Hardcore Turkish

QuestionAnswer
to
-a
at
-a
for
-a
by
-arak
if
-arsa
throughout
-boyunca
in
-da
on
-da
on
-daki
in
-daki
in which
-daki
from
-dan
in
-de
on
-de
in
-deki
from
-den
than
-den
when
-dığında
because
-diğinden
at
-da
to
-e
into
-e
by
-erek
-ı or -i
-ı/-i eki
my
-im
of
-ın
of
-in
when
-ince
in
-ında
in
-inde
when
-ırken
while
-irken
while
-ken
when
-ken
that
-ki
relative marker
-ki
with
-la
to
-lara
in
-larda
on
-larda
from
-lardan
from
-larından
with
-larla
to
-lere
of
-lerin
to
-lerine
before
-madan
without
-madan
if
-mazsa
without
-meden
to express necessity
-meli/–malı
in
-nda
relative marker
-ndaki
in
-ndeki
of
-nın
of
-nin
as
-olarak
while
-rken
if
-sa
thanks to
-sayesinde
his
-si
during
-sında
in
-sında
in
-sinde
during
-sırasında
after
-sonrası
in
-ta
at/in
-ta
from
-tan
in
-te
from
-ten
of
-un
when
-unca
in
-unda
into
-ye
accusative
-yı
with
-yla
to
-ye
's
-in
's
-ın
at
-ta
at
-te
to
-ya
at
-de
to
-ğe
in
-ünde
hasty
acele
to hurry
acele etmek
to rush
acele etmek
hot
acı
to get hungry
acıkmak
urgent
acil
the step
adım
the disaster
afet
the flyer
afiş
the family
aile
fluent
akıcı
the mind
akıl
rational
akılcı
wisely
akıllıca
sound
akıllıca
the flow
akış
to flow
akmak
the disruption
aksaklık
otherwise
aksi halde
otherwise
aksi takdirde
active
aktif
to make active
aktif hale getirmek
evening
akşam
the evening
akşam
the dinner
akşam yemeği
in the evening
akşamüstü
the space
alan
Ali
Ali
the quotation
alıntı
the habit
alışkanlık
the practice
alıştırma
practice
alıştırma
the exercise
alıştırma
the shopping
alışveriş
shopping
alışveriş
to shop
alışveriş yapmak
to applaud
alkışlamak
to buy
almak
to get
almak
to take
almak
to receive
almak
to take on
almak
under
altında
infrastructure
altyapı
the subtitle
altyazı
but
ama
the goal
amaç
the aim
amaç
the moment
an
main
ana
the key
anahtar
analytically
analitik
analytical
analitik
the analysis
analiz
to analyze
analiz etmek
but
ancak
however
ancak
the memory
anı
the survey
anket
the meaning
anlam
to understand
anlamak
to realize
anlamak
the meaningfulness
anlamlılık
to explain
anlatmak
to convey
anlatmak
understandable
anlaşılır
the agreement
anlaşma
the deal
anlaşma
the mother
anne
the training
antrenman
sometimes
ara sıra
the car
araba
to look for
aramak
to call
aramak
between
arasında
among
arasında
the search
arayış
the vehicle
araç
the tool
araç
the research
araştırma
the researcher
araştırmacı
to investigate
araştırmak
after
ardından
the arena
arena
back
arka
behind
arka
the back
arka
the friend
arkadaş
the friendship
arkadaşlık
the aroma
aroma
no longer
artık
to increase
artırmak
to boost
artırmak
to enhance
artırmak
aimed at increasing
artırmak yönelik
the increase
artış
to increase
artmak
the assistant
asistan
never
asla
actually
aslında
to hang
asmak
the ancestor
ata
the fever
ateş
the waste
atık
to skip
atlamak
to send
atmak
the atmosphere
atmosfer
the advantage
avantaj
the courtyard
avlu
the month
ay
the foot
ayak
the shoe
ayakkabı
bright
aydınlık
the illumination
aydınlık
to divide
ayırmak
to dedicate
ayırmak
to set aside
ayırmak
the mirror
ayna
same
aynı
the detail
ayrıntı
detailed
ayrıntılı
to decrease
azalmak
the determination
azim
determined
azimli
hungry
open
açık
clearly
açık
to explain
açıklamak
to announce
açıklamak
to announce
açıklanmak
clearly
açıkça
opened
açılan
to open
açılmak
to open
açmak
to bloom
açmak
to turn on
açmak
the tree
ağaç
severe
ağır
the mouth
ağız
to cry
ağlamak
the pain
ağrı
to hurt
ağrımak
too much
aşırı
to overcome
aşmak
the father
baba
the dad
baba
the spring
bahar
spring
bahar
the spice
baharat
to mention
bahsetmek
the garden
bahçe
the gardener
bahçıvan
the grocery store
bakkal
to look
bakmak
the fish
balık
the balcony
balkon
the bank
banka
the bathroom
banyo
the glass
bardak
the cup
bardak
to hold
barındırmak
the press statement
basın açıklaması
simple
basit
to simplify
basitleştirmek
the print
baskı
to press
basmak
to set
batmak
sometimes
bazen
some
bazı
the bond
bağ
to adhere
bağlı kalmak
to remain attached
bağlı kalmak
the loyalty
bağlılık
the bonding
bağlılık
the head
baş
to cope
baş etmek
to deal with
baş etmek
the success
başarı
the achievement
başarı
successful
başarılı
unsuccessful
başarısız
the failure
başarısızlık
successfully
başarıyla
to succeed
başarmak
to manage
başarmak
another
başka
the other
başka
to start
başlamak
to begin
başlamak
to start
başlatmak
to begin
başlatmak
to launch
başlatmak
the baby
bebek
the ability
beceri
the skill
beceri
to wait
beklemek
to have to wait
beklemek zorunda kalmak
expected
beklenen
unexpected
beklenmedik
unexpected
beklenmeyen
the expectation
beklenti
eloquent
belagat dolu
eloquent
belagatli
the municipality
belediye
the document
belge
the documentary
belgesel
clear
belirgin
distinct
belirgin
to set
belirlemek
to determine
belirlemek
to identify
belirlemek
set
belirlenen
definite
belirli
the uncertainty
belirsizlik
to indicate
belirtmek
to note
belirtmek
maybe
belki
perhaps
belki
I
ben
me
ben
in my opinion
bence
my
benim
mine
benimki
to adopt
benimsemek
to resemble
benzemek
together
beraber
clear
berrak
the clarity
berraklık
the nutrition
beslenme
nutritious
besleyici
the brain
beyin
to like
beğenmek
to admire
beğenmek
five
beş
the pepper
biber
the statement
bildiri
even
bile
the ticket
bilet
the information
bilgi
the knowledge
bilgi
to be notified
bilgilendirilmek
the computer
bilgisayar
computer
bilgisayar
the science
bilim
the scientist
bilim insanı
scientific
bilimsel
to be known
bilinmek
to know
bilmek
the building
bina
to board
binmek
to ride
binmek
a
bir
one
bir
to leave
bırakmak
to let
bırakmak
some
biraz
a bit
biraz
a little
biraz
a moment ago
biraz önce
each other
birbir
the individual
birey
to save
birikim yapmak
first
birinci
to unite
birleştirmek
to bring together
birleştirmek
together
birlikte
many
birçok
the bicycle
bisiklet
to finish
bitirmek
