her zaman

Usages of her zaman

Dürüst olmak için her zaman vaktin olmayabilir, ama denemelisin.
You may not always have time to be honest, but you should try.
Köpek her zaman bahçede oynuyor.
The dog always plays in the garden.
Sabırlı olmak her zaman kolay değil, ama denemeliyiz.
Being patient is not always easy, but we should try.
Özel eşyalarını kilit altında tutmak her zaman güvenlidir.
It is always safe to keep your special belongings under lock.
Denizin derin kısımları her zaman biraz gizemli görünür.
The deep parts of the sea always seem a bit mysterious.
Arkadaşım her zaman büyük bir nezaketle konuşur ve kimseyi kırmaz.
My friend always speaks with great courtesy and doesn’t hurt anybody.
Araba kullanırken her zaman dikkatli olmalısın, çünkü yollar kalabalık olabilir.
You should always be careful when driving a car, because the roads can be crowded.
Annem bana her zaman öngörü sahibi olmam gerektiğini söyledi.
My mother always told me that I should have foresight.
Ailem bana her zaman güvence verir.
My family always gives me assurance.
Doğruluk, her zaman en iyi politikadır ve güven verir.
Truth is always the best policy and instills trust.
Babam her zaman cömert davranır ve ailesine yüksek beklentilerle yaklaşır.
My father always acts generously and treats his family with high expectations.
Aileme olan bağlılığım her zaman benim için önceliklidir.
My loyalty to my family is always my priority.
Pazarda ürün çeşitliliği her zaman dikkat çekicidir.
Product diversity in the market is always striking.
Aileme olan bağlılığım her zaman önceliğimdir.
My loyalty to my family is always my priority.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.

Start learning Turkish now