Usages of getirmek
Üzüm suyu çok lezzetli, tatil bitince arkadaşlarıma da getireceğim.
Grape juice is very tasty; when the vacation ends, I will bring some to my friends.
Ben ekmek getiriyorum.
I am bringing bread.
Lütfen ekmek getir.
Please bring bread.
Arkadaşım bana ekmek getiriyor.
My friend brings me bread.
Ben kıyıda rahatlamak için yanımda hafif bir müzik getiriyorum.
I bring some light music with me to relax on the coast.
Plan avantaj getiriyor.
The plan brings advantage.
İş yerimde sertifika sahibi olmak, bana yeni fırsatlar getiriyor.
Having a certificate at my workplace brings me new opportunities.
Arkadaşlarımla kurduğum işbirliği, projelerimize başarı getirdi.
The collaboration I established with my friends brought success to our projects.
Çalışmak güvence getirir.
Working brings assurance.
Zorlu antrenmanlar sporcuları daha dirençli hale getirir.
Rigorous training makes athletes more resilient.
Takım çalışmasında, üyeler arasındaki bağlılık başarıyı getirir.
In teamwork, the loyalty among members brings about success.
İstek, başarı getirir.
Desire brings success.
Kentsel dönüşüm, mahalleye yeni bir soluk getirdi.
Urban transformation has brought new life to the neighborhood.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.