the plant
bitki
to end
bitmek
to finish
bitmek
we
biz
us
biz
to us
bize
our
bizim
us
bize
us
bizi
the knife
bıçak
the way
biçim
a lot
bolca
the bonus
bonus
the paint
boya
throughout
boyunca
along
boyunca
during
boyunca
to break down
bozulmak
empty
boş
this
bu
tonight
bu akşam
therefore
bu nedenle
thanks to that
bu sayede
so
bu yüzden
therefore
bu yüzden
today
bugün
the finding
bulgu
to find
bulmak
to exist
bulunmak
to be located
bulunmak
cloudy
bulutlu
the invention
buluş
the meetup
buluşma
them
bunlar
here
burada
icy
buzlu
me
bana
me
beni
the region
bölge
the area
bölge
the chapter
bölüm
the section
bölüm
such
böyle
so
böylece
thus
böylece
so that
böylece
to turn into
bürünmek
the budget
bütçe
the budget planning
bütçe planlama
entire
bütün
the cohesion
bütünlük
the integrity
bütünlük
big
büyük
great
büyük
large
büyük
greatly
büyük ölçüde
to captivate
büyülemek
mesmerizing
büyüleyici
the growth
büyüme
to grow
büyümek
the glass
cam
glass
cam
to liven up
canlandırmak
to enliven
canlandırmak
to revitalize
canlandırmak
to animate
canlandırmak
vibrant
canlı
lively
canlı
the living being
canlı
the liveliness
canlılık
attractive
cazip
the jacket
ceket
the pocket
cep
the cell phone
cep telefonu
the courage
cesaret
to encourage
cesaretlendirmek
brave
cesur
the answer
cevap
the device
cihaz
generously
cömert
generous
cömert
the sentence
cümle
the wallet
cüzdan
in
da
more
daha
greater
daha büyük
even
daha da
even more
daha da
earlier
daha erken
more
daha fazla
later
daha geç
more quickly
daha hızlı
better
daha iyi
calmer
daha sakin
quieter
daha sessiz
more suitable
daha uygun
more productive
daha verimli
more
daha çok
more elegant
daha şık
always
daima
the minute
dakika
the branch
dal
absent-minded
dalgın
absent‐minded
dalgın
the droplet
damla
from
dan
the consultant
danışman
narrow
dar
the invitation
davet
the invitation
davetiye
the conduct
davranış
behavioral
davranışsal
to act
davranmak
to behave
davranmak
the durability
dayanıklılık
the resilience
dayanıklılık
the endurance
dayanıklılık
to last
dayanmak
the mountain
dağ
to distribute
dağıtmak
as well
de
the notebook
defter
the decor
dekor
to say
demek
democratic
demokratik
to try
denemek
to try out
denemek
the experiment
deney
to experiment
deney yapmak
the experience
deneyim
experimental
deneysel
the balance
denge
balanced
dengeli
the sea
deniz
the department
departman
the magazine
dergi
deep
derin
to breathe deeply
derin nefes almak
in depth
derinlemesine
the depth
derinlik
the lesson
ders
the class
ders
the textbook
ders kitabı
the class schedule
ders program
to study
ders çalışmak
to learn (a lesson)
ders çıkarmak
to support
destek olmak
to support
desteklemek
the detail
detay
to continue
devam etmek
to topple
devirmek
the value
değer
the evaluation
değerlendirme
to evaluate
değerlendirmek
valuable
değerli
not
değil
right
değil mi
the change
değişiklik
variable
değişken
to change
değişmek
to change
değiştirmek
to replace
değiştirmek
digital
dijital
steep
dik
the attention
dikkat
to distract
dikkat dağıtmak
to be careful
dikkat etmek
to pay attention
dikkat etmek
striking
dikkat çekici
to attract
dikkat çekmek
careful
dikkatli
carefully
dikkatli
carefully
dikkatlice
to sew
dikmek
to plant
dikmek
the language
dil
the grammar
dilbilgisi
grammar
dilbilgisi
to wish
dilemek
dynamic
dinamik
to listen
dinlemek
to listen to
dinlemek
to rest
dinlenmek
the listener
dinleyici
the audience
dinleyici
resilient
dirençli
the dialogue
diyalog
so that
diye
quotative
diye
saying
diye
quoting
diye
by saying
diye
the laptop
dizüstü bilgisayar
the other
diğeri
the tooth
diş
outside
dış
external
dış
the toothpaste
diş macunu
out
dışarı
outside
dışarı
outside
dışarıda
outside
dışında
the doctor
doktor
to touch
dokunmak
the touch
dokunuş
the cupboard
dolap
to walk
dolaşmak
to fill
doldurmak
to fill out
doldurmak
filled
dolu
full
dolu
the tomato
domates
the ice cream
dondurma
the friend
dost
the friendship
dostluk
the file
dosya
natural
doğal
true
doğru
correctly
doğru
right
doğru
correct
doğru
proper
doğru
directly
doğrudan
the truth
doğruluk
the birthday
doğum günü
dramatic
dramatik
the smoke
duman
the stop
durak
the bus stop
durak
unstoppable
durdurulamaz
the situation
durum
the wall
duvar
the sensitivity
duyarlılık
the feeling
duygu
the emotion
duygu
to hear
duymak
to be heard
duyulmak
to announce
duyurmak
the shower
duş
also
da
also
de
to stop
dinmek
to stop
durmak
to spill
dökmek
spilled
dökülen
to spin
dönmek
to return
dönmek
back
dönüş
to transform
dönüşmek
transformative
dönüştürücü
the transformation
dönüşüm
four
dört
the foreign exchange rate
döviz kuru
the foreign exchange market
döviz piyasası
the shop
dükkân
yesterday
dün
last night
dün akşam
last night
dün gece
honest
dürüst
to be corrected
düzeltilmek
the correction
düzeltme
to organize
düzenlemek
regular
düzenli
organized
düzenli
regularly
düzenli
steady
düzenli
regularly
düzenli olarak
irregular
düzensiz
the wedding
düğün
to drop
düşmek
low
düşük
the thought
düşünce
to think
düşünmek
to consider
düşünmek
to drop
düşürmek
the e-book
e-kitap
the email
e-posta
the pharmacy
eczane
the literature
edebiyat
to acquire
edinmek
to obtain
edinmek
to gain
edinmek
the exercise
egzersiz
to exercise
egzersiz yapmak
the suffix
ek
additional
ek
the team
ekip
the equipment
ekipman
to add
eklemek
the bread
ekmek
ecological
ekolojik
economics
ekonomi
the economy
ekonomi
economic
ekonomik
the screen
ekran
the deficiency
eksiklik
the lack
eksiklik
complete
eksiksiz
expressive
ekspresif
additional
ekstra
the hand
el
the dress
elbise
to achieve
elde etmek
to obtain
elde etmek
to address
ele almak
in my hand
elimdeki
favorable
elverişli
suitable
elverişli
to entrust
emanet etmek
sure
emin
confident
emin
to empathize
empati kurmak
to order
emretmek
most
en
best
en iyi
most delicious
en lezzetli
favorite
en sevdiğim
most
en çok
the worry
endişe
