Usages of yüksek
Kalite yüksek.
Quality is high.
Dağ yüksek.
The mountain is high.
Öğrenciler, şüphesiz sınavdan yüksek not alacaklarına inanıyor.
Students undoubtedly believe that they will get high marks on the exam.
Bu işin gerçekleşme ihtimali yüksek görünüyor.
The probability of this work materializing seems high.
Başarıya ulaşmak için yüksek motivasyona sahip olmalısın.
You must have high motivation to achieve success.
Üretim maliyet yüksek.
The production cost is high.
Bu şirket, uzun yıllardır yüksek itibar ile bilinir.
This company has been known for its high reputation for many years.
Babam her zaman cömert davranır ve ailesine yüksek beklentilerle yaklaşır.
My father always acts generously and treats his family with high expectations.
Öğrenciler, yüksek motivasyonla ders çalışıyor.
Students study with high motivation.
Sınavdan yüksek not alırsam, ailem bana lezzetli bir ikram yapacağını söyledi.
If I get a high score on the exam, my family said they will treat me to a delicious dish.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.