüşe çıktığımda, münzevi yönümü bulur gibi hissediyorum.
When I go for a solitary walk, I feel as if I find my reclusive side.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.