to worry
endişelenmek
the energy
enerji
energetic
enerjik
the obstacle
engel
to block
engellemek
obstructive
engelleyici
the integration
entegrasyon
to integrate
entegrasyon sağlamak
the virtue
erdem
the access
erişim
male
erkek
early
erken
the work
eser
the old one
eski
old
eski
to blow
esmek
flexible
esnek
the flexibility
esneklik
aesthetic
estetik
the aesthetic
estetik
the meat
et
the factor
etken
the effect
etki
the impact
etki
to affect
etkilemek
to impress
etkilemek
impressive
etkileyici
the interaction
etkileşim
to interact
etkileşim kurmak
to interact
etkileşimde bulunmak
effective
etkili
the activity
etkinlik
the event
etkinlik
to do
etmek
to make
etmek
the house
ev
the home
ev
the host
ev sahibi
the pet
evcil hayvan
at home
evde
the action
eylem
if
eğer
to bend
eğilmek
educational
eğitici
the education
eğitim
the training program
eğitim program
to train
eğitmek
fun
eğlenceli
equivalent
eşdeğer
equal
eşit
the accompaniment
eşlik
to accompany
eşlik etmek
unique
eşsiz
the item
eşya
the factory
fabrika
interest
faiz
but
fakat
the factor
faktör
the difference
fark
to notice
fark etmek
to make a difference
fark yaratmak
to realize
farkına varmak
the awareness
farkındalık
different
farklı
the receipt
fatura
to benefit
faydalanmak
helpful
faydalı
useful
faydalı
too
fazla
excessive
fazla
more
fazla
fresh
ferah
the verb
fiil
the idea
fikir
to exchange ideas
fikir alışveriş yapmak
the film
film
the movie
film
the bakery
fırın
the oven
fırın
the baking
fırıncılık
the company
firma
the opportunity
fırsat
the storm
fırtına
stormy
fırtınalı
to brush
fırçalamak
to whisper
fısıldamak
the price
fiyat
physical
fiziksel
the photo
fotoğraf
the photograph
fotoğraf
the camera
fotoğraf makinesi
the football
futbol
the gallery
galeri
warranty
garanti
guaranteed
garantili
strange
garip
the night
gece
the delay
gecikme
to be late
gecikmek
to delay
gecikmek
to be able to come
gelebilmek
next
gelecek
future
gelecek
the future
gelecek
next week
gelecek hafta
when
gelince
the development
gelişim
the improvement
gelişme
the advancement
gelişme
to improve
gelişmek
to develop
gelişmek
the development
geliştirme
to improve
geliştirmek
to develop
geliştirmek
to come
gelmek
to arrive
gelmek
the ship
gemi
general
genel
usually
genellikle
generally
genellikle
wide
geniş
ample
geniş
to expand
genişletmek
the young person
genç
to need
gerek
necessary
gerekli
to be necessary
gerekmek
to be needed
gerekmek
to need
gerekmek
unnecessary
gereksiz
to require
gerektirmek
tense
gergin
the feedback
geri bildirim
to go back
geri dönmek
recycling
geri dönüşüm
to recycle
geri dönüşüm yapmak
to return
geri vermek
the reality
gerçek
real
gerçek
the truth
gerçek
truly
gerçek anlamda
materialization
gerçekleşme
to occur
gerçekleşmek
to achieve
gerçekleştirmek
to carry out
gerçekleştirmek
really
gerçekten
truly
gerçekten
realistic
gerçekçi
the realism
gerçekçilik
to bring
getirmek
to deliver
getirmek
the trip
gezi
to tour
gezmek
to walk
gezmek
to travel
gezmek
to stroll
gezmek
late
geç
to be late
geç kalmak
last
geçen
to cross
geçmek
to pass
geçmek
as
gibi
like
gibi
as if
gibi
to be able to enter
girebilmek
the entrance
giriş
the venture
girişim
the entrepreneur
girişimci
to enter
girmek
to go
gitmek
the clothing style
giyim tarz
mysterious
gizemli
the group
grup
the pride
gurur
to secure
garanti altına almak
to secure
güvence altına almak
the sky
gökyüzü
to send
göndermek
the volunteer
gönüllü
as a volunteer
gönüllü olarak
to volunteer
gönüllü çalışmak
according to
göre
to be able to see
görebilmek
the task
görev
the duty
görev
the task list
görev listesi
the attendant
görevli
the manners
görgü
the etiquette
görgü
to see
görmek
to be seen
görülmek
to look
görünmek
to appear
görünmek
the image
görüntü
the appearance
görünüm
the look
görünüm
the discussion
görüşme
the indication
gösterge
the show
gösteri
the performance
gösteri
to show
göstermek
to demonstrate
göstermek
to lead
götürmek
to consider
göz önünde bulundurmak
to review
gözden geçirmek
to risk
göze almak
to observe
gözlemlemek
to seem
görünmek
to seem
gözükmek
cheerful
güleryüzlü
to laugh
gülmek
the day
gün
the sunset
gün batımı
throughout the day
gün boyu
the sun
güneş
solar
güneş
sunny
güneşli
daily
günlük
the journal
günlük
the noise
gürültü
the confidence
güven
the trust
güven
the assurance
güvence
the reliability
güvenilirlik
safe
güvenli
the deck
güverte
nice
güzel
beautiful
güzel
good
güzel
the beauty
güzellik
the power
güç
the strength
güç
to empower
güçlendirmek
to strengthen
güçlendirmek
strong
güçlü
the news
haber
light
hafif
slight
hafif
the week
hafta
the weekend
hafta sonu
weekend
hafta sonu
weekend
haftasonu
the weekend
haftasonu
the right
hak
about
hakkında
right
haklı
still
hala
to become
hale gelmek
the carpet
halı
to become
haline gelmek
to handle
halledebilmek
to manage
halletmek
to handle
halletmek
to resolve
halletmek
the raw material
hammadde
which
hangi
the activity
hareket
the movement
hareket
to act
hareket etmek
the map
harita
delicate
hassas
sensitive
hassas
the illness
hastalık
the hospital
hastane
the mistake
hata
the error
hata
the error rate
hata oran
faulty
hatalı
to remember
hatırlamak
to remind
hatırlatmak
to be able to remember
hatırlayabilmek
the weather
hava
the air
hava
the weather
hava durumu
to bark
havlamak
the pool
havuz
the dream
hayal
dreamy
hayalperest
vital
hayati
the admiration
hayranlık
the animal
hayvan
ready
hazır
to prepare
hazırlamak
the preparation
hazırlanma
to prepare
hazırlanmak
to be prepared
hazırlanmak
to have prepared
hazırlatmak
the preparation
hazırlık
prepared
hazırlıklı
the target
hedef
the goal
hedef
to aim
hedeflemek
to aim at
hedeflemek
the gift
hediye
both
hem
and
hem de
immediately
hemen
right away
hemen
yet
henüz
always
hep
we
hepimiz
our
hepimizin
all
hepsi
every
her
each
her
every day
her gün
even though
her ne kadar
always
