değil

Usages of değil

Tembellik iyi değil.
Laziness is not good.
Bu kitap uzun değil.
This book is not long.
Dilbilgisi mevzularını ihmal etmek mantıklı değil.
It is not logical to neglect grammar matters.
Görev kolay değil ama ben çalışıyorum.
The duty is not easy, but I am working.
Orkestra provaları sırasında çalgılar pasif değil, sürekli aktif olarak kullanılır.
During orchestra rehearsals, instruments are not passive; they are used actively all the time.
Gösteride uçan nesneler pasif birer dekor değil, gösterinin önemli bir parçasıydı.
The flying objects in the show were not passive décor, but a significant part of the performance.
Bugün bazı beklentilerim var, fakat hepsi çok net değil.
Today I have some expectations, but not all of them are very clear.
Bu romanda duygular net değil, olaylar bazen karışık biçimde ilerliyor.
In this novel, the emotions are not clear; events sometimes progress in a complicated way.
Arkadaşım yurt dışına taşındığından, onunla artık yüz yüze değil, ama çevrimiçi olarak görüşüyoruz.
Because my friend moved abroad, we no longer meet face-to-face, but we meet online.
Bu bardak, diğeri kadar büyük değil ama daha şık görünüyor.
(English: “This glass is not as big as the other one, but it looks more elegant.”)
Bahçedeki çiçekler, diğer evin çiçekleri kadar renkli değil ama yine de çok güzel.
(English: “The flowers in the garden are not as colorful as those at the other house, but they are still very beautiful.”)
Tesadüfen yeni bir beceri keşfetmek de mümkün, ancak onu tek başına değerlendirmek her zaman kolay değil.
It’s also possible to discover a new skill by chance, but it’s not always easy to evaluate it alone.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now