Usages of fırsat
Ormanda yürüyüş yapmak hem yararlı bir egzersiz hem de derin nefes almak için bir fırsat.
Taking a walk in the forest is both a beneficial exercise and an opportunity to breathe deeply.
Ben fırsatı kullanıyorum.
I am using the opportunity.
Yanılmak insanı üzebilir, ama hatalardan ders edinmek de büyük bir fırsattır.
Being mistaken can upset a person, but acquiring a lesson from mistakes is a great opportunity.
İş yerimde sertifika sahibi olmak, bana yeni fırsatlar getiriyor.
Having a certificate at my workplace brings me new opportunities.
Bu fırsat, bana yeni imkanlar sunuyor.
This opportunity offers me new possibilities.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.