her zaman
everything
her şey
everyone
herkes
everyone's
herkesin
calculation
hesaplama
to calculate
hesaplamak
the excitement
heyecan
exciting
heyecan verici
to excite
heyecanlandırmak
to get excited
heyecanlanmak
exciting
heyecanlı
the sculpture
heykel
the story
hikaye
the feeling
his
to feel
hissetmek
to make feel
hissettirmek
rapidly
hızla
accelerative
hızlandırıcı
to accelerate
hızlandırmak
fast
hızlı
rapid
hızlı
quickly
hızlıca
quickly
hızla
any
hiçbir
the teacher
hoca
pleasant
hoş
to like
hoşlanmak
grumpy
huysuz
peaceful
huzurlu
the sorrow
hüzün
the claim
iddia
ideal
ideal
the expression
ifade
to express
ifade etmek
to neglect
ihmal etmek
the export
ihracat
to export
ihracat yapmak
the probability
ihtimal
the need
ihtiyaç
to need
ihtiyaç duymak
two
iki
second
ikinci
the climate
iklim
the treat
ikram
the medicine
ilaç
forever
ilelebet
forward
ileri
the progress
ilerleme
to move
ilerlemek
to progress
ilerlemek
to persevere
ilerlemek
the communication
iletişim
to communicate
iletişim kurmak
interesting
ilginç
the inspiration
ilham
to take inspiration
ilham almak
inspiring
ilham verici
to inspire
ilham vermek
mild
ılıman
the relationship
ilişki
first
ilk
the principle
ilke
the possibility
imkan
impossible
imkansız
to sign
imzalamak
to be signed
imzalanmak
to believe
inanmak
thin
ince
the review
inceleme
to examine
incelemek
to study
incelemek
to review
incelemek
subtly
incelikle
to hurt
incitmek
the discount
indirim
to minimize
indirmek
to go down
inmek
to get off
inmek
the innovation
inovasyon
innovative
inovatif
the person
insan
human
insan
the human
insan
the internet
internet
to build
inşa etmek
the construction
inşaat
canceled
iptal
to be canceled
iptal edilmek
the hint
ipucu
the will
irade
accurate
isabetli
however
ise
on the other hand
ise
whereas
ise
to warm up
ısınmak
to heat
ısıtmak
wet
ıslak
to get wet
ıslanmak
to soak
ıslatmak
the station
istasyon
the desire
istek
to want
istemek
to require
istemek
the direction
istikamet
the stability
istikrar
steady
istikrarlı
stable
istikrarlı
the fire department
itfaiye
the fire brigade
itfaiye
the import
ithalat
to import
ithalat yapmak
the reputation
itibar
to push
itmek
good
iyi
well
iyi
the trace
iz
the mark
iz
to watch
izlemek
the impression
izlenim
the audience
izleyici
the viewer
izleyici
the inside
inside
closely
iç içe
the interior
iç mekan
inside
içeri
the content
içerik
within
içerisinde
to contain
içermek
to include
içermek
for
için
in order to
için
inside
içinde
in
içinde
within
içinde
to drink
içmek
the task
the business
the job
the work
the workflow
iş akış
the workflow
iş akışı
the job application
iş başvurusu
the job interview
iş görüşmesi
the workplace
iş ortamı
the business plan
iş planı
the business project
iş projesi
the business process
iş süreci
the workplace
iş yeri
the work place
iş yeri
to mark
işaretlemek
the collaboration
işbirliği
to collaborate
işbirliği yapmak
to be useful
işe yaramak
to work
işe yaramak
the light
ışık
sparkling
ışıltılı
to hear
işitmek
functional
işlevsel
to accept
kabul etmek
to accept
kabullenmek
as much
kadar
until
kadar
as
kadar
the fate
kader
cafe
kafe
the cafe
kafe
the breakfast
kahvaltı
to have breakfast
kahvaltı yapmak
the coffee
kahve
the coffee break
kahve mola
crowded
kalabalık
the crowd
kalabalık
the sidewalk
kaldırım
the pen
kalem
lasting
kalıcı
the quality
kalite
high-quality
kaliteli
the development
kalkınma
to get up
kalkmak
to stay
kalmak
to remain
kalmak
to have to stay
kalmak zorunda olmak
the heart
kalp
the campaign
kampanya
the channel
kanal
the evidence
kanıt
the law
kanun
closed
kapalı
to turn off
kapatmak
to close
kapatmak
the door
kapı
to fall into
kapılmak
to cover
kaplamak
the scope
kapsam
comprehensive
kapsamlı
the decision
karar
to decide
karar vermek
to decide
kararlaştırmak
decisive
kararlı
determined
kararlı
decisively
kararlı
the determination
kararlılık
the indecision
kararsızlık
the brother
kardeş
the sibling
kardeş
the career
kariyer
the card
kart
to meet
karşılamak
to encounter
karşılaşmak
the comparison
karşılaştırma
to compare
karşılaştırmak
reciprocal
karşılıklı
in the face of
karşısında
the cash register
kasa
the town
kasaba
the butcher
kasap
the floor
kat
the participation
katılım
to join
katılmak
to attend
katılmak
the contribution
katkı
to contribute
katkı sağlamak
to endure
katlanmak
to add
katmak
the jar
kavanoz
the fight
kavga
the concept
kavram
to grasp
kavramak
to grasp
kavrayabilmek
to lose
kaybetmek
to record
kaydetmek
slippery
kaygan
the anxiety
kaygı
missing
kayıp
the source
kaynak
the resource
kaynak
the accident
kaza
to gain
kazanmak
to earn
kazanmak
to win
kazanmak
the profit
kazanç
the gain
kazanç
inevitable
kaçınılmaz
to avoid
kaçınmak
to miss
kaçırmak
to run away
kaçmak
the paper
kağıt
the cat
kedi
the violin
keman
yourself
kendi
own
kendi
one's own
kendi
on its own
kendiliğinden
myself
kendim
yourself
kendin
unique
kendine has
urban
kentsel
definitely
kesinlikle
uninterrupted
kesintisiz
sharp
keskin
to cut
kesmek
to enjoy
keyfini çıkarmak
delightful
keyif verici
pleasant
keyifli
enjoyable
keyifli
to discover
keşfetmek
the discovery
keşif
I wish
keşke
if only
keşke
that
ki
to become arrogant
kibirlenmek
the pantry
kiler
the lock
kilit
anybody
kimse
nobody
kimse
chemistry
kimya
chemical
kimyasal
the dirt
kir
to rent
kiralamak
the cherry
kiraz
to break
kırılmak
dirty
kirli
the pollution
kirlilik
red
kırmızı
rural
kırsal
short
kısa
briefly
kısaca
the book
kitap
agile
kıvrak
the outfit
kıyafet
the coast
kıyı
valuable
kıymetli
the girl
kız
the sister
kız kardeş
the person
kişi
personal
kişisel
to smell
koklamak
easy
kolay
easily
kolayca
to become easier
kolaylaşmak
to make easier
kolaylaştırmak
to facilitate
kolaylaştırmak
the ease
kolaylık
the collection
koleksiyon
collective
kolektif
the armchair
koltuk
the neighbor
komşu
the accommodation
konaklama
