Usages of o
O çarşıda bir görevimiz var, manavdan taze meyve almalıyız.
We have a task at that bazaar; we should get fresh fruit from the greengrocer.
Özen göstermezsek, o adımlar bize sorun olarak dönüşür.
If we do not show care, those steps will turn into a problem for us.
O kasayı açmak için özel bir anahtar gerekiyor, yoksa alışveriş tamamlanamaz.
A special key is needed to open that cash register, otherwise the shopping cannot be completed.
O fabrika uzun yıllar önce inşa edildi, fakat şimdi modern cihazlarla yenilendi.
That factory was built many years ago, but now it has been renewed with modern devices.
O top bahçenin köşesine kaçtı, ona dokunmak için eğilip uzanmam lazım.
That ball rolled away to the corner of the garden; I have to bend and stretch out to touch it.
O macera bize doğayı tanıtacak, sonra dönüş yolunda taze kiraz toplayabiliriz.
That adventure will introduce nature to us, and then we can pick fresh cherries on the way back.
O kavgadan sonra ben kendimi toparladım ve keşke tekrar böyle bir olay yaşanmasa dedim.
After that fight, I pulled myself together and said I wish such an incident would never happen again.
O kitaptan bir alıntı paylaştım, haklı olduğumu düşündüm ama meğer yanılmışım.
I shared a quotation from that book, I thought I was right, but it turns out I was mistaken.
Elon.io is an online learning platform
We have an entire course teaching Turkish grammar and vocabulary.