-a

Usages of -a

Öğrenciler sınava hazırlanırken büyük özveri gösteriyor.
Students show great dedication while preparing for their exam.
Ben arkadaşa mektup yazıyorum.
I am writing a letter to a friend.
Geçen hafta kursu bitirince bana bir sertifika verildi.
Last week, after I finished the course, I was given a certificate.
Hafta sonu ailemizle restorana gidip yemek yedik.
Over the weekend, we went to a restaurant with our family and had a meal.
İş yerimde sertifika sahibi olmak, bana yeni fırsatlar getiriyor.
Having a certificate at my workplace brings me new opportunities.
Öğretmen, sınıfa yeni öneriler sunarak tartışmayı başlattı.
The teacher began the discussion by offering new suggestions to the class.
Bu fırsat, bana yeni imkanlar sunuyor.
This opportunity offers me new possibilities.
Ben masada oturuyorum, arkadaşım bana güzel şeyler söylüyor.
I am sitting at the table, my friend is saying beautiful things to me.
Ben arkadaşlarıma Türkçe öğretmek istiyorum.
I want to teach Turkish to my friends.
Vicdan insanı doğru yola yönlendirir.
Conscience directs a person to the right path.
Yıllar sonra, eski dostuma olan derin özlemimi hissettim.
After many years, I felt a deep longing for my old friend.
Okula gitmeden önce mutlaka kahvaltı yapmalısın.
You must have breakfast before going to school.
Başarıya ulaşmak için yüksek motivasyona sahip olmalısın.
You must have high motivation to achieve success.
Ekipman kullanırken davranışsal kurallara uymalısın.
You must adhere to behavioral rules when using equipment.
Dostluk, hayata anlamlılık katar.
Friendship adds meaningfulness to life.
Öğrenciler kurallara uymalı.
Students must obey the rules.
Okuldan mezun olduktan sonra sertifikalı bir kursa katıldım.
After graduating from school, I attended a certified course.
Toplantıda asistan bana önemli notlar aldı.
At the meeting, the assistant took important notes for me.
Pazara giderken taze meyveleri sepetle topladık.
We collected fresh fruits with a basket when going to the market.
Babam bana ödev yazdırdı.
My dad had me write homework.
Günlük rutinimde, tutarlılığa büyük önem veriyorum.
In my daily routine, I attach great importance to consistency.
Dün akşam sinemada izlediğimiz film bana coşku verdi.
The film we watched at the cinema last night gave me enthusiasm.
Arabamı otoparka park ettim.
I parked my car in the parking lot.
Okulda bilgisayara erişim var.
There is access to the computer at school.
Radyoda çalan melodi, beni huzura boğdu.
The melody played on the radio filled me with peace.
Ben dalgın şekilde yürüyerek parka gittim.
I went to the park while walking absent‐mindedly.
Sınavdan yüksek not alırsam, ailem bana lezzetli bir ikram yapacağını söyledi.
If I get a high score on the exam, my family said they will treat me to a delicious dish.
Müzik dinlemek bana zevk veriyor.
Listening to music gives me pleasure.
Ben babama telefon ediyorum.
I am calling my dad.
Yağmura rağmen, parkta yürüdüm.
Despite the rain, I walked in the park.
Gökyüzünü gözlemlemek için akşamüstü balkonuma çıktım.
I went out to my balcony in the evening to observe the sky.
Hastalığa rağmen, sen azimli bir şekilde çalışmaya devam ediyorsun.
Despite being ill, you continue to work diligently.
Hastalığa rağmen, sen azimle ilerlemeyi seçtin.
Despite your illness, you chose to persevere.
Not: Bu derste yeni bir dilbilgisi yapısı olan “–rağmen” (despite/even though) kullanımı tanıtıldı. Farklı cümle yapılarında “…ya rağmen” ifadesi, beklenmedik durumlar karşısında zıtlık kurarak sonucu vurgulamak için kullanılır; örneğin “Yağmura rağmen, dışarı çıktım” cümlesinde görüldüğü gibi.
Note: In this lesson, a new grammatical construct “–rağmen” (despite/even though) is introduced. The expression “…ya rağmen” is used in various sentence structures to emphasize a contrast in the face of unexpected situations—as seen in the sentence “Despite the rain, I went outside.”
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now