the accommodation reservation
konaklama rezervasyonu
the conference
konferans
the comfort
konfor
comfortable
konforlu
to concentrate
konsantre olmak
the concert
konser
the check-up
kontrol
the inspection
kontrol
to get under control
kontrol altına almak
to check
kontrol etmek
the matter
konu
the topic
konu
the subject
konu
the issue
konu
the location
konum
regarding
konusunda
the talk
konuşma
the speech
konuşma
to speak
konuşmak
to talk
konuşmak
to fear
korkmak
to not fear
korkmamak
to protect
korumak
to maintain
korumak
to preserve
korumak
the protection
korunma
to be able to put
koyabilmek
to put
koymak
dark
koyu
to run
koşmak
the run
koşu
to jog
koşu yapmak
the condition
koşul
credit
kredi
crystal
kristal
critical
kritik
the hairdresser
kuaför
the hairdresser’s shop
kuaför dükkan
the user
kullanıcı
to use
kullanılmak
the use
kullanım
the usage
kullanım
useful
kullanışlı
convenient
kullanışlı
to use
kullanmak
to drive
kullanmak
the fabric
kumaş
the trophy
kupa
the mug
kupa
the rule
kural
to form
kurmak
to set up
kurmak
to start
kurmak
to establish
kurmak
dry
kuru
to set up
kurulmak
dried up
kurumuş
the celebration
kutlama
the tail
kuyruk
the queue
kuyruk
the cousin
kuzen
the bird
kuş
complex
karmaşık
to save
kaydetmek
complex
kompleks
to save
kurtarmak
the dog
köpek
the bridge
köprü
bad
kötü
to worsen
kötüleşmek
the village
köy
the corner
köşe
cultural
kültürel
the library
kütüphane
small
küçük
little
küçük
the laboratory
laboratuvar
the lamp
lamba
necessary
lazım
delicious
leziz
the flavor
lezzet
delicious
lezzetli
tasty
lezzetli
the leader
lider
the liquidity
likidite
the port
liman
the list
liste
logistic
lojistik
logistics
lojistik
please
lütfen
unfortunately
maalesef
the adventure
macera
the paste
macun
the substance
madde
the material
madde
in the neighborhood
mahalle
the neighborhood
mahalle
the article
makale
the cost
maliyet
the ingredient
malzeme
the greengrocer
manav
the logic
mantık
logical
mantıklı
the view
manzara
the table
masa
the desk
masa
math
matematik
blue
mavi
the game
maç
the store
mağaza
mandatory
mecburi
obligatory
mecburi
the media
medya
the letter
mektup
the meli/malı suffix
meli/malı ek
the melody
melodi
pleased
memnun
satisfied
memnun
the satisfaction
memnuniyet
the curiosity
merak
to wonder
merak etmek
interested
meraklı
curious
meraklı
hello
merhaba
the compassion
merhamet
compassionate
merhametli
the message
mesaj
to text
mesajlaşmak
for example
mesela
the colleague
meslektaş
the text
metin
existing
mevcut
the season
mevsim
the matter
mevzu
the fruit
meyve
the graduate
mezun
to graduate
mezun olmak
it turns out
meğer
apparently
meğer
busy
meşgul
the stomach
mide
the microwave
mikrodalga
microwave
mikrodalga
minimalist
minimalist
the legacy
miras
the heritage
miras
the guest
misafir
mobile
mobil
the furniture
mobilya
the model
model
the moderator
moderatör
modern
modern
the break
mola
the motivation
motivasyon
tremendous
muazzam
the tremendousness
muazzamlık
the chat
muhabbet
conservative
muhafazakar
the judgment
muhakeme
to reason
muhakeme etmek
magnificent
muhteşem
the consensus
mutabakat
the agreement
mutabakat
the kitchen
mutfak
definitely
mutlaka
happy
mutlu
to make happy
mutlu etmek
the struggle
mücadele
to struggle
mücadele etmek
combative
mücadeleci
the jewel
mücevher
to intervene
müdahale etmek
the manager
müdür
the principal
müdür
the engineer
mühendis
to herald
müjdelemek
perfect
mükemmel
excellent
mükemmel
possible
mümkün
reclusive
münzevi
following
müteakip
specialist
mütehassıs
humble
mütevazı
modest
mütevazı
the museum
müze
the music
müzik
the music genre
müzik türü
the musician
müzisyen
the customer
müşteri
rarely
nadiren
delicate
narin
how
nasıl
what
ne
how much
ne kadar
the more
ne kadar
how little
ne kadar az
the reason
neden
to cause
neden olmak
the river
nehir
from where
nereden
almost
neredeyse
the generation
nesil
the object
nesne
clear
net
to clarify
netleştirmek
the clarity
netlik
luckily
neyse ki
the courtesy
nezaket
finally
nihayet
the intention
niyet
the point
nokta
normal
normal
the note
not
the mark
not
he
o
she
o
it
o
him
o
that
o
that much
o kadar
as much
o kadar
the more
o kadar
so
o yüzden
the room
oda
to focus
odaklanmak
the office
ofis
the school
okul
the school gym
okul spor salonu
to read
okumak
the reader
okur
the reader
okuyucu
as
olarak
the event
olay
the incident
olay
exceptionally
olağanüstü
quite
oldukça
very
oldukça
considerably
oldukça
to mature
olgunlaştırmak
without
olmadan
to be
olmak
even though
olsa da
positive
olumlu
negative
olumsuz
when
olunca
to arise
oluşmak
to create
oluşturmak
to form
oluşturmak
ten
on
him
ona
it
ona
to be confirmed
onaylanmak
they
onlar
them
onlar
them
onlara
them
onları
their
onların
online
online
his
onun
its
onun
her
onun
the optimization
optimizasyon
to optimize
optimizasyon yapmak
to optimize
optimize etmek
the rate
oran
there
orada
there
oraya
the organization
organizasyon
the orchestra
orkestra
the forest
orman
the middle
orta
common
ortak
average
ortalama
to reveal
ortaya koymak
to express
ortaya koymak
resulting
ortaya çıkan
to emerge
ortaya çıkmak
the bus
otobüs
the bus stop
otobüs durağı
the parking lot
otopark
the living room
oturma odası
to sit
oturmak
to play
oynamak
the game
oyun
the play
oyun
the toy
oyuncak
the player
oyuncu
the actor
oyuncu
expensive
pahalı
the panel
panel
the money
para
the paradigm
paradigma
the park
park
to park
park etmek
bright
parlak
to shine
parlamak
the party
parti
passive
pasif
passive voice
pasif yapı
the floor mat
paspas
the cake
pasta
the pastry shop
pastane
the boss
patron
to be shared
paylaşılmak
to share
paylaşmak
the market
pazar
marketing
pazarlama
many
pek çok
to reinforce
pekiştirmek
to strengthen
pekiştirmek
the window
pencere
the curtain
perde
the performance
performans
to pursue
peşinde koşmak
the picnic
piknik
to have a picnic
piknik yapmak
glittering
pırıltılı
the piano
piyano
to cook
pişirmek
the plan
plan
to plan
plan etmek
to plan
plan yapmak
the planning
planlama
to plan
planlamak
planned
planlanan
planned
planlı
the policy
politika
popular
popüler
the mail
posta
the pastry
poğaça
practical
pratik
the practice
pratik
proactive
proaktif
the problem
problem
professional
profesyonel
the professor
profesör
the program
program
the project
proje
the prototype
prototip
the rehearsal
prova
to rehearse
prova yapmak
the radio
radyo
at ease
rahat
comfortable
rahat
the relaxation
rahatlama
to relax
rahatlamak
relaxing
rahatlatıcı
to relax
rahatlatmak
uncomfortable
rahatsız edici
to bother
rahatsız etmek
to be disturbed
rahatsız olmak
comfortably
rahatça
the appointment
randevu
the report
rapor
despite
rağmen
despite/even though
rağmen
reference
referans
the guide
rehber
with the guide
rehber eşliğinde
the guidance
rehberlik
competitive
rekabetçi
the advertisement
reklam
the color
renk
to color
renklendirmek
to add color
renklendirmek
to become colorful
renklenmek
colorful
renkli
colored
renkli
the picture
resim
to paint
resim yapmak
officially
resmen
formal
resmi
the painter
ressam
the restaurant
restoran
to revise
revize etmek
the reservation
rezervasyon
the jam
reçel
to ask
rica etmek
the risk
risk
the role
rol
the novel
roman
the spirit
ruh
the soul
ruh
the routine
rutin
the dream
rüya
the wind
rüzgar
the hour
saat
the time
saat
the morning
sabah
morning
sabah
in the morning
sabah
patient
sabırlı
simple
sade
only
sadece
the owner
sahip
to have
sahip olmak
the scene
sahne
the stage
sahne
the beard
sakal
calm
sakin
the resident
sakin
to calm down
sakinleşmek
calming
sakinleştirici
to calm
sakinleştirmek
to hide
saklamak
to keep
saklamak
to store
saklamak
the salad
salata
to wag
sallamak
to sway
sallanmak
sincere
samimi
intimate
samimi
the art
sanat
art
sanat
the piece of art
sanat eseri
the artwork
sanat eseri
artistic
sanatsal
the artist
sanatçı
the chair
sandalye
to think
sanmak
to undermine
sarsmak
to sell
satılmak
to buy
satın almak
the sale
satış
to sell
satmak
defensive
savunma
thanks to
sayesinde
the page
sayfa
the respect
saygı
the number
sayı
the common sense
sağduyu
solid
sağlam
strong
sağlam
to provide
sağlamak
to contribute
sağlamak
to ensure
sağlamak
to enable
sağlamak
to maintain
sağlamak
to make
sağlamak
to benefit
sağlamak
healthy
sağlıklı
the session
seans
to persist
sebat etmek
to persevere
sebat etmek
the vegetable
sebze
the secretary
sekreter
the sector
sektör
the industry
sektör
the seminar
seminer
the script
senaryo
you
seni
the basket
sepet
the exhibition
sergi
to exhibit
sergilemek
to perform
sergilemek
to display
sergilemek
cool
serin
to cool
serinlemek
the coolness
serinlik
the certificate
sertifika
certificate
sertifika
certified
sertifikalı
the service attendant
servis görevlisi
the voice
ses
the sound
ses
quiet
sessiz
quietly
sessizce
the silence
sessizlik
affectionate
sevecen
cute
sevimli
encouraging
sevindirici
to love
sevmek
the trip
seyahat
travel
seyahat
to travel
seyahat etmek
to watch
seyretmek
the option
seçenek
the choice
seçenek
the choice
seçim
distinguished
seçkin
to choose
seçmek
hot
sıcak
the magic
sihir
magic
sihir
often
sık sık
frequently
sık sık
to get bored
sıkılmak
to jam
sıkışmak
the symbol
simge
to symbolize
simgelemek
the simit
simit
the exam
sınav
the cinema
sinema
the synergy
sinerji
the class
sınıf
the classroom
sınıf
the classmate
sınıf arkadaş
limited
sınırlı
the order
sipariş
the secret
sır
the system
sistem
black
siyah
to take shelter
sığınmak
the conversation
sohbet
to converse
sohbet etmek
to have a conversation
sohbet etmek
to chat
sohbet etmek
the street
sokak
on the street
sokak
last
son
the end
son
final
son
extremely
son derece
autumn
sonbahar
then
sonra
after
sonra
in the end
sonunda
the result
sonuç
the conclusion
sonuç
the outcome
sonuç
the question
soru
the responsibility
sorumluluk
the problem
sorun
problem-free
sorunsuz
social
sosyal
cold
soğuk
to get cold
soğumak
the gym
spor salonu
to exercise
spor yapmak
the athlete
sporcu
the strategy
strateji
strategic
stratejik
the stress
stres
the water
su
to water
sulamak
to serve
sunmak
to present
sunmak
to offer
sunmak
to provide
sunmak
the host
sunucu
to offer
sunulmak
the presentation
sunum
you
sen
your
senin
you
siz
your
sizin
to extinguish
söndürmek
to tell
söylemek
to say
söylemek
the word
söz
the promise
söz
the contract
sözleşme
the dictionary
sözlük
the tranquility
sükunet
sustainable
sürdürülebilir
the sustainability
sürdürülebilirlik
constantly
sürekli
all the time
sürekli
continuous
sürekli
continuously
sürekli
continually
sürekli
always
sürekli
the continuity
süreklilik
the process
süreç
to continue
sürmek
to drive
sürmek
the surprise
sürpriz
captivating
sürükleyici
gripping
sürükleyici
the commitment
taahhüt
the plate
tabak
the painting
tablo
to taste
tadına bakmak
to guess
tahmin etmek
to estimate
tahmin etmek
the admiration
takdir
to appreciate
takdir edilmek
to appreciate
takdir etmek
the jewelry
takı
the team
takım
the team spirit
takım ruhu
the teamwork
takım çalışması
the calendar
takvim
the instruction
talimat
just
tam
fully
tam
fully
tam anlamıyla
precisely
tam olarak
completely
tamamen
fully
tamamen
to complete
tamamlamak
the completion
tamamlanma
to finish
tamamlanmak
to be completed
tamamlanmak
to complete
tamamlanmak
to be repaired
tamir edilmek
to repair
tamir etmek
to have repaired
tamir ettirmek
to recognize
tanımak
to know
tanımak
to introduce
tanıtılmak
to introduce
tanıtmak
by
tarafından
neutral
tarafsız
the recipe
tarif
the date
tarih
the history
tarih
the farming
tarım
the discussion
tartışma
the debate
tartışma
to discuss
tartışmak
the design
tasarım
the designer
tasarımcı
to design
tasarlamak
the draft
taslak
the taste
tat
the vacation
tatil
vacation
tatil
the dessert
tatlı
the sweet
tatlı
to taste
tatmak
fresh
taze
the transportation
taşımacılık
to carry
taşımak
to bear
taşımak
to move
taşınmak
to overflow
taşmak
the supply
tedarik
the supplier
tedarikçi
the measure
tedbir
to make uneasy
tedirgin etmek
the risk
tehlike
dangerous
tehlikeli
alone
tek başına
the proposal
teklif
the offer
teklif
technical
teknik
the technique
teknik
the technology
teknoloji
technological
teknolojik
again
tekrar
the pronunciation
telaffuz
the phone
telefon
to call
telefon etmek
television
televizyon
the TV
televizyon
the contact
temas
the laziness
tembellik
basic
temel
the foundation
temel
the basis
temel
fundamental
temel
clean
temiz
to clean
temizlemek
to be cleaned
temizlenmek
cautiously
temkinli
the pace
tempo
the tray
tepsi
the progress
terakki
the scale
terazi
polite
terbiyeli
the choice
tercih
to prefer
tercih etmek
to choose
tercih etmek
preferably
tercihen
to sweat
terlemek
the terminal
terminal
by chance
tesadüf
to deliver
teslim etmek
the delivery
teslimat
the test
test
to test
test etmek
the confirmation
teyit
to confirm
teyit etmek
the countertop
tezgah
the stall
tezgah
to thank
teşekkür etmek
encouraging
teşvik edici
to encourage
teşvik etmek
the climbing
tırmanış
to climb
tırmanmak
meticulously
titizlikle
theater
tiyatro
the play
tiyatro oyunu
to shake hands
tokalaşmak
the ball
top
to pull together
toparlamak
to tidy up
toparlamak
total
toplam
to pick
toplamak
to collect
toplamak
to gather
toplamak
to gather
toplanmak
the meeting
toplantı
the community
topluluk
the society
toplum
social
toplumsal
the soil
toprak
the toast
tost
the traffic
trafik
the train
tren
the tournament
turnuva
the consistency
tutarlılık
the passion
tutku
passionate
tutkulu
to keep
tutmak
the salt
tuz
salty
tuzlu
the button
tuş
to run out
tükenmek
the consumer
tüketici
the consumption
tüketim
to consume
tüketmek
all
tüm
Turkish
Türkçe
minor
ufak
the horizon
ufuk
to be able to reach
ulaşabilmek
accessible
ulaşılabilir
the transportation
ulaşım
to reach
ulaşmak
to arrive
ulaşmak
to achieve
ulaşmak
international
uluslararası
the hope
umut
promising
umut verici
hopeless
umutsuz
the hopelessness
umutsuzluk
to forget
unutmak
unforgettable
unutulmaz
civilized
uygar
the application
uygulama
to apply
uygulamak
suitable
uygun
to follow
uymak
to obey
uymak
the harmony
uyum
to match
uyum sağlamak
to sleep
uyumak
compatible
uyumlu
the compatibility
uyumluluk
far
uzak
to take away
uzaklaştırmak
far away
uzakta
to stretch out
uzanmak
the space
uzay
the expert
uzman
to specialize
uzmanlaşmak
long
uzun
long-term
uzun vadeli
flying
uçan
to fly
uçmak
the flight
uçuş
to deal with
uğraşmak
to work on
uğraşmak
the promise
vaat
wild
vahşi
to have
var
to exist
var
to be
var
to reach
varmak
indispensable
vazgeçilmez
the vase
vazo
and
ve
the data
veri
productive
verimli
efficient
verimli
the efficiency
verimlilik
the productivity
verimlilik
to yield
vermek
the conscience
vicdan
the display window
vitrin
visionary
vizyoner
to emphasize
vurgulamak
the body
vücut
foreign
yabancı
to grasp
yakalamak
to catch
yakalamak
nearby
yakın
near
yakın
close
yakın
soon
yakında
near
yakınında
to bring closer
yakınlaştırmak
to suit
yakışmak
the approach
yaklaşım
the attitude
yaklaşım
to approach
yaklaşmak
alone
yalnız
solitary
yalnız
to isolate
yalnızlaştırmak
next-door
yan
the fire
yangın
to be mistaken
yanılmak
misleading
yanıltıcı
with me
yanımda
with him
yanında
next to
yanında
to answer
yanıtlamak
to echo
yankılamak
wrong
yanlış
incorrectly
yanlış
accidentally
yanlışlıkla
to reflect
yansıtabilmek
to reflect
yansıtmak
to be able
yapabilmek
the structure
yapı
constructive
yapıcı
the production
yapım
structural
yapısal
to do
yapmak
to make
yapmak
to build
yapmak
to be carried out
yapmak
the leaf
yaprak
to have done
yaptırmak
to make
yaptırmak
to use
yararlanmak
useful
yararlı
the creativity
yaratıcılık
to create
yaratmak
to help
yardım etmek
the aid organization
yardım kuruluşu
the helper
yardımcı
helpful
yardımcı
to help
yardımcı olmak
helpful
yardımsever
tomorrow
yarın
tomorrow's
yarınki
the race
yarış
forbidden
yasak
the pillow
yastık
the investment
yatırım
to invest
yatırım yapmak
the investor
yatırımcı
slowly
yavaş
slow
yavaş
slowly
yavaşça
published
yayımlanan
to publish
yayınlamak
to broadcast
yayınlamak
summer
yaz
the writer
yazar
the author
yazar
to have (someone) write
yazdırmak
to have typed
yazdırmak
the writing
yazı
the printer
yazıcı
written
yazılı
the software
yazılım
to write
yazmak
to rain
yağmak
the rain
yağmur
rainy
yağmurlu
to live
yaşamak
to experience
yaşamak
to occur
yaşanmak
seven
yedi
to eat
yemek
the food
yemek
the meal
yemek
the dish
yemek
the dinner
yemek
food
yemek
to cook
yemek yapmak
new
yeni
again
yeniden
to renew
yenilemek
to renovate
yenilemek
renewed
yenilenmiş
the innovation
yenilik
to innovate
yenilik yapmak
innovative
yenilikçi
the innovative spirit
yenilikçilik
to overcome
yenmek
the ground
yer
the spot
yer
local
yerel
instead of
yerine
to fulfill
yerine getirmek
to place
yerleştirmek
to arrange
yerleştirmek
the talent
yetenek
the ability
yetenek
enough
yeterince
sufficiently
yeterince
the adult
yetişkin
to catch
yetişmek
to grow
yetiştirmek
to suffice
yetmek
to wash
yıkamak
to have washed
yıkatmak
destructive
yıkıcı
the year
yıl
the star
yıldız
still
yine de
anyway
yine de
the food
yiyecek
otherwise
yoksa
or
yoksa
poor
yoksul
the road
yol
the way
yol
the route
yol
the path
yol
to cause
yol açmak
to lead to
yol açmak
the journey
yolculuk
on the road
yolda
tired
yorgun
tirelessly
yorulmadan
to get tired
yorulmak
to interpret
yorumlamak
intense
yoğun
heavy
yoğun
to sip
yudumlamak
the egg
yumurta
soft
yumuşak
round
yuvarlak
the side
yan
the side
yön
the direction
yön
the manager
yönetici
management
yönetim
the management
yönetim
to drive
yönlendirmek
to direct
yönlendirmek
to guide
yönlendirmek
the method
yöntem
high
yüksek
high-quality
yüksek kaliteli
to rise
yükselmek
to raise
yükseltmek
to walk
yürümek
in effect
yürürlük
to be carried out
yürütülmek
the walk
yürüyüş
to take a walk
yürüyüş yapmak
to walk
yürüyüş yapmak
the face
yüz
face-to-face
yüz yüze
to swim
yüzmek
because of
yüzünden
due to
yüzünden
sometimes
zaman zaman
on time
zamanında
over time
zamanla
to suppose
zannetmek
to think
zannetmek
the harm
zarar
the envelope
zarf
elegant
zarif
the poison
zehir
poisonous
zehirli
the ground
zemin
rich
zengin
to enrich
zenginleştirmek
the pleasure
zevk
to enjoy
zevk almak
the mind
zihin
mental
zihinsel
the summit
zirve
the contrast
zıtlık
to visit
ziyaret etmek
difficult
zor
hard
zor
tough
zor
to struggle
zorlanmak
to become harder
zorlaşmak
to make difficult
zorlaştırmak
challenging
zorlu
harsh
zorlu
tough
zorlu
the difficulty
zorluk
the challenge
zorluk
to have to
zorunda kalmak
to be obliged
zorunda olmak
to have to
zorunda olmak
to force
zorunlu kılmak
-l or -n
-l veya -n
with
-le
the field
alan
to reduce
azaltmak
the peace
barış
independent
bağımsız
other
başka
to accumulate
birikmek
to meet
buluşmak
the part
bölüm
the enthusiasm
coşku
the level
derece
the course
ders
the support
destek
other
diğer
to turn
dönüşmek
to fix
düzelmek
to reduce
düşürmek
to be able
edebilmek
to access
erişmek
during
esnasında
beneficial
faydalı
spacious
ferah
the opinion
fikir
in the future
gelecek
spacious
geniş
to spend
geçirmek
to fix
gidermek
to wear
giymek
hidden
gizli
the opinion
görüş
the conversation
görüşme
to meet
görüşmek
to meet
görüşmek
to spend
harcamak
the life
hayat
the enthusiasm
heves
quick
hızlı
quickly
hızlı
the service
hizmet
the peace
huzur
with
ile
in the future
ileride
to wake up
kalkmak
the word
kelime
easily
kolay
the conversation
konuşma
the course
kurs
reasonable
makul
the market
market
the space
mekan
independent
müstakil
the breath
nefes
to be able
olabilmek
the environment
ortam
the space
ortam
the part
parça
the market
piyasa
easily
rahat
the competition
rekabet
the field
saha
hidden
saklı
the service
servis
the level
seviye
during
sırasında
the breath
soluk
the style
stil
to give
sunmak
the word
sözcük
to wear
takmak
the style
tarz
the manner
tavır
to accumulate
toplamak
to hold
tutmak
to access
ulaşmak
to wake up
uyanmak
reasonable
uygun
the time
vakit
to give
vermek
to hold
yapmak
beneficial
yararlı
the support
yardım
the competition
yarışma
the life
yaşam
with
yla
the time
zaman
the manner
biçim
the part
kısım
to meet
tanışmak
quick
çabuk
quickly
çabuk
to turn
çevirmek
the environment
çevre
the manner
şekil
the effort
çaba
the instrument
çalgı
the employee
çalışan
working
çalışma
the work
çalışma
the study
çalışma
to work
çalışmak
to study
çalışmak
to try
çalışmak
to practice
çalışmak
to operate
çalışmak
to operate
çalıştırmak
to knock
çalmak
to play
çalmak
the bag
çanta
the bazaar
çarşı
the tea
çay
the era
çağ
to call
çağırmak
attractive
çekici
to hesitate
çekinmek
the drawer
çekmece
to take
çekmek
to draw
çekmek
to capture
çekmek
the translation
çeviri
in the area
çevre
to surround
çevrelemek
online
çevrimiçi
various
çeşitli
the variety
çeşitlilik
the diversity
çeşitlilik
to go out
çıkmak
to leave
çıkmak
to break out
çıkmak
to come out
çıkmak
to appear
çıkmak
to turn out
çıkmak
to emerge
çıkmak
to arise
çıkmak
dead-end
çıkmaz
the chocolate
çikolata
the flower
çiçek
the child
çocuk
very
çok
many
çok
too much
çok
the soup
çorba
to increase
çoğaltmak
to be able to solve
çözebilmek
to solve
çözmek
the solution
çözüm
because
çünkü
the assignment
ödev
the homework
ödev
the measure
ölçü
to measure
ölçüm yapmak
the criterion
ölçüt
the front
ön
before
önce
first
önce
ago
önce
in advance
önceden
previous
önceki
the priority
öncelik
to give priority
öncelik tanımak
first
öncelikle
priority
öncelikli
to take the lead
öne geçmek
to make stand out
öne çıkarmak
the importance
önem
important
önemli
significant
önemli
crucial
önemli
to care about
önemsemek
to care
önemsemek
the suggestion
öneri
the proposal
öneri
to suggest
önermek
to recommend
önermek
the foresight
öngörü
to have foresight
öngörü sahibi olmak
the predictability
öngörülebilirlik
foresighted
öngörülü
the precaution
önlem
the measure
önlem
to prevent
önlemek
preventive
önleyici
next
önümüzdeki
in front
önünde
the example
örnek
for example
örneğin
the praise
övgü
so
öyle
special
özel
the feature
özellik
especially
özellikle
the care
özen
to pay attention
özen göstermek
to strive
özen göstermek
motivating
özendirici
to motivate
özendirmek
carefully
özenle
meticulously
özenle
the autonomy
özerklik
the summary
özet
to summarize
özet geçmek
original
özgün
free
özgür
freely
özgür bir şekilde
freely
özgürce
the freedom
özgürlük
the self-confidence
özgüven
the longing
özlem
to miss
özlemek
the dedication
özveri
selfless
özverili
apology
özür
the lunch break
öğle arası
the lunch
öğle yemeği
in the afternoon
öğleden sonra
the student
öğrenci
to learn
öğrenmek
to teach
öğretmek
the teacher
öğretmen
the advice
öğüt
to advise
öğüt vermek
free
ücretsiz
the country
ülke
the university
üniversite
the university application
üniversite başvurusu
famous
ünlü
the production
üretim
the production cost
üretim maliyet
to produce
üretmek
the product
ürün
product
ürün
the top
üst
to overcome
üstesinden gelmek
the member
üye
on
üzerinde
on
üzerine
to upset
üzmek
to be upset
üzülmek
the grape juice
üzüm suyu
three
üç
to get cold
üşümek
superb
şahane
the song
şarkı
to sing
şarkı söylemek
essential
şart
the condition
şart
to amaze
şaşırtmak
transparent
şeffaf
the compassion
şefkat
compassionate
şefkatli
the city
şehir
the way
şekil
to shape
şekillendirmek
the umbrella
şemsiye
the thing
şey
the intensity
şiddet
the password
şifre
the poetry
şiir
the poem
şiir
stylish
şık
now
şimdi
the company
şirket
the driver
şoför
currently
şu anda
these days
şu aralar
undoubtedly
şüphesiz
despite/even though
–rağmen
despite/even though
…ya